İlk Türk Devletlerinde Devlet Teşkilatı

Bu dokümanı word belgesi olarak bilgisayarınıza kaydedetmek için tıklayınız...

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI

·         Türklerde devlet "bağımsızlık, halk, ülke ve teşkilat" olmak üzere birbirini tamamlayan dört unsurdan meydana gelmiştir.

·         DEVLET’i oluşturan unsurlar ;

       a) Bağımsızlık  b) Halk             c) Ülke             d) Teşkilatlanma

  ·         "Oksızlık" olarak adlandırılan bağımsızlık, Türklerde çok eski zamanlardan beri var olan karakteristik bir özelliktir. Bağımsızlık duygusunun oluşması ve gelişmesinin temelinde bozkır kültürü önemli rol oynamıştır. Türklerin atlı göçebe hayat tarzını benimsemeleri, özgür bir yapıya sahip olmalarına, dolayısıyla bağımsızlığın millî bir karekteristik özellik hâline gelmesine sebep olmuştur.

·       Toprak, yani ülke eski Türklerde yurt olarak adlandırılmıştır. Yurt hükümdarın şahsi malı değil­di; hanedan üyelerinin ortak malıydı. Bağımsız olarak yaşanan topraklar yurt olarak görülür, bağım­sız olunamayan yerler kolayca terkedilirdi.

·       Bağım­sızlık Türklerde "idi-oksızlık" olarak ifade edilmiş­tir. Her zaman yer değiştirme imkanına sahip olan Türkler, esarette kalmaktansa, hür olarak yaşaya­bilecekleri yerlere göçmeyi tercih etmişlerdir.

·         Türk devletlerinde halk sınıflara ayrılmamıştır. Ayrıca fertler özel hukuk, ekonomik ve sosyal hürriyet ile özel mülkiyet hakkına sahip olmuştur. "Halk devlet için değil, devlet halk içindir." anlayışının benimsendiği Türk devletlerinde hükümdarın en önemli görevlerinden biri, halkın mutluluğunu ve refahını sağlamak ve kendini halka sevdirmektir.

·         Her boy kendi beyinin başkanlığında sosyal, iktisadi ve idari bir teşkilata sahiptir. Boy beyi, boya ait bölgeleri idare ederek göçlerde boyun düzen ve disiplinini, diğer boylarla ilişkilerini düzenlemekte ve güvenliğini sağlamaktadır. Devleti oluşturan Türk boyları,genellikle kendi isteği ile birleşir. Amaç birlik ve beraberliği sağlayarak güven İçinde güçlü bir şekilde yaşamaktır. Boyları bir araya getirip birleştiren boy beyi tahta çıkarak kağan olur, daha sonra yeni devletin teşkilatlandırılmasına geçilirdi.

ORDU :

·         Türk ordusunun özellikleri :

Ø Askerliğin özel bir meslek sayılmadığı Türklerde ailesini ve malını korumak isteyen herkes asker olarak yetişmek zorundadır.

Ø Bu yüzden Hazar Hakanlığı'ndaki yabancı askerler istisnai olmak üzere Türklerde ücretli askerî bir sınıf yoktur.

Ø Halk içinde kadın erkek ayrımı yapılmaksızın hemen her Türk, iyi bir asker ve her an savaşa hazır durumdadır. Bu yüzden Türk milleti için "ordu-millet" deyimi kullanılmıştır.

Ø Sürekli bir ordunun bulunduğu Türk devletlerinde ordunun temeli süvarilere(atlı asker) dayanmıştır.

 ·         İlk düzenli ordu Büyük Hun Hükümdarı Mete tarafından kurulmuştur. Türk ordusu günümüze kadar gelen ve başka devletlerin ordularına da örnek olan "onlu sistem"e göre; teşkilatlandırılmıştır.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE VE GÜNÜMÜZDE ORDU

Birlik Adı

Komutanı

Asker Sayısı

Tümen

Tümenbaşı

10.000

Tabur

Binbaşı

1.000

Bölük

Yüzbaşı

100

Takım

Onbaşı

10

·         Ordu merkez, sağ ve sol olmak üzere üç sistemli bir yapıya sahipti. Ayrıca bu asıl ordu dışında sınır boylarında doğrudan doğruya kağana bağlı askerî birlikler de vardı. Başlarında "şad" denilen komutanları bulunan bu askerler, asıl ordu ile irtibat hâlindeydi" ve "merkezin haberi olmadan hiçbir hareket yapamazdı.

·         Köktürk kağanlarının bahadırlardan seçilmiş özel bir muhafız birliği bulunmaktaydı. Bu muhafız birliğinin askerleri ise "böri “(kurt) adıyla anılmaktaydı.

·         İlk Türk devletleri ordularında önemli askerî faaliyetler için kullanılan bazı özel birlikler de bulunmaktaydı. Örneğin savaş zamanında düşman ordusunun durumunu öğrenmek için "yelme" denilen keşif kolu gönderilmekteydi.

·         Mani dinini kabul eden Uygurlar, yerleşik hayata geçip et tüketimini bırak­tıkları için zamanla askerî özelliklerini kaybettiler.

·         Savunma silahları ; Kalkan, zırh ve tolga geliyordu.

·         Saldırı silahları ;Çift kavisli yaylar ve Mete'nin icat ettiği ıslık çalan oklar mızrak, kargı, süngü, kılıç

·         Türklerin en önemli savaş usulleri sahte ricat (geri çekilme) ve pusuydu.

 

TÜRKLERİN ASKERİ ALANDA ETKİLERİ

•     Roma ordusunda onlu sistem uygulandı. IV. yüzyıl sonlarında bu orduda yay kullanılan en önemli silah oldu.

•      Batı'da ceket ve pantolon giyilmeye başlandı.

•     Avrupa'da üzengi kullanımı Avarlarla yaygınlaştı.

•     V. yüzyıl başlarında "Turan" taktiğinin uygulanmaya başlandığı Bizans ordusunda Türk giyim tarzı ve saç biçimi de tercih edildi.

•      IX. yüzyıl ortalarında Ruslar, Hazar, Peçenek ve Kuman; Balkan Slavları ise Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim hem teçhizat (silah, tuğ) yönlerinden Türkleri örnek alan askerî güçler oluşturdu.

•     Cengiz Han ordusunda onlu sistem uygulandı.

•     Süvari tekniğini Türklerden öğrenen Çinliler . Türk süvari kıyafeti olan ceket, pantolon ve çizmeyi kullandı.

•      Çinliler ve Avrupalı kavimler et konservesi yapmayı da Türklerden öğrendi.

 

DEVLET YÖNETİMİ

MERKEZİ YÖNETİM

Kağan

Ayukı

Kurultay

a) Kağan :

·         Türklerde Gök Tanrı'nın kut verdiğine inanılan hükümdar ailesinin erkek üyeleri "kağan" olabilirdi. Töreye göre hükümdar kurultayda seçilir ve bu seçimlere halk da katılırdı.

·         Türk devletlerinde Türk olan baş hatunun büyük oğlu hükümdar olurken küçük tiginler (şehzadeler) ise "şad" yani "ordu komutanı" olarak görev alırdı. Ancak bu durum kesin bir kural değildi.

·         Kağan yerine veliaht gösterse bile diğer tiginler tahta geçmek için mücadele etme hakları vardı. Bu yüzden sık sık taht kavgalarının yaşandığı Türk devletlerinde başka devletlerin kışkırtması ve desteği ile bu taht kavgaları bir iç savaş hâlini alır ve devletin parça­lanmasına yol açardı.

·         Hükümarların ünvanları : Eski Türk devletlerinde hükümdarlar, "kağan, han, yabgu, il-teber" gibi unvanlar almışlardır. Hunlar, hükümdara sonsuzluk ve genişlik anlamına gelen "şanyü" unvanı vermişlerdir. Köktürk hükümdarları daha çok kağan unvanımı kullanırken Uygurlarda da "idikut" unvanı yaygınlaşmıştır.

·         Hükümdarlık alametleri :Türk devletlerinde her hükümdarın belirli hükümdarlık ve hâkimiye! sembolleri vardı. Hükümdarlık sembolü otağ (hakan çadırı), örgin (taht), tuğ (sancak), davul, kotuz (sorguç), kemer (kur), kılıç, yay, kama, kamçı (berge) idi. Özellikle, hükümdarın oturduğu yer, yani devletin merkezi olan "ordu" (çadırl kent) ve çeşitli vesilelerle verilen "toy" (şölen) da hükümdarlık sembolü sayıl­maktaydı

 ·         Kağanın görevleri; En önemli görevi ülkeyi ve halkı düşmandan korumak, bütün toplulukları bir devlet çatısı altında toplamaktı.

  • Ayrıca töre kurallarını uygulamak, düzeni sağlamak,
  •  Halkı adil idare etmek ve baskı yapmamak,
  • Ekonomik açıdan halkı refaha ulaştırmak
  • İç ve dış siyaseti düzen­ler, savaş ve barışa karar verir,
  • Savaşta ordu­lara komuta eder,
  • Elçiler gönderir, elçiler kabul eder, devlet görevlilerini tayin eder veya görevlerinden alırdı.
  • Bununla birlikte Türk kağanlarının Tanrı tarafından kendilerine verildiğine inandığı dünya hâkimiyetini sağlamak gibi evrensel bir görevleri de vardı.

Türk devletlerinin yönetiminde kağan dışında hatun, hanedana mensup tiginler vb. hanedan üyeleri de etkili olmuşlardır.

·         Hatun :ilk Türk devletlerinde hatun denilen hükümdar eşle­ri de önemli görevler üstlenmişlerdir. Kurultaylara katılarak kararlarda oy kullanır. Kağanlar gibi sarayı ve askerleri bulunan hatunlar eşlerinin yanında savaşa katılırlardı. Gerektiğinde hükümdarın vekili olarak ülkeyi yönetir ve elçileri kabul ederdi. Bu durum hatunun hükümdarı temsil etme yetkisine sahip olduğunu gösterir.

·         Tigin: Türk kağanının oğulları "tigin" unvanı ile anılırdı. Tiginlerin her birine devlet teşkilatının en yüksek kademesinde görevler verilirdi. İdari ve askerî alanda tecrübe kazanması amaçlanan tiginlerin idaresine devletin önemli bölgeleri bırakılır; emrine de bir birlik (tümen) verilirdi.

·         İkili sistem : Büyük Hun Devleti, "orta", "doğu" ve "batı" olmak üzere "üçlü" devlet düzenine göre teşkilatlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; "orta"da Hun Hükümdarı Mete, "doğu'da veliahtlar, "batı"da ise Mete'nin akrabaları ile soylu Hun prensleri yer almıştır.

Köktürklerde ise devlet, "doğu" ve "batı" olmak üzere ikili teşkilat ile idare edilmiştir. "Doğu"da büyük kağan bulunurken "batı"da "yabgu" unvanıyla kağana bağlı ola­rak hanedan üyeleri yer almıştır. Köktürk egemenliğinde Uygurlarda bu devletin teşkilatını benimsemişlerdir.

     Hükümdarın oturduğu başkente "Ordu" denirdi. Bö­lümlerin başında bulunan yabgular, yarı bağımsız olarak bölgelerini yönetirlerdi. Ancak bütün devleti ilgilendiren konularda ortak hareket ederlerdi.

 b) Ayukı ( Hükümet) :

·         Hunlardan itibaren yönetimle ilgili kararlar almak ve alınan kararları uygulamak amacıyla devlet yetkililerinin bulunduğu ayukı (bakanlar kurulu) adı verilen kurul oluşturulmuştur.

·         Ayukının başında "aygucı" veya "üge" adı verilen bugünkü başbakan bulunurdu.

·         Bunlar hanedan mensupları dışında, devlete hizmet etmiş yetenekli, bilgili ve halkın sevdiği kişiler arasından seçilirdi. Asya Hunlarında "Kutuhou", Avrupa Hunlarında "Onügez", Köktürklerde "Tonyukuk", Uygurlarda "Kutlu" bu vezirlere örnektir.

·         Türk devletlerinde "buyruk" adı verilen hükümet üyelerinin sayısı zaman zaman değişirdi. Özellikle Uygurlarda buyruklar büyük önem kazanmışlardır.

·         Kağanın gücünün zayıflamasıyla eş zamanlı olarak buyrukların güçlenmesi, Uygur Hakanlığı'nda ileride çökmesine neden olan temel faktörlerden biri olmuştur. Bu değişimi yansıtan ilk olay eski Büyük Buyruk Baga Tarkan'ın 776'da iktidarı ele geçirmesidir.

 

c) Kurultay (Toy)

  İlk Türk devletlerinde siyasi, askerî, ekonomik, sosyal ve kültürel konuların görüşülüp karara bağlandığı meclislere "toy", ya da "kurultay" denilirdi.

·         Toylarda devlet meseleleri görüşülür; dinî tören, yarışma ve çeşitli eğlenceler düzenlenirdi.

·         Bütün toyların sonunda halkın da katıldığı şölenler (ziyafet) milletin kaynaşması ve devletin temellerinin sağlamlaştırılması için önemli bir fırsattı. XIII. yüzyıldan itibaren bu meclisler için "kurultay" adı ön plana çıkarken "toy" kelimesi ise sadece şölenler için kullanıldı.

·         Türklerde her boyun kendine ait bir kurultayı (küçük kurultay) vardı. Burada halkın da katılımıyla boy beyi seçilirdi.

·         Büyük kurultaya kağan başkanlık ederdi. Onun olmadığı zamanlarda ise aygucı (vezir) başkanlığında toplanılırdı. Kurultay üyelerine "toygun", adı verilirdi.

·         "Hatun" başta olmak üzere askerî ve idari yüksek görevliler, kurultayın tabi üyeleri idi. Bunlar dışında halkın ileri gelenleri, devlete tabi beyler ve yabancı zümrelerin temsilcileri de bu meclislere katılabilirdi.

·         Kurultay belirli zamanlarda toplanırdı. Ancak savaş, barış, göç, isyan, tabi olma gibi bazı olağanüstü durumlarda da kurultay toplanabilirdi. Önemli meselelerin görüşüldüğü ve katılım sayısının yüksek olduğu kurultaylar belirli bir disiplin içinde geçerdi. Burada "orun" ve "ülüş" törelerine göre kimin nereye oturacağı bir kurala bağlanmıştı. Kurultaylarda kağanın sağ tarafında vezirler, beyler ve komutanlar yer alır; sol tarafında ise memleketin ileri gelenleri ve memurlar otururdu.

·         Devletten devlete farklılık göstermekle beraber kurultayın aldığı kararlar genellikle bağlayıcı nitelikteydi. Kağan kurultayın kararlarını dikkate almak zorundaydı. Alınan karara uymazsa ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu tutulurdu.

·          Kurultay, hükümdarın uygulamalarını kabul etmeyebilirdi. Örneğin Köktürk Devleti'nde Bilge Kağan'ın (716-734) şehirlerin surlarla çevrilmesi ve Budizm'in kabul edilmesi istekleri kurultay tarafından reddedilmiştir.

·         Kurultay, üyelerinin temsilî niteliğinin olması, kanun yapma, hakan seçme, hakanı denetleme ve onun yetkilerini kısıtlama; gerekirse azletme gücüne sahip olmaları demokratik bir nitelik taşıdıklarını göstermektedir.

·         Büyük Hun Devleti'nde Mete'den itibaren senenin başında, ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere üç kere kurultay toplanırdı. Bu kurultaylarda devlet adamları devlet meseleleri ile ilgili fikirlerini belirtmekle birlikte son kararı Mete Han verirdi.

  •  Hunlarda yılın başında yapılan ilk toplantı genellikle dini mahiyetteydi.
  •  İlkbaharda yapılan ikinci toplantı bağlılık  kurultayı olarak nitelendirilir; bu kurultaya tabi Hun boyları ve yabancı zümrelerin temsilcileri mutlaka katılırdı. Bu toplantıda hükümdar secimi yapılır va da tasdik edilir, töreye yeni hükümler getirilir ve bütün ülke meseleleri görüşülüp karara bağlanırdı.
  • Üçüncü kurultay ise sonbaharda yapılırdı. Şavaş ve sayım kurultayı da denilen bu toplantıda ordu teftiş edilir, halk ve atların sayımı yapılır, savaş kararı görüşülürdü. Bu mevsimde atların yetişip güçlenmesi ve Çin'de harman mevsiminin olması sebebi ile Hunlar bu bölgeye doğru savaş hareketlerini başlatırdı.

·         Köktürklerde kurultay; halkın da katılımıyla mayıs ayında yapılır, burada devlet işleri görüşülür, iktisadi ve kültürel meselelere çözüm bulunurdu. Taht değişikliği durumunda da yeni kağan bu kurultayda seçilirdi.


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Yorum Yaz          
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!