Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:



Super Oyunlar Oyna
  
Buzulların Erimesi

                    

www.arsivbelge.com
Buzulların Erimesi dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Buzulların Erimesi başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Dünya Isınıyor mu? Buzullar Eriyor mu? Denizler yükseliyor mu?


Birleşmiş Milletlerin (UN), Çevre Programlaması kurumu (UNEP) ve Dünya Meteoroloji Organizasyonu kurumu (WMP) 1988 yılında "Hükümetler arası Íklim Değişmesi Paneli" (IPCC) isminde, sekretaryası Cenevre'de bulunan,yeni bir organizasyon kurdular. IPCC'ye 130 hükümet delege göndermektedir ve onlar 6 senede bir, dünyadaki iklim gelişmeleri ve ilerisi için tahminleri hakkında raporlar hazırlayıp, hükümet politikaları için tavsiyelerde bulunurlar.1) 1988'den 2005 senesine kadar bu kurum 51,7 milyon Avro harcamıştır.Vurgulanma sı gereken nokta şudur ki, IPCC panellerine hükümetler tarafından seçilmiş bilimciler yanında politikacılar da katılmakta ve oradan çıkacak kararları kendi politikaları yönünde etkilemektedirler; dolayısıyla bu rapor ve kararlarda sadece bilim değil, ülkelerin ve hükümetlerin çıkarları da rol oynamaktadır. IPCC bizzat araştırma yapmamakta, sadece hükümetlerin gönderdiği temsilcilerin raporlarını değerlendirmektedir. 2001 senesi raporu hazırlanırken ABD hükümeti kendi temsilcilerinin raporlarına 435 defa müdahele etmiştir.2) Dolayısıyla IPCC rapor ve tavsiyelerinin ne derece bilimsel ve ne ölçüde politik olduğunu kestirmek zordur, kaldı ki, medyada geniş yer alan bu raporlar, her defasında bir öncekinden farklı sonuçlar sergilediği gibi, farklı ülkelerden gelen tahmin ve tavsiyeler de birbirinden farklıdır. 2007 yılı raporu Mayıs ayında beklenirken IPCC Şubat 2007'de "hükümetlere tavsiyelerini" önceden yayınlamıştır. IPCC raporlarını hazırlayan bilimcilerden çok daha büyük sayıdaki bağımsız bilimciler, bu kurumun raporlarına şüphe ile bakmakta ve birçok defa bunların, öncelikle politik ve bilime aykırı olduğunu iddia etmektedirler. 3) Ama onların kendi sonuçlarını Batı'nın güdümlü medyasında duyurma şansları çok azdır. Hükümetler için geçerli olan, IPCC raporlarıdır; bu rapor ve tavsiyelere göre devletler arası anlaşmalar yapılmakta ve ülkeler içinde kanunlar çıkarılmaktadır. IPCC'nin 2007 raporunda muhtemelen şu iddialar yer alacaktır:

a.. 2100 senesine kadar küresel ısı 3°C kadar artacaktır
b.. 2080 senesinde Grönlad'da ve 2100 senesinde Antarktis'de buzlar erimiş olacaktır.
c.. Deniz seviyesi, Kuzey Denizinde 0,5 m ve dünyanın bazı başka yerlerinde 2 m ye kadar artacak, karaların bir kısmı deniz altında kalacaktır.
d.. Kutuplar ve Ekvator arasındaki akımlar azalacak, bu yüzden Kuzey Avrupa soğuyacaktır.
e.. Orkanlar Avrupa ve Amerika'da artacak ama Akdeniz bölgesinde azalacaktır.
f.. Avrupa'da kar yağışı yüzde 80-90 arasında azalacaktır.
Íleriye dönük tahminler, farklı meteorolojik ölçümlere dayanan ve bir takım varsayımları da içeren bilgisayar programlarından elde edilmektedir.

Isınma nedeni olarak medyada en çok rastlanan ve Batı hükümetlerinin çoğunun da benimsediği varsayım, insanların enerji üretimi için, petrol ürünleri, kömür ve doğal gaz, gibi fosil organik maddeleri yakmaları sonucu atmosferde karbondioksit gazının (CO2), artması ve dünyayı adeta bir sera içine sokmasıdır.

Bağımsız bilimcilerin detaylı incelemeleri ise IPCC raporundaki önemli çelişkileri ortaya koyuyor. (Grafik 1)

Grafik 1: 1880-2000 yılları arasında CO2 ve küresel ısı gelişmesi. (Üst eğri ısınma, alt eğri CO2)

1920-1940 arasında CO2 artışı, bugünkünün altıda biri kadar olduğu halde, küresel ısınma bügünküne eşittir. Buna karşı 1942 den 1967 ye kadar CO2 oranı 307 ppm den 345 ppm e yükselirken, bu 25 senede küresel ısı artmadığı gib üstelik 0,16 derece düşmüştür. Prof. Singer'in detaylı araştırmaları4) , şehirlerden uzakta yapılan ölçmelere göre, ABD ve Avrupa'da, 1940 dan bu güne kadar ortalama bir ısı artışının olmadığını göstermektedir ama bu incelemeyi basın yayınlanmamıştır. Singer'in bu incelemesi, uydulardan yapılan ve 0,01°C derecelik değişmeyi ölçebilen sonuçlarla aynıdır, onlar da son 60 senede troposferde (yerden 15 km yüksekliğe kadar hava tabakasında), CO2 artışına rağmen, ortalama bir ısı değişmesinin olmadığını göstermektedir. ABD Ulusal Bilimler Akademisinin (USNAS) 2000 senesindeki bir yayınında da, süper bilgisayarları n verdiği sonuçların tersine, dünya atmosferinin ısınmadığı iddia edilmektedir.

Alman Meteoroloji kurumu'nun yayınladığına göre, Bavyera'daki Hohenpeißenberg meteoroloji istasyonunda, 1800'den 1880'e kadar 1,1 °C ısı düşmesi ölçülmüştür ve 1880-1940 arasında ısı tekrar 1°C artmıştır, yani 1880-1940 yerine, 1800-1940 periyodu değerlendirilirse, dünyanın, büyük CO2 artışına rağmen, 0,1°C soğuduğu sonucu ortaya çıkar.Avusturya' da yapılan ölçmeler de sıcaklığın 19. cu yüzyılda 1°C düştüğünü ve 20. ci yüzyılda 1°C arttığını göstermektedir. 5,6) Yani 2000 senesinde ölçülen sıcaklık ortalaması ile, 1800 senesi ortalaması Avusturya'da aynıdır. IPCC ise, ölçmelerin olduğu en soğuk 1880 yılını başlangıç noktası seçerek, bir ısınmayı ispatlama çabasındadır.

Bilgisayar ile yapılan modellerde, bir takım parametreler, seçilen bir zaman dilimi içindeki ölçüleri doğrulayacak şekilde seçilmekte, yani, mevcut ölçüm sonuçlarına göre ayarlanmaktadı r. Örneğin CO2 artışı ile ısı artışı ilişkisi kurulmak isteniyorsa parametreler, 1920-1940 veya 1975-2000 senelerinin ölçümlerini verecek şekilde ayarlanır ama bu hesaplar hiçbir zaman 1942-1967 arasındaki 25 senede CO2 artarken ısının düşmesini açıklayamazlar ve sonuç olarak gelecek için gerçeğin çok üzerinde ısı artışları verirler. Hele parametreler örneğin 1942-1967 arası ölçmelere göre ayarlanırsa, CO2 artışının ısı düşmesine neden olduğu sonucu elde edilir.

Fiziksel mantık olarak, iki farklı olgu bazan aynı, bazan da ters yönde gelişmeler gösteriyorlarsa, o zaman bunların birbirinin sebep veya sonucu iddia edilemez; ya üçüncü ve dominant bir etken aranır veya, bu iki olgunun gelişmelerinin birbirlerine bağımlı olmayan farlı nedenlerden kaynaklandığı tahmin edilir.

Sonuç olarak, şu sıralarda bir küresel ısınmanın gerçek olup olmadığı bilimsel ve çelişkisiz olarak ispatlanmış değildir. Eğer bir ısınma varsa, bunun artış hızı, bağımsız bilimcilere göre, IPCC'nin raporlarında verilen sayıların üç veya dört katı altında olabilir ve sebepleri de açıklanmış değildir. Kaldı ki bu hesaplarda, CO2 nin biyolojik döngüsü, en büyük etkisi olan ama çok zor hesaplanabilen havadaki su buharı oranı, bulutlar ve yağışlar, CO2 dışındaki sülfat cinsi aerosoller, ayrıca okyanus derinliklerindeki hemen hemen sabit kalan düşük ısılar ile astronomik ve kozmik etkenler de göz önüne alınmamaktadır.

Bilinen şudur ki, dünyada ısı ve atmosferdeki CO2 miktarı, insanlar ve endüstri yok iken de büyük değişmeler göstermişlerdir. Grafik 27) de görülebileceği gibi, küresel ısı ve atmosferdeki CO2 miktarı, periyodik olarak artıp eksilmektedir. Isı artınca, CO2 miktarı da artmaktadır. Ayrıca, bu CO2 miktarları, analiz için örnek alınırken önemli oranda CO2 buharlaştığından, gerçek değerlerin altında çıkmaktadır; geçmişteki gerçek CO2 değerleri ortalama 335 ppm civarında tahmin edilmektedir.

Grafik 2: Antarktis'de yapılan buzul incelemesi sonucu elde edilen sıcaklık ve CO2 oranı arasındaki bağlantıyı gösteren ölçüm sonuçları. Üst mavi eğri sıcaklık, alt kırmızı eğri CO2. Grafik 1 de, 1880-1980, yani 100 senelik bir süreçteki şiddetli ve çoğunlukla açıklanamayan ısı ve CO2 değişmelerini gösterildi. Grafik 2 de sergilenen bilgiler ise, 400.000 seneyi kapsamakta ve bambaşka bilgiler vermektedir. Grafik 1 deki 100 senelik süreç, Grafik 2 de, ancak bir çizgi kalınlığındadır. Bundan 135.000 sene öncesini alırsanız, büyük bir CO2 artışı ve küresel ısınma iddia edebilirsiniz. 110.000 sene öncesine ise bakınca, ciddi bir CO2 ve ısı düşüşü iddia edilebilir.

O halde hesaba katılmayan başka etkenler de var; örneğin astronomik ve kozmik etkenler.

Dünya çok daha büyük bir kitlesi olan Güneş'in uydularından biridir; enerji olarak en çok ondan etkilenmektedir. Güneşin yüzeyinde "leke" olarak gözlediğimiz patlamalar ile, dünyadaki denizlerin yüzey ısısı arasındaki ilişki, Grafik 3 de gösterilmektedir.

Grafik 3: Güneş yüzeyinde saptanan lekeler (patlamalar) ile Dünya okyanuslarının yüzeysel ısısı karşılaştırması Üstte güneş lekelerinin sayısal değişimi, altta küresel deniz yüzeyi ısısı.Güneş etkenliğinin değişim süresi incelendiğinde ortalama 22 senelik bir periyot saptanır ve deniz yüzey ısısı belli bir gecikmeyle buna uymaktadır.)

Íşte bu kozmik veya güneş sistemi içindeki olaylar, IPCC'nin temel aldığı bilgisayar programlarında göz ardı ediliyor.

IPCC'nin buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi konusundaki tahminleri ile, gerçek ölçümler arasında da benzeri çelişkiler vardır. Dünyanın hemen bütün limanlarındaki ölçümlere göre, ortalama deniz seviyesi senede 1 ile 2 mm arasında yükselmektedir. (Astrofizik ölçümlerine göre dünyanın çapı da senede 1 mm kadar büyümektedir) Bunun üzerindeki değişmeler, deniz dibindeki tektonik, hava basıncı ve yer çekimi değişmelerine bağlıdır. Yer çekimi dünyanın her yerinde ve her zaman aynı değildir ve bu yüzden yer çekiminin ivmesi 9,81 m/s² ile, yani virgülden sonra sadece iki sayı ile verilir. Yer çekimi ivmesinin ölçümleri, bu ivmenin her yerde biraz farklı olduğunu, ayrıca zaman içinde de, hatta bazan anî olarak, değiştiğini göstermektedir. Buna bağlı olarak örneğin Hindistan'ın güneyinde deniz seviyesi, Ízlanda'dakinin 170 m altındadır. Cenevre Gölü'nün bile seviyesi, aynı gölün kenarındaki Montreux'de Cenevre'dekinden 1,8 m daha yüksektir. Avustralya'nı n, deniz altında kalacağı tahmin edilen sahil şehri Tuvalu'da, deniz seviyesi seneden seneye 30 cm yükselip alçalmaktadır ama 8 senelik bir ortalama alındığında, seviyenin sabit kaldığı ortaya çıkmaktadır.

Kuzey ve güney kutuplarındaki, yüzen buz tabakasının erimesi, deniz seviyesini etkilemez. Antarktis'deki, karalar üzerinde oturan buz tabakası da - 40°C dedir ve birkaç derecelik küresel ısınma ile erimez.

Okyanuslardaki suların, ısınma sonucu genleşmesi de IPCC raporlarında yanlış modellendirilmekted ir. Yüzeyde saptanan ısınma ve dolayısıyla genleşme, derin su tabakalarında görülmez; kaldı ki suyun genleşme katsayısı düşük ısılarda, sıfıra doğru gider. Denizlerde 1500 m derinliğin altında ısı çoğunlukla sıfırın altındadır ve, bu sular tuzlu oldukları için donmazlar ve kayda değer bir genleşme de göstermezler . Bu nedenlerle IPCC'nin verdiği deniz seviyesi yükselmesi tahminleri, kısa vadede bile, cerçeğin tahminen 3 katı üstündedir.

Sonuçta, tahmin hesapları ile, ölçülen gerçekler arasında çok büyük farklar görülmektedir. "Íklim uzmanlarının" hesaplarının yanılgılarnın pek çok kanıtı vardır.


Ekleyen:Haydar Özcan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Buzulların Erimesinin Etkileri(6803)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Tanıtım Yazılarınızı Yayınlamak İçin Tıklayın



Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın En Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!