Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:






  
Filozofların Evrensel Ahlak Yasaları

                    

www.arsivbelge.com
Filozofların Evrensel Ahlak Yasaları dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Filozofların Evrensel Ahlak Yasaları başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Filozofların Evrensel Ahlak Yasaları

Platon'a göre asıl gerçeklik idealar evrenidir. Varlık evreni ise idealar evreninin bir kopyasıdır. Platon ahlak anlayışını da idea anlayışıyla açıklar. İnsanın amacı mutluluğa ulaşmaktır. Mutluluğun tek yolu da erdemdir. Erdem insanı mutlu kılar. İnsan iyiye varmak ister. İyi ideası zaman üstüdür, ne doğar ne de yok olur. Nesneler dünyasında insanın verdiği ahlak yargıları, ahlakî değerler, bu iyi ideasının bir yansımasıdır. Eylemlerimizin ahlakî ilkesi bütün zamanlar için geçerli olan iyi ideasında temelini bulur. Buna göre ahlaklılık, iyi ideasının bilgisine dayanır. Platon için de " kimse bilerek kötülük yapmaz." Buna göre, iyi ideasını bilmek, doğruluk (hakikat) ile aynı anlama gelmektedir.

Platon 'un ahlakı tek kişiyi değil toplumun mutluluğunu esas alır. Bu mutluluk da ancak devlette bulunur. Devletin amacı insanlara erdemli, iyi olan bir yaşam sağlamaktır.

Farabî (870-950)'ye göre de evrensel bir ahlak yasası vardır ve bu yasanın objektif özellikle oluşacağını belirtir. İnsanlar için iyilik ve mutluluk yöneldikleri hedeflerdir. Bu hedeflere insan akıl yoluyla ulaşır. Yani iyi ile kötü akıl yoluyla belirlenir. İnsana özgür iradeyi akıl verir.

Spinoza (1632-1677)' ya göre, insan tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar. Tutkular, ruhun karışık ve bulanık yanını oluşturur ve bunlar güçsüzlük, erdemsizlik ve yetkinsizlik halleridir. İnsan tutkularıyla bir köle, düşünce durumunda ise özgürdür. Özgürlük erdemdir. Buna göre, ahlakın hedefi düşünce ile tutkuları yenmektir. Ahlakî hayat, aklın tutkulara karşı savaşıdır ve insanı tutkuların kölesi olmaktan kurtarıp, onu özgür kılmaktır.

İ. Kant (1724-1804) kendisinden önceki filozofların öne sürdüğü ahlaksal eylemlerin mutluluk olduğu görüşünü kabul etmez. Çünkü, mutluluk kişiden kişiye göre değişen bir durumdur ve yaşamın amacı olamaz. Oysa ahlakın temelini herkes için değişmeyen bir şey oluşturmalıdır. Bu şey ise iyiyi isteme dir. Asıl olan amaç, ister gerçekleşsin, ister gerçekleşmesin iyiyi isteme dir. Bu bir ahlak yasası olmalıdır. Kant bu ahlak yasasını şu yargı ile dile getirir: " Öyle hareket et ki, senin hareketlerin aynı zamanda başka insanların da hareketleri için bir ilke ve yasa olsun."

Kant bu yasayı insanın kendi özgür iradesi ile karar verdiği ve uyduğu için, evrensel ahlak yasası olarak değerlendirir. Özgür iradenin bu yasayla birleşmesi gerçek özgürlüktür. Gerçek özgürlük ise insanın değerini tam olarak ortaya koyar.

Kant , evrensel ahlak yasasını akıl yoluyla temellendirmiştir. Bu yasa hem sübjektif hem de objektif özellikler taşır; kişinin özgür kararına bağlı olduğu için sübjektif, evrensel olma özelliği taşıdığı için de objektiftir.

Kant'ın bu görüşleri şöyle örneklendirilebilir: Öğrencinin derslerine çalışması onun ödevidir. Öğrenci, ödev olduğu için derslerine çalışıyorsa, bu ödeve uygun eylemde bulunuyor demek olur ve bu da ahlakî bir eylem olur. Ama, sınıf geçmek gibi bir fayda amacı ile çalışıyorsa, o zaman bu çalışma eylemini ödev olduğu için değil, onu bir başka amaç için , bir fayda amacı için yapmış olur ki, o zaman bu ders çalışma eylemi ahlaki bir eylem olmaktan çıkar.

Yine örneğin, yoksula yardım etmek bir ödev olarak yerine getiriliyorsa, bu ahlaki bir eylem olur. Ama, yardım kişinin kendi duygularını tatmin etmek amacıyla yapılıyorsa, bu eylemin ahlakla bir ilgisi yoktur.

Bu akılcı ve formalist (içeriksiz) niteliği ile Kant'ın ahlak anlayışı, ahlak yasasını birey üstü ve evrensel bir boyutta temellendirirken, bir yandan ahlak felsefesinin mutluluk ahlakı ve dinsel ahlak gibi içerikli ahlak anlayışlarından olan bağımsızlığını, öbür yandan da ahlak değerlerinin göreliliğine karşı genel-geçerliğini ve mutlaklığını savunmuş olur.

Ahlak problemi yalnızca felsefede kalmamış, dinler de ahlak yasasıyla ilgilenmişlerdir. İslam dünyasında gelişen tasavvuf düşüncesi, ahlak yasasını kendine özgü yorumuyla temellendirmeye çalışmıştır. Bu görüşler Türk-İslam kültüründe ortaya çıkmış olan önemli kişilerde örneklendirilebilir.

Mevlana (1207-1273): Mevlana'ya göre, evrensel ahlak yasasının kaynağı Tanrı'dır. Tanrı insanı , kendi mutlak gücünü ve büyüklüğünü bilmesi için yaratmıştır. İnsan yaratılanların en değerlisidir. İnsan bir takım sorumluluklar taşır. Bu sorumlulukları Tanrı'nın güç, güzellik ve yüceliğini en saf biçimde bilmek ve buna göre yaşamaktır. İnsan gelip geçici zevklerden arınarak ilahî aşk ile Tanrı'ya yaklaşmalıdır. İlahî aşkı içinde duyan kişi tüm insanları sevecektir. Evrendeki varlık ve düzenin kaynağı Tanrı olduğu için, kim ve ne olursa olsun sevilmeli ve hoşgörüyle davranılmalıdır.

Yunus Emre (1238-1320): Mevlana gibi tek gerçeklik olarak Tanrı'yı kabul eder. Tanrı ilk önce sevgiyi yaratmıştır. Bu nedenle bütün canlılara sevgi ile yaklaşılmalıdır. İnsan, kendine kötülük yapılsa bile iyilikle karşılık vermesini bilmelidir. Ancak böyle davranılırsa erdem sahibi olunur. " Dünyadaki her yaratığa aynı gözle bakmayan, dinin evliyası olsa bile, gerçekte asidir." Sözü Yunus Emre'nin görüşlerinin özünü oluşturmaktadır.

Hacı Bektaş Veli (1210-1270): Mevlana ve Yunus Emre'nin görüşlerini benimsemiştir. Onun ahlak anlayışı ve dayandığı ilke Tanrı'ya duyulan sevgidir. Onun felsefesinde iki temel kavram vardır. Biri "fark", diğeri "cem" kavramıdır. Fark, Tanrı ile yaratmış olduğu insanı birbirinden ayrıymış gibi bilmek ve tanımaktır. Cem ise, Tanrı ve insanı birlik olarak bilmek ve tanımaktır. Bu bilme ve tanıma, varlığın sırrıdır. Bu sırra yükselen ve onu bilen kişi ise, kamil, bilge kişidir. Kamil kişi, yaratan ile yaratılanı birbirinden farklı görmez. Bilge kişi yaratanın, yaratılanın iç yüzü olduğunu, yaratılanın da yaratanın kendisinin ve bilgisinin dış yüzü olduğunu bilir. Tanrı ile insan arasındaki bu beraberlikte ve varlıklar arasındaki , diğer varlıklara ve insanlara sevgi ile yaklaşmanın ve sevgiye dayanan evrensel ahlakın kaynağı bulunur.


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Sokrates ve Ahlak Anlayışı(12523)

Toplumdaki Ahlaki Çöküntü ve Nedenleri(11350)

Temel insan hakları(4320)

Ahlak Felsefesi Hakkında(3253)

Dinin Güzel Ahlaka Katkısı(2350)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!