Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:






  
Timur Devleti

                    

www.arsivbelge.com
Timur Devleti Hakkında BilgiTimur Devleti dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Timur Devleti başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

TİMUR DEVLETİ


TİMUR’UN ORTAYA ÇIKIŞI VE DEVLETİN’NİN KURULUŞU
Moğol imparatorluğu topraklanılın büyük bölümünde Türk nüfus oldukça fazlaydı. Moğol devletlerinden Çağatay Hanlığı'nda da, nüfusun büyük kısmını Türkler oluşturuyordu. Daha önce de değinildiği gibi Moğollar İslâmiyet’i kabul edip kısa sürede Türkleşmişlerdi. Bu durumun en belirgin örneği de Çağatay Hanlığı'nın Timurlular eline geçmesi ve devletin Moğol karakterini tamamıyla kaybetmesi idi.
Timur Devleti'ni kuran Timur, 1336 yılında Türkistan'ın Keş (Yeşil şehir) şehri yakınlarında doğdu. Barlas boyuna mensuptu. Babası Turgay, boyun başkanı idi. Çağatay Hanlığı bu sıralarda karışıklıklar içerisindeydi. Çağatay soyundan gelen emirler yönetimde etkiliydiler, istediklerini han seçtiriyorlar, kendi bölgelerinde bağımsız hareket ediyorlardı.
XIV. yüzyılın ikinci yansında Maveraünnehir, hanlar arasında mücadeleye sahne olmuş, karışıklıklar artmıştı. Doğu Türkistan'da hüküm süren Tuğluk Timur da, bu durumdan yararlanıp Maveraünnehir'i işgal etti. Timur'un ortaya çıkışı bu işgalle gerçekleşti. Timur, Tuğluk Timur'a bağlılığını bildirdi ve onun hizmetine girdi. Kendisine Keş yöresinin idaresi verildi.
Daha sonra Maveraünnehir'in idaresine getirilen İlyas Hoca'nın emrine tayin edildi. Ancak Timur, onun zalimce davranışları karşısında kayın biraderi Emir Hüseyin ile Horasan'a gitti. Büyük bir devlet kurma isteği, Timur'u Maveraünnehir'e geri döndürdü. Timur, Emir Hüseyin iliş Keş şehrini ele geçirip Maveraünnehir'e hâkim oldu. Daha sonra Emir Hüseyin ile arası açılan Timur Belh'i kuşatarak onu bertaraf etti. Timur burada emir ilân edildi ve hükümdar tahtına oturdu (1370).

TİMUR'UN FETİHLERİ
Timur, devletini kurduktan sonra hemen fetih hareketlerine başladı. İlk seferi, Çağatay Hanlığı'na bağlı Harezm üzerine oldu. 1371 - 1379 yıllan arasındaki seferlerle Harezm'i topraklarına kattı.
Çağatay Hanlığı'nın doğu topraklarına yaptığı akınlarla Kaşgar, Yarkent ve Aksu şehirleri tahrip edildi. Buralar da Timur hâkimiyetini tanıdılar.
Timur 1391 - 1395 yıllan arasında yaptığı seferlerle Altın Orda Devleti'ni çökertti. Devlet bir daha kendini toparlayamadı. Altın Orda Devleti'nin Timur'dan yediği darbe, topraklan üzerindeki Rusların işine yaradı ve Rusya'nın gelişmesini sağladı.
Timur, Altın Orda üzerine yaptığı ilk seferden sonra güneybatı seferine çıktı. Bağdat'ı, Azerbaycan'ı ve bazı Güney Anadolu şehirlerini aldı. Osmanlı hâkimiyetine girmek isteyen beylikleri kendisine bağladı. Timur Semerkant'a döndükten sonra, kısa bir hazırlık yaparak Hindistan üzerine yürüdü. Merkezi Delhi olan Türk Sultanlığı ve yarı bağımsız Hint emirlerini kendisine bağladı (1398 -1399). Hindistan seferinde pek çok ganimet ve fil ele geçirildi.
Timur'un karşısında rakip olabilecek iki devlet kalmıştı. Bunlar Osmanlılar ve Memlûklar idi. Hint seferinden dönen Timur, tekrar batı seferini başlattı, ilk hedefi Osmanlılar oldu.
Timur, daha önceki seferlerinde Celâyiroğullarının ve Karakoyunluların topraklarını ele geçirmişti. Bu devletlerin hükümdarları da kendilerini Timur'a karşı koruyabilecek bir devlet arıyorlardı. Bazen Yıldırım Bayezid'e bazen de Memlûklara sığınıyorlardı. Yıldırım Bayezid'in son verdiği Anadolu beyliklerinin bazı hükümdarları da Timur'a sığınmışlardı. 1400 yılında Anadolu’ya giren Timur, Sivas'ı alarak tahrip etti. Memlûkların iç karışıklıklarından yararlanmak ve Osmanlılarla karşılaşmadan önce onları bertaraf etmek istiyordu. Bu amaçla Halep, Hama, Humus ve Şam'ı alarak Akka'ya kadar ilerledi. Kahire üzerine yürümeyen Timur böylece Suriye topraklarını da ele geçirdi. Dönüşte Bağdat'ı tekrar işgal edip, Tebriz'e döndü. Sivas'ın işgalinden sonra Timur'la arası açılan Yıldırım Bayezid, Sivas ve Erzincan'ı yeniden işgal ederek Erzurum'a kadar ilerledi.
Timur, Suriye seferi sırasında Yıldıran Bayezid'e gönderdiği mektuplarda kendi hâkimiyetinin tanınmasını istemişti. Yıldırım ise bunu kabul etmemiş, ülkesini müdafaaya hazır olduğunu iletmişti.
Timur'un diğer istekleri olan; Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusufun kendisine teslimi ve şehzadelerden bilinin rehin olarak gönderilmesi de Yıldırım tarafından reddedildi. Yeni getirdiği kuvvetlerle ordusunu takviye eden Timur, artık Osmanlılarla savaşa karar vermişti. Bu yüzden Yıldırım Bayezid'e kabul edilmeyecek tekliflerde bulunuyordu, önceki tekliflerine ilâveten, Erzincan ve Kemah ile Anadolu beylerinden alınan yerlerin eski sahiplerine verilmesini istedi. Bu teklifleri ile savaşın sorumluluğunu Osmanlılara yüklemek istiyordu. Bu durum karşısında Vezir Ali Paşa, Bayezid'den tedbirli davranılmasını rica etti. Yıldırım Bayezid ise "Şerefimiz ve karşı koyacak gücümüz vardır. Tâbi olup istiklâlsiz yaşayamayız" cevabını verdi. Bizans’la anlaşarak İstanbul kuşatmasını kaldırdı.
Timur, büyük ordusu ile Anadolu'ya girdi. Kayseri ve Kırşehir üzerinden Ankara'ya gelerek şehri kuşattı. Bayezid de Ankara'ya yaklaşmıştı. Timur bunun üzerine Ankara kuşatmasını kaldırarak Çubuk Ovası'na geldi ve savaşa hazırlandı. 28 Temmuz 1402 de yapılan savaşı Timur kazandı. Yıldırım Bayezid esir düştü.
Osmanlı Devleti'nin Timur'a yenilmesi sonucunda, Bizans İmparatorluğu 50 yıl daha varlığını sürdürdü. Osmanlıların Rumeli fetihleri durdu. Şehzadeler arasında taht kavgaları başladı (Fetret Devri). Timur'un Anadolu beyliklerine eski topraklarını vermesi ile Anadolu Türk birliği bozuldu.
Timur'un Rumeli'ye geçme düşüncesini sezen Bizans imparatoru, ona elçiler ve hediyeler göndererek bağlılığını bildirdi. Timur Osmanlıları, Anadolu beylerini, Memlûkları ve Bizans'ı kendine bağlı devletler haline getirip ülkesine döndü.
1405 yılında Çin seferine hazırlanarak yola çıktı. Ancak Otrar'da hastalanarak öldü.
Timur, Türk tarihindeki büyük cihangirlerden biri idi. Aynı zamanda zekâsı ve teşkilâtçılığı ile de parlak bir şahsiyetti.

TİMUR DEVLETİ'NİN PARÇALANMASI
Timur'un Cihangir, Ömer Şeyh, Miranşah ve Şahruh adlarında dört oğlu vardı. Büyük oğlu Cihangir ve Ömer Şeyh kendisinden önce ölmüşlerdi. Timur da kendisinden sonra hükümdarlık için, Cihangir'in oğlu Pir Muhammed'i veliaht göstermişti. Ancak Timur'un ölümünden hemen sonra iç mücadele başladı. Çin seferi tamamlanmak istendiyse de başarılı okunamadı. Timur'un oğulları ve torunları arasındaki taht mücadelesi şiddetlendi.
Türk devlet geleneğine göre topraklar hanedan üyeleri arasında paylaştırılıyordu. Bunlardan biri diğerlerine hâkim sayılıyordu. Fakat paylaşım sonrası da Timur'un oğullan ve torunları birbirleriyle geçinemediler.
Şahruh, Maveraünnehir’i alarak Semerkant dolaylarını oğlu Uluğ Bey'in idaresine verdi. Onlar zamanında bölgede; ilim, sanat ve özellikle edebiyat alanında gelişmeler kaydedildi.
Uluğ Bey zamanında Maveraünnehir, Cuci soyundan olan Özbeklerin akınlarına maruz kaldı. Diğer taraftan Timur oğulları, Akkoyunlu ve Karakoyunlularla savaşıyorlardı. Doğuda ise Çağatay Moğollarının baskılan artmıştı.
Uluğ Bey'den sonra Maveraünnehir'de iktidarı ele geçiren Ebu Said, durumu toparlamaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Timurlulardan sadece Hüseyin Baykara, Horasan'da tutunabildi.
Ünlü Türk şairi Ali Şir Nevâi'de onun döneminde yaşadı. Daha sonra Özbekler (Şeybâniler) Herat'a girerek Horasan'ı ele geçirdiler. Böylece Özbekler, 1507 yılında Timurluların saltanatına son verdiler.
Timur hanedanından Babür, Özbeklerle mücadele ettiyse de Hindistan'a çekilmek zorunda kaldı. Hindistan’ da yüzlerce yıl sürecek olan Babür Devleti'ni kurdu. Timur hanedanı böylece, Babür'ün kurduğu bu devlet sayesinde varlığını koruyabildi.

TİMURLULARDA DEVLET YÖNETİMİ
Daha önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Timur Devleti'nde de belli bir veraset usulü yoktu. Ülke, hanedanın ortak malı kabul ediliyordu.
Devletin başında bulunan hükümdarın yanı sıra, hanedanın diğer erkek üyeleri devlet yönetiminde görev alıyorlardı.
Mirza denilen hanedan üyeleri eyalet merkezlerine gönderilirlerdi. Onlar aynen devlet merkezindeki gibi saray ve idare teşkilâtını buralarda tesis ederlerdi. Mirzalar bağımsız hükümdar gibi davranırlardı. Onlara, sadece aralarında anlaşmazlıklar veya topraklarında isyanlar çıktığı zaman hükümdar müdahale ederdi.
Hanedan üyelerinin bu hukukî durumları, ayaklanmalara ve taht kavgalarına sebep oluyordu. Dolayısıyla bu durum devletin zayıflamasında, önemli bir etkendi. Nitekim Timur, ölmeden önce yerine veliaht göstermişti. Ancak Pîr Muhammed'in hükümdarlığını diğer hanedan üyeleri tanımamışlardı.
Müslüman olmasının yanı sıra Timur, eski Türk geleneklerini yaşatmaya özen gösterdi. Ayrıca Cengiz Yasası'nı da ihmal etmedi, İslam tesirine rağmen Cengiz Yasası'nın uygulanmasına, devlet yıkılana kadar devam edildi.
Timur Devleti'nde hanedan mensuplarının hanımları devlet yönetiminde etkiliydiler. Ziyafetlere ve seferlere katılan kadınların, eğitimine de önem verilirdi.
Timurlularda, şehir veya bölgelerin idarî ve askerî işlerinden damgalar (hâkimler) sorumluydular.
Damgaların başlıca görevleri arasında; bulunduktan yerlerdeki adlî işleri yürütmek, savaşa gitmek, bazen de vergi toplamak vardı.
Büyük merkezlerde kale komutanı durumunda olan kutvaller bulunmaktaydı. İslâmiyetin kabulünden sonra kurulan Türk devletlerinde saray teşkilâtında görev yapan memurların çoğu, Timurlularda da vardı. Memurlar, sarayda veya askerî hizmetlerde bulunarak devlet işlerinde yüksek mevkilere gelebiliyorlardı.
Merkezde (Semerkant) askerî ve malî - idarî işlere bakan iki divan bulunmaktaydı. Devlet askerî karakter taşıdığından, Tavacı Divan adı da verilen askerî divan daha önemliydi. Bu divanın başında bulunan emirler, askerleri topluyor, ordunun düzeni ve disiplini ile uğraşıyor, savaş sonrasında ganimeti paylaştırıyorlardı.

ORDU
Timur'un başarılarının ardında son derece sadık, disiplinli ve düzenli bir ordu vardı.
Ordu Mete'nin yaptığı onlu sisteme göre teşkilâtlanmıştı.
Tavacı Divanı ordu ile ilgili işlerden sorumluydu.
Hükümdarın 1000 kişiden oluşan hassa (kavçin) alayı vardı.
Ordunun büyük bölümü süvarilerden meydana gelmekteydi.
Sefere çıkılmadan önce, sefer yapılacak ülkeye casuslar gönderilirdi. Casuslar ülkenin halkını, coğrafyasını, ileri gelenlerini ve önemli olaylarını öğrenirlerdi.
Ordunun silâh ihtiyacını karşılamak üzere cebehâne denilen merkezler bulunmaktaydı. Semerkant kalesinde zırh, kalkan, ok, yay ve miğfer yapan zanaatkarlar çalışıyordu.
Timur ordusunda, savaşlarda fillerden de yararlanılmıştı. Savaş sırasında düşmanı korkutmak için boru çalınıp, kös (davul) vuruluyordu. Savaştan önce, askerlere moral vermek için hediyeler dağıtılırdı.
Savaş sonrasında ise yararlığı görülen askerlere siyurgal denilen iktalar verilirdi. Siyurgal sahibi, daha önce devlete ödenen vergileri toplama hakkına sahipti. Bu sistem zamanla babadan oğula geçer bir hâl almış, siyurgallar din adamlarına da verilmiştir.

MALÎYE
Timur Devleti’nde Divan-ı Mal, idarî ve malî işlerle ilgilenen divandı. Başında divan beyi bulunurdu. Katiplerine de vezir deniliyordu. Divan-ı Mal'ın başlıca görevleri arasında; vergi işlerine bakmak, tarım üretiminin arttırılmasını sağlamak, şehirleri imar ettirmek, gelirlerini çoğaltmak vardı. Ayrıca para bastırılması, hesapların tutulması ve vergi işleri ile ilgili şikâyetleri halletmek bu divanın görevi idi.
Timur Devleti'nin hazinesi Semerkant kalesi ve Herat'taki Ihtiyareddin kalesinde saklanırdı.
En yüksek para birimi tümen (10000 dinar karşılığı olan para) idi. Vergi gelirleri tümen üzerinden hesaplanırdı. En çok kullanılan diğer para birimleri ise dinar ve dirhemdi.
Devletin başlıca gelir kaynakları; öşür, haraç, cizye, tüccar ve zanaatkarlardan alınan tanığa idi. Olağanüstü hallerde orduya yardım adı altında para toplanırdı. Otoritenin zayıfladığı zamanlarda halktan alınan yergi iki katına çıkarılabiliyordu. Ancak halkın şikâyetleri, zaman zaman vergilerden bazılarının alınmamasını da sağlıyordu.

BİLİM, DİL VE EDEBİYAT
Timur Devleti döneminde bilime önem verildi. Fethedilen yerlerdeki bilginler ve sanatkârlar Semerkant'a getirildi.
İslâm medeniyetinde astronomi ilmi, en parlak devrini Timur'un torunu Uluğ Bey döneminde yaşadı. Ulug Bey'in kendisi de astronomi bilgini idi. Semerkant'ta kurduğu rasathanede pek çok bilgin toplanmıştı. Uluğ Bey burada yapılan gözlemlere yıllarca başkanlık yapmış. Yıldızların Fihristi Cetvelleri adlı eseri yazmıştı. Devrin bilginlerinden Ali Kuşçu da Uluğ Bey'in öğrencisi idi. Daha sonra İstanbul’a giderek, Fatih döneminde Osmanlı hizmetine girmişti.
Buhara ve Semerkant medreselerinde dinî bilimlerin yanı sıra astronomi ve matematik de öğretiliyordu. Burada Kadızâde-i Rumî ve Uluğ Bey dersler veriyorlardı.
Kadızâde-i Rumî, Bursa medreselerinde öğrenimini tamamladıktan sonra Horasan'a ve oradan da Semerkant'a giden âlimdi.
Sultan Hüseyin Baykara döneminde ise Herat haklı bir üne kavuşmuştu. Sultan aynı zamanda şairdi. Bilim adamlarını, şairleri, din âlimlerini himaye ediyordu. Hüseyin Baykara, Baykara Sohbetleri diye anılan zevkli ve ilmî olan toplantılar düzenliyordu. Herat'ta tasavvuf felsefesi ve tarih yazıcılığı da gelişmişti. Herat sarayı o dönemdeki Osmanlı sarayı ile, Osmanlı bilgin ve sanatçıları ile ilişki içerisinde bulunuyordu.
Timur ve hanedanının dili Türkçe idi. Bu dönemde Uygur yazısı ile gelişen Türkçe edebiyat, Fatih zamanında İstanbul'da da ilgi uyandırmıştı. Fatih'in sarayında Uygurca öğretiliyordu.
Timurlular devrinde Türkçe yazan ve şöhret kazanan bir çok şair yetişti. Bunların çoğunun eserleri kaybolmuş veya henüz ortaya çıkarılamamıştır.
XV. yüzyılın ilk yarısından sonra Timurlu şehzadeler himayesinde Doğu Türkçesi (Çağatayca) daha da gelişti.
Sultan Hüseyin Baykara ve Ali Şîr Nevâî, devletin siyasî ve kültür hayatına damgalarım vurdular. Farsça da yazan Ali Şîr Nevâî, asıl Türk şairi olarak şöhret kazandı. Doğu Türkçesini nazımdaen ileri seviyeye ulaştırdı.
Ali Şîr Nivâî (1441 - 1501) Herat'ta doğmuştur. Hüseyin Baykara'nın okul arkadaşı olup, ölene kadar yanında kalmıştır. Nevâî, Osmanlı kültür merkezlerinde, Akkoyunlu, Safevî, Babür saraylarında. Orta Asya ve Kınm dolaylarındaki Türkler arasında yüzyıllarca etkili olan Türk şairidir.
Türkçe’nin Farsça’dan üstün olduğunu ispatlamak için yazdığı ünlü eseri, Muhâkemet-ül- Lûgateyn'dir. Nevâî, bu eserinde iki dili karşılaştırmıştır.
Şair Sultan Hüseyin Baykara ise Hüseynî mahlası ile Farsça ve Türkçe şiirler söylemiştir. Türkçe divanı Ölümünden sonra düzenlenmiştir. Farsça divanı ise bulunamamıştır.
Ali Şîr Nevâi’den önce Timur döneminin Doğu Türkçesi ile yazan en güçlü şairi Lütfî’dir.Onun ünlü eseri Gül ve Nevruz adlı mesnevisidir.
Devletşah ise bazı İran şairlerinin hayat hikâyelerini Tezkiretü'ş-Şuarâ adlı eserinde toplamıştır. Emir Devletşah, kitabında, böyle bir eseri ilk defa kendisinin yazdığını da belirtmektedir.

SANAT
Timurlular devrinde mimarî, resim, süsleme sanatları ve musiki alanlarında gelişmeler sağlanmıştır, istilâlarla tahrip edilen yerlerde ve özellikle önemli merkezlerde büyük bir imar faaliyetine girilmiştir. Hükümdarlar, hükümdar hanımları ve yüksek devlet görevlileri imar faaliyetlerine katılmışlardır.
a. Mimari
Timur Devleti'nde mimarideki gelişme, Avrupa'da Timurlu Rönesansı tabirinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu dönemde islâm mimarisine, binalann yüksekliği ve büyük masraflarla yapılan yüzey kaplamaları yenilik olarak girmiştir. Binaların görülebilen tüm yüzeylerinde renkli çiniler kullanılmıştır. Kubbe ve minarelerin iç hacimleri geniş tutulmuştur. Armut şeklinde kubbeler yapılmıştır.
Mimarî eserlerin başlıcalarını; saraylar, camiler, medreseler, kervansaraylar, türbeler, köprüler, hamamlar, hastahaneler ve su kanalları oluşturmuştur. Bu dönemden günümüze kalan mimarî eserlerin çoğu bu gün harap durumdadır.
Timur, Semerkant'da şehrin bir ucundan diğer ucuna uzanan bir cadde ve bunun iki yaranda dükkânlar yaptırdı. Çarşının yapım masrafları Semerkant halkından alındı. Bibi Hanım Mescidi adı verilen Semerkant Camii ise, şehirdeki yapıların en güzeli idi. Yine Timur, Hoca Ahmet Yesevi’nin mezarı üzerinde bir türbe yaptırdı. Burada aynı zamanda dervişler ve gelecek misafirler için büyük bir imaret vardı.
Gök Saray da Timur tararından yaptırılmıştı. Burası daha ziyade devlet hazinesinin saklanması yanında hapishane olarak kullanılıyordu. Timur'un Semerkant dışında büyük bahçeler içinde yapılan sarayları vardı. Bahçeler, Timur bulunmadığı zaman Semerkant halkının gezinti ve eğlence yerleri idi. Saraylar kapalı şatolar mahiyetinde değillerdi. Nitekim Timur, torunu Uluğ Bey'in düğününe Semerkant halkının hepsinin davetli olduğunu ilân ettirmişti. Düğünde Türklerin yağmalı toy geleneğine uyulmuştu.
Timur, Ankara Savaşı'ndan dönüşte Semerkant'da kendisi için bir türbe inşa ettirmişti. Daha sonra Timur, Şahruh ve Uluğ Bey ile başka şehzadeler bu türbede defnedilmişlerdir .
Timurlular döneminde Herat, imar edilen bir diğer şehirdi. Şahruh burada bir hastahane yaptırmıştı. Karısı Gevherşad ise Meşhed'de bir cami,Herat'da medrese vetürbe inşa ettirmişti.
Hüseyin Baykara, döneminde Herat şiir,musiki, resim ve hatsanatlarının gelişmemerkezi olmuştu. Şehirde pek çok dinî vesosyal kurumlar yaptırılmıştı. Ali Şir Nevâi,Herat ve Horasan'dayaptırdığı 350'den fazlahayır müessesini,kurduğu vakıf ile idareettirmişti. Nevâi, bu işiçin muazzam bir servetharcamıştı. Herat'daonun yaptırdığı medresede, müderrislere veöğrencilere maaş veçeşitli ihtiyaç maddeleriveriliyordu.
Uluğ Beyde Semerkant'da birmedrese, kütüphane verasathane yaptırmıştı.
Timur Devleti döneminde daha önceleri (Selçuklu ve Moğol dönemleri) yapılan mimarî serler de tamir edilerek kullanılmıştı.

b. Resim ve süsleme sanatları
İslâm dünyasında resim sanatı, Bağdat, Tebriz ve Şiraz okullarında geliştirilmişti. Timur, buraları alınca sanatkârları Semerkant'a götürdü. Daha sonra Herat'da islâm minyatürcülüğü çok ilerledi. Sanatçılar Hüseyin Baykara ve Ali Şir Nevâi tarafından korundu.
Bihzad, tabiat manzaralarını gelenekçi unsurlarla birleştirerek kitap ressamlığına yenilik getirdi. Çini sanatında renkler uyum içinde kullanıldı. Mimarî eserlerin ön yüzeylerinde ayetlere ve bitki motiflerine yer verildi. Yazma eserlerde ve yazı levhalarında tezhip sanatından çok güzel yararlanıldı. Arap alfabeli yazının, en güzel şekilde yazılması olan hat sanatı da bu dönemde gelişti.

c. Musiki
Timur'un Semerkant'a gönderdiği sanatkârlar arasında çalgıcılar ve okuyucular da vardı. Timurlular, kadınların da katıldığı sazlı sözlü eğlencelere önem veriyorlardı. 8u dönemde musikinin iki ünlü siması, Endicanlı Yusuf ve Meragalı Abdülkâdir idi.
Endicanlı Yusuf, çalgıcılıkta ve şarkı söylemekte meşhurdu. Meragalı Abdülkâdir ise musiki nazariyeleri ilminde kendini göstermişti. O, Timur'un Bağdat'ı ele geçirmesi üzerine Semerkant'a gönderilen sanatkârlar arasında idi. Herat'ta Şahruh adına ünlü eseri Câmiü'l-Elhân'ı (1415) yazmıştı.
Abdülkâdir Meragi, eserlerinde, Doğu Türkistan'da pek çok şarkı ve türkünün olduğunu belirtmektedir. Küğ denilen bu şarkılardan birinin her gün hükümdar huzurunda çalındığını ve bunlardan dokuz tanesinin çok önemli olduğunu da kaydetmektedir.
Şahruh zamanında yaşayan Ahmedî, Doğu Türkçesi ile Sazlar Münazarası adlı bir eser yazmıştır. Bu eserde, Timurlular devri musiki âletleri hakkında bilgi verilmiştir.

EKONOMİ
Timurlular, ekonominin sağlam temellere dayanması için tanm ve ticarete önem verdiler, istikrarı sağlamaya çalıştılar.
Şehirler kurulup imar edilirken, tarım ihmal edilmedi. Timur, fethettiği yerlerin halkını başka yerlere yerleştirerek, boş olan pek çok sahayı iskâna açtı.
Ankara Savaşı'ndan sonra kendi tarafına geçmelerine rağmen 30000 çadır Kara Tatarı, Işık göl ve Kaşgar taraflarına yerleştirdi. Timur, yeni tarım alanlarının açılması için kanallar da yaptırdı. Hububatın yanı sıra pamuk, pirinç, elma, üzüm, erik, kavun, şeker kamışı, portakal, yetiştirilen başlıca tarım ürünleri idi. Sultanlar tarımı teşvik etmişlerdi.
Şahruh, Azerbaycan ve Bağdat dolaylarındaki Türkmen tahribatını görmüştü. Bunun üzerine, halkı yörenin imarına çağırmış, boş kalan toprakların yeniden ekilmesi halinde halktan beş yıl vergi almayacağını ilân etmişti.
Bu dönemde ticaretin önemi de kavranmıştı. Merkez Semerkant'a her taraftan çeşitli mallar geliyordu. Timur, 1402 yılında Fransa kralına gönderdiği mektupta, karşılıklı olarak tüccarların gelip gitmesini istiyordu. Onlar sayesinde dünyanın bayındır ve refah içinde olacağını belirtiyordu. Alış veriş merkezleri olarak çarşılar kurulmuştu. İpek Yolu, canlılığını bu devirde de korumuştu. Tebriz ve Sultâniye'nin ticarî önemi devam etmişti. Hazar denizi kıyılarından Sultâniye'ye getirilen ipekler, İranlı, Cenevizli ve Venedikli tüccarlar eliyle Suriye, Anadolu ve Kefe'ye götürüyordu. Tebriz ve Sultâniye'de değerli taşlar işleniyor bunlar Kefe ve Trabzon şehirleri ile diğer îslâm ülkelerinden gelen tüccarlara satılıyordu. Güneyde Hürmüz ve civarındaki adalar milletlerarası ticaretin merkezi idi. Çeşitli dinlere mensup olan tüccarlar buraya gelerek mal getirip götürüyorlardı.
Alış veriş, para ya da değiş tokuş usulü ile yapılıyordu. Kökü Uygarlara giden, Moğollar döneminde canlandırılan ticaret şirketleri (ortaklık müessesesi), Timurlular döneminde de vardı. Ortaklıkların hissedarları arasında hükümdarlar, mirzalar ve ileri gelenler bulunmaktaydı. Ortaklıklarda uygulanan faizli kredi usulü, şeriata aykırı sayıldığından zaman zaman anlaşmazlıklara da yol açıyordu.
Küçük sanayi içerisinde dericilik, dokumacılık, şeker üretimi ve taş işçiliği gelişmişti. Firuze, elmas, demir ve kurşun işletilen madenler arasında idi. işletilen bu madenler devlete ekonomik bakımdan büyük güç sağlıyordu.


Ekleyen:Yahya Polatkan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Timur ve Yıldırım Bayezid Mektuplaşması(1915)

Timur Han(1872)

TİMUR DEVLETİ ( 1360 – 1405 )(1754)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

onur çelik - 07.04.2016, 18:13
 

çooooookkkk teşekkür ederim işime yaradı ödevimi yaptım sağolun:):)


mutsuz byn - 05.12.2016, 18:49
 

çok sağoluun :)))))


ahmet - 06.05.2018, 23:40
 

iyi bilgiler


Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!