Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!

Araştırmalarınız için Arama Yapın:


Araştırmalarınız için Arama Yapın:

  
                    

Obsesif-Kompulsif Belirtilerin Değerlendirilmesi - Padua Envanteri
www.arsivbelge.com
Obsesif-Kompulsif Belirtilerin Değerlendirilmesi - Padua Envanteri dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Obsesif-Kompulsif Belirtilerin Değerlendirilmesi - Padua Envanteri başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Obsesif-Kompulsif Belirtilerin Değerlendirilmesi:

Padua Envanteri’nin Türk Toplumunda Geçerlik ve Güvenilirliği

                                       

The assessment of obsessive-compulsive symptoms:

The reliability and validity of the Padua Inventory in a Turkish Population

 

ÖZET

Amaç: Obsesif-kompulsif belirtilerin dağılım ve şiddetini değerlendiren Padua Envanteri’nin (PE) 60 soruluk özgün ve 41 soruluk uyarlama formunun psikometrik özellikleri araştırıldı.

Yöntem: Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanısı almış 43 hasta, major depresyonu olan 30 hasta ve OKB dışında başka bir anksiyete bozukluğu olan 30 hasta, 181 öğrenci ve 76 sağlıklı yetişkin örneklem grubunu oluşturdu. Ölçeğin iç tutarlılığı, test-tekrar test güvenilirliği, faktör yapısı, eş zaman ve ayırdedici geçerliği araştırıldı

 Bulgular: PE her iki formun tüm alt ölçek ve toplam maddeleri yüksek iç tutarlılık ve test-tekrar test güvenirliği göstermiştir. Faktör analizi ile elde edilen altı faktörlü yapı, PE 41 soruluk form ile büyük oranda benzerlik gösterirken, özgün formun faktör yapısı doğrulanamamıştır. Her iki form için dürtüler alt ölçeği dışında toplam ve tüm alt ölçekler Yale-Brown obsesyon, kompulsiyon ve toplam puanları ile anlamlı bağıntı göstermiştir. Her iki formun tüm alt ölçek ve toplam puanları OKB olan hastalarda sağlıklı kontrollerden anlamlı olarak yüksek bulundu. Her iki form için OKB olan hastaların toplam, kontrol, temizlik puanları diğer klinik gruplardan anlamlı olarak yüksek bulunurken, dürtüler alt ölçeği açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Düşüncelere kapılma alt ölçeğinde ise PE kısa formun özgün forma oranla daha iyi ayırt edici bir geçerliğe sahip olduğu görülmüştür.

Sonuç: Bu sonuçlar, PE’nin Türk ornekleminde obsesif-kompulsif belirtilerin değerlendirilmesinde güvenilir ve geçerli bir ölçek olduğunu göstermektedir.

Anahtar sözcükler:  Padua Envanteri,obsesif-kompulsif bozukluk, geçerlik, güvenilirlik, obsesyon, kompulsiyon

ABSTRACT

Objective: We examined the reliability and validity of the 60 and 41-item versions of the Padua Inventory (PI) which were developed to assess the frequency and severity of obsessive-compulsive symptoms in a Turkish population.

Method: The sample consisted of 43 OCD patients, 30 nonOCD patients with other anxiety disorders, 30 nonobsessional depressed patients, 76 nonclinical adults, and 181 undergraduate students.  We investigated internal consistency, test-retest reliability, factor structure concurrent and discriminant validity.

Results: Psychometric analyses showed that both original PI and PI-R had a high internal consistency and test-retest reliability. While  principal factor analysis of the 41 items revealed six factors that are consistent with the PI-R, the factor structure of the original scale was not confirmed.  All the subcales and total scores for both instruments were significantly correlated with the Yale-Brown scores except for impulses subscale. There were significant differences between OCD patients and nonclinical samples on the all total and subscale scores for both instruments. OCD patients scored significantly higher on total, contamination/washing and checking subscales for both instruments than nonobsessional anxious, and depressed patients.  There were no significant differences between the patient groups in terms of impulses subscales for both instrument. While OCD patients scored significantly higher on the PI-R  rumination scale than nonobsessional anxious patients, their PI impaired control subscale score was not different from the other clinical groups.

Conclusions: The Turkish version of the PI has appropriate reliability and validity for assessing the frequency and severity of obsessive-compulsive symptoms.

Key Words:  Padua Inventory,obsessive-compulsive disorder, validity, reliability, obsession, compulsion

GİRİŞ

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) kişinin sosyal ve mesleki işlevlerinde belirgin bozulmaya yol açan, rahatsız edici, benliğe yabancı, yineleyici ve bunaltı oluşturan düşünceler (obsesyon) ve bunaltıyı gidermek için yapılan yineleyici davranış ya da zihinsel eylemlerle (kompulsiyon) tanımlanan bir psikiyatrik bozukluktur (Amerikan Psikiyatri Birliği 1994). Zorlayıcı, istem dışı ve benliğe yabancı düşünce, düşlem ya da dürtüler sağlıklı kişilerde de sıklıkla görülebilmekle birlikte OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli yansızlaştırma (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar (Insel 1990).

Günümüzde hem klinik hem de alan araştırmalarında kullanılmak üzere obsesif kompulsif belirtileri türü ve şiddetini değerlendirmek  için geliştirilen çeşitli değerlendirme araçları mevcuttur. Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (YBOKÖ) bu amaçla en yaygın olarak kullanılan ve altın standart olarak tanımlanmış bir değerlendirme aracıdır(Goodman ve ark. 1989, Steketee 1994). Hastaların tedaviye olan yanıtını değerlendirme açısından oldukça duyarlı bir ölçektir (Taylor 1995). Bununla birlikte görüşmeci tarafından uygulanıyor olması nedeniyle alan araştırmalarında bu ölçekten yararlanılamamaktadır. YBOKÖ dışında obsesif kompulsif özellikleri değerlendirmeye  yönelik tüm ölçekler öz-bildirim ölçeği olarak geliştirilmiştir. Leyton Obsesyon Envanteri (LOE) (Cooper 1970), Maudsley Obsesyonlar Kompulsiyonlar Envanteri (MOKE) (Hodgson ve Rachman 1977),  Padua Envanteri (PE) (Sanavio 1988),  Obsesyonlar Kompulsiyonlar Envanteri (OKE) (Foa ve ark. 1998)  bu alanda en çok bilinen ve en yaygın olarak kullanılan ölçeklerdir.

 Tüm bu değerlendirme araçları arasında ise yalnızca MOKE’nin Türk topluma uyarlaması yapılmıştır (Erol ve Savaşır 1988). Bununla birlikte MOKE için bazı test maddelerinin obsesif-kompulsif belirtilere yönelik olmaması, evet ya da hayır olarak verilen cevapların şiddetin değerlendirilmesine imkan tanımaması ve temizlik/kontrol kompulsiyonlarına aşırı önem verilmesi gibi belirgin sınırlılıklar tanımlanmıştır (Taylor 1995). Tüm bu sınırlılıklar nedeniyle MOKE’nin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı doğmuştur (Thordarson ve ark. 2004).

Sanavio tarafından geliştirilen PE, bugüne kadar Italya (Sanavio 1988), Hollanda (Van Oppen 1992), Amerika (Sternberger ve Burns 1990), Avustralya (Hafner 1988), Kore (Min 1999), İngiltere (Macdonald ve de Silva 1999),  İspanya (Mataix-Cols 2002) ve İran (Goodarzi ve Firoozabadi 2005) gibi ülkelerde yapılan çalışmalarla psikometrik özellikleri test edilmiş ve oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır. Ayrıca  Van Oppen ve ark. (1992) tarafından 41 soruluk, Burns ve ark. (1996) tarafından 39 soruluk versiyonları düzenlenmiştir. PE’nin her iki uyarlaması, bir takım soruların olağan bir durum olarak yaşanabilecek, psikopatolojik anlamı olmayan zihin uğraşları ya da endişeler (worries) ile ilişkili olabileceği düşüncesi ve bu maddelerin Penn State Worry Inventory ile yüksek bağıntı göstermesi nedeniyle çıkarılması ile oluşmuştur. Bu açıdan her iki kısa form özgün forma oranla daha fazla OKB’ye özgüdür.

PE OKB’si olan hastalarda hem genel olarak hastalığın şiddetinin belirlenmesinde hem de baskın olan belirti dağılımının ortaya konmasında yardımcı bir ölçektir. Sadece gözlenebilir kompulsif davranışların dışında (temizlik/kontrol), gizli ya da zihinsel olarak yapılanları da değerlendirme imkanı vermektedir. Öz-bildirim ölçeği olması sebebiyle de alan araştırmalarında da kullanım imkanı sunmaktadır. Ayrıca fenomenolojik açıdan ayrımlaşan belirtilerin ayrı ayrı şiddetinin belirlenmesini de olanak tanır.  Öz-bildirim ölçekleri arasında OKB hakkındaki çalışmalarda en fazla kullanılmış değerlendirme aracıdır (Steketee 1994).

PE 60 sorudan oluşmaktadır. Bu sorular OKB tanısı almıi hastaların tanımladığı 200 değişik belirti arasından seçilmiştir. Her madde beş seçenekten oluşmaktadır ve seçeneklerin bir tanesi cevaplandırılır. Her madde yanıt şekline göre 0-4 arasında puanlandırılır. Bu 5 seçenek: Hiç = 0 ; Çok az =1; Çok =2; Epeyce Çok = 3 ve  Aşırı = 4 şeklindedir. Her bir test maddesinde yer alan ‘0’ puanı, tanımlanan belirtinin hiç yaşanmaması ya da rahatsız edici olmamasına karşılık gelirken, ‘4’ puanı aşırı derecede yaşanması ya da rahatsız edici olmasına karşılık gelmektedir.

Faktör analizi sonucunda PE’nin dört faktör yapısında olduğu ortaya çıkmıştır (Sanavio 1980, Mataix-Cols 2002, Goodarzi ve Firoozabadi 2005). Van Oppen tarafından düzenlenen kısa form ise 5 faktör yapısından oluşmaktadır. Çıkarılan 19 soru ve eklenen bir alt faktör dışında faktör yapısı büyük oranda özgün ölçeğe uygundur (Van Oppen 1992).

Alt ölçek 1, Zihinsel eylemler üzerinde bozulmuş kontrol;

Kişinin sahip olmayı arzu etmediği,  davetsiz düşünceleri zihninden uzaklaştırabilme yeteneği, basit kararları verme hakkında yaşadığı zorluklar ve gerçekleşme ihtimali uzak olumsuz olaylar hakkında yaşadığı aşırı sorumluluk ile ilişkilidir. On yedi maddeden oluşmakta ve toplam puanı 0-68 arasında değişmektedir. Bu alt ölçekteki 10 madde Van Oppen tarafından uyarlanan kısa formda birlikte faktör yapısı oluşturacak şekilde faktör yükleri ortaya koymuştur. Bu faktör yapısı Van Oppen tarafından düşüncelere kapılma (rumination) alt ölçeği olarak tanımlanmıştır.

Alt ölçek 2, Kirlenme, bulaşma;

Kirlenme, pis olma ve sonuçları hakkında aşırı zihin meşguliyeti ve bununla ilişkili kompulsif davranışlar hakkındadır. On bir maddeden oluşmaktadır, toplam puanı 0-44 arasında değişmektedir. Bu 11 maddenin 10 tanesi kısa formda birlikte faktör yapısı oluşturmuş ve Van Oppen tarafından temizlik (washing) alt ölçeği olarak tanımlanmıştır.

Alt ölçek 3, Kontrol davranışları;

Günlük aktivitelerle ilişkili olarak kişinin yapıp yapmamış olmak hakkında yaşadığı zihin meşguliyeti ve kontrol-sayma kompulsiyonları ile ilişkilidir. Sekiz maddeden oluşmaktadır, toplam puanı 0-32 arasında değişmektedir. Kısa formda da aynı 8 madde birlikte faktör yapısı oluşturmuş ve Van Oppen tarafından Kontrol (checking) alt ölçeği olarak tanımlanmıştır.

Alt ölçek 4, Davranışlar üzerinde kontrol kaybı hakkında dürtü ve kaygılar;

Kişinin kendisine ya da diğer insanlara istemeden zarar vereceği, onların fenalığına neden olacağına ya da kontrolsüz cinsel eylemlerde bulunacağıyla ilişkilidir. Dürtü ve kaygılar alt ölçeği 7 maddeden oluşmaktadır, toplam puanı 0-28 arasında değişmektedir. Kısa formda birlikte faktör yapısı oluşturan 7 madde Van Oppen tarafından dürtüler (impulses) olarak tanımlanmıştır. Bu maddelerin dördü özgün form ile aynı, diğerleri farklıdır. Ayrıca kısa formda 6 maddeden oluşan bir faktör daha tanımlanmış olup bu faktör kesinlik (precision) olarak isimlendirilmiştir.

Her alt ölçeğe ait toplam puan ve tüm alt ölçeklerin toplamından oluşan PE’ne ait genel toplam puan elde edilebilmektedir. Toplam puan tüm obsesif-kompulsif belirtilerinin oluşturduğu rahatsızlık derecesini yansıtmaktadır ve 0-240 (kısa form için 0-164) arasında değişebilmektedir.

Çeşitli çalışmalarda dürtü ve kaygı alt ölçeği dışında toplam ölçek ve diğer alt ölçeklerin yüksek derecede iç tutarlılığa sahip olduğu bulunurken (α > 0.80), dürtü ve kaygı alt ölçeğinin yapılan ayrı ayrı çalışmalarda değişken bir iç tutarlılığa sahip olduğu bulunmuştur (Sanavio 1980, Sternberger ve Burns 1990, Kyrios ve ark. 1996, Macdonald ve de Silva 1999, Goodarzi ve Firoozabadi 2005). Ölçeğin yüksek bir test-tekrar test güvenirliğine sahip olduğu bulunmuştur (r=0.79-0.83). Ölçeğin özgün formu için OKB’si olan hastaları, OKB’si olmayan nörotik hastalardan ve sağlıklı kişilerden ayırtedici bir geçerliğe sahip olduğu ve obsesif kompulsif belirtileri değerlendiren diğer ölçeklerle (MOKE ve LOE) 0.65-0.75 arasında değişen bir bağıntı aralığı gösterdiği belirlenmiştir (Sanavio 1980, Sternberger ve Burns, 1990, Van Oppen 1992).  Ayrıca  Van Oppen ve ark. (1992) tarafından 41 soruluk, Burns ve ark. (1996) tarafından 39 soruluk versiyonlarının (Padua Inventory Washington State University Revision) da iyi derecede geçerlik ve güvenilirliğe sahip oldukları bulunmuştur.

Bu ölçeğin Türk toplumuna uyarlanması ile ülkemizde OKB ile ilgili yapılacak klinik ve alan çalışmaları için önemli bir yardımcı aracın kullanıma sunulması ve elde edilecek sonuçların farklı ülkelerden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılması imkanı doğacaktır. Ayrıca ülkemize yönelik yeni değerlendirme araçlarının geliştirilmesi için bir fırsat oluşturabileceği düşünülmektedir. Bu amaçla PE’nin 60 soruluk özgün ve Van Oppen ve ark. (1992) tarafından uyarlanan 41 soruluk formlarının birlikte geçerlik ve güvenirliliğinin sınanması amaçlanmıştır.

YÖNTEM

Örneklem

OKB’si olan 43 hasta, OKB dışında başka bir anksiyete bozukluğu olan 30 hasta, OKB  olmaksızın major depresyonu olan 30 hasta, herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan 76  erişkin ve 181 öğrenci çalışmamızın örneklemini oluşturmaktaydı. Çalışmaya alınan tüm hastalar Mart 2004-Aralık 2004 tarihleri arasında  Üniversite Hastanesi Psikiyatri polikliniğine ardışık olarak başvuran hastalar arasından çalışmaya dahil edildi. Hastalar için çalışmaya alınma ölçütleri; (a) DSM-IV tanı ölçütlerine göre tanı konmuş olması, b) Çocukluk çağında sekel bırakan bir hastalık ya da kafa travması geçirmemiş olması, nörolojik bozukluk veya zeka geriliğinin olmaması; (c) Görüşme esnasında veya geçmişte DSM-IV tanı ölçütlerine göre şizofreni, diğer psikotik bozukluklar, madde bağımlılığı ya da kötüye kullanımı tanısı almamış olması; (d) Ciddi bir fiziksel hastalığının olmaması (kanser, böbrek yetmezliği, diabetes mellitus, kalp yetmezliği, epilepsi, astım vs.), (e) 18-60 yaşları arasında olması; (f) Okuma yazma biliyor olması.

OKB’si olan hastaların % 35’inde (n=15) ek olarak major depresyon, % 30’unda (n=13) başka bir anksiyete bozukluğu da mevcuttu. Anksiyete bozukluğu olan grubun %47’sinde (n=14) panik bozukluğu, % 60’ında (n=18) yaygın anksiyete bozukluğu,  % 7’sinde (n=2) birden fazla anksiyete bozukluğu mevcuttu. Duygudurum bozukluğu grubundaki hastaların tamamı major depresif bozukluğu olan hastalardan oluşmakta idi.

Erişkin kontrol grubunda yer alan 76 birey herhangi bir psikiyatrik hastalığı ya da belirgin bir fiziksel hastalığı olmayan üniversite personeli ve hasta yakınlarından oluşmaktaydı. Öğrencilerden oluşan kontrol grubu ise tıp fakültesi ve fen edebiyat fakültesi birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktaydı. Öğrencilerden oluşan deneklerden ayrıca doldurulması istenen veri formunda daha önce herhangi bir psikiyatrik ya da psikolojik tedavi aldığını bildirenler (n=9), ve tedavi görmeyi ya da sağlık yardımı aramayı gerektirecek derecede belirgin bir fiziksel hastalığı olduğunu ifade edenler (n=8) çalışma dışı bırakıldı. Ayrıca test bataryasında belirgin eksikleri olan 21 öğrenci çalışmaya alınmadı. Sonuç olarak 181 öğrenci çalışmaya dahil edildi. Tablo 1’de tüm örneklemin sosyodemografik özellikleri görülmektedir.

Araçlar

Padua Envanteri

DSM-IV Eksen-I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme Aracı;

Hastalarda DSM-IV’e göre Eksen-I psikiyatrik bozukluk tanılarını araştırmak için görüşmecinin uyguladığı yarı-yapılandırılmış klinik görüşme aracıdır (SCID-I/CV)(First ve ark. 1997).

Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (YBOKÖ):

Obsesif-kompulsif belirtilerin türü ve şiddetini ölçmek amacıyla Goodman ve ark (1989) tarafından geliştirilmiştir. Görüşmeci tarafından uygulanır. Toplam 19 maddeden oluşmaktadır fakat toplam puanın saptanması için yalnızca ilk 10 madde (madde1b ve 6b dışında) kullanılır. Her sorunun puanı 0-4 arasında değişmektedir. Ayrıca ölçeğin yanında Y-BOKÖ Belirti Kontrol Listesi bulunmaktadır. Türkçe’ye uyarlanması ve geçerlik-güvenilirlik çalışması Karamustafalıoğlu ve ark (1993) ve Tek ve ark (1995) tarafından yapılmıştır.

Beck Depresyon Envanteri (BDE):

Beck (Beck ve ark. 1961) tarafından geliştirilen, depresif belirtilerin şiddetini değerlendiren, 21 sorudan oluşan bir öz-bildirim ölçeğidir. Her sorunun puanı 0-4 arasında değişmektedir. Toplam puanı 0-63 arasında değişmektedir. Türkçe’ye uyarlaması Hisli (1988) tarafından yapılmıştır.

Beck Anksiyete Envanteri (BAE):

Beck ve ark. (1988) tarafından anksiyete belirtilerinin şiddetini belirlemek amacıyla geliştirilen 21 maddeden oluşan bir ölçektir Toplam puan 0-63 arasında değişmektedir. Türkçe’ye uyarlaması Ulusoy ve ark. (1998) tarafından yapılmıştır.

Uygulama

PE birbirinden bağımsız olarak iki çevirmen tarafından Türkçe`ye çevrildi. Yapılan çeviri 10 ayrı kişiye verilerek soruların anlaşılmasındaki zorluklar belirlendi. Daha sonra çevirmenler bir araya gelerek çevirilerin uygunluğunu hedef dil açısından karşılaştırdı. Çeviri sonrası sorgulama ile ölçek tek bir çeviri haline getirildi. Ölçek, test-tekrar test güvenilirliği için OKB grubunda 35 deneğe, erişkin ve öğrenci grubunda 162 deneğe 7-15 gün aralıkla iki ayrı zaman diliminde uygulandı.

İstatistiksel Analiz

Örneklemin sosyodemografik özellikleri; Ki-kare testi ve tek yönlü varyans analizi ile karşılaştırıldı. Cronbach α istatistiği ile ölçeğin iç tutarlılığı araştırıldı. Test-tekrar test güvenirliği ve PE’nin diğer ölçeklerle olan ilişkisi iki yönlü Pearson bağıntı analizi ile değerlendirildi. OKB’ye özgü olmayan ölçeklerin bağıntı analizlerine etkisini dışlamak için parsiyel bağıntı analizleri yapıldı. Kontrol alt ölçeği haricinde grup varyanslarının homojen olmaması nedeni ile gruplar arasındaki özgün ve kısa form alt ölçek ve toplam puanları için istatistiksel fark tek yönlü Kruskal-Wallis varyans analizi ile değerlendirildi. Her iki formda tüm değişkenler için gruplar arasında ortancaların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu (p< 0.001) için post-hoc karşılaştırma yöntemi olarak Mann-Whitney U testi uygulandı. Toplam altı ikişerli karşılaştırma olduğu için yanılma düzeyi 0.05/6 = 0.008 olarak esas alındı.  Ölçeğin faktör yapısı Açımlayıcı Faktör Analizi (Exploratory Factor Analysis) ile Temel Bileşenler Yöntemi (Principal Components Analysis) ve Varimax dönüştürmesi  yapılarak sınandı. Faktör analizinin gerektirdiği örneklem büyüklüğüne ulaşmak için tüm gruplar birleştirildi. Özgün çalışmalarda değişen faktör yüklerinin alt kesme noktası olarak 0.40 değeri esas alındığı için faktör örüntüsünün oluşturulmasında bu değer esas alınmıştır. Yukarıdaki istatistiksel işlemlerin tamamı kısa formu oluşturan 41 sorunun verilerinin 60 soru içerisinden çekilerek analiz edilmesiyle tekrarlanmıştır.

BULGULAR

Örneklemin sosyodemografik özellikleri Tablo 1’de sunulmuştur. Cinsiyet açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmazken, medeni durum ve eğitim durumu açısından beklenen değerlerin önemli bir kısmının 2’den küçük olması nedeniyle analiz yapılamadı.  Yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda  gruplar arasında yaş açısından anlamlı fark olduğu tespit edildi (df=4, p<0.005). Post-hoc Tukey yöntemi sonucunda  öğrenci grubunun yaş ortalaması tüm gruplardan anlamlı olarak düşük bulunurken, yetişkin grubun yaş ortalaması anksiyete grubu haricinde tüm gruplardan yüksek bulunmuştur. Klinik gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (post-hoc karşılaştırmalar gösterilmemiştir).

Geçerlik

Faktör Yapısı

Ölçeğin faktör yapısı hem özgün form hem de kısa formda yer alan 41 maddeyi içine alacak şekilde ayrı ayrı test edilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi (Exploratory Factor Analysis) ile Temel Bileşenler Yöntemi (Principal Components) ve Varimax dönüştürmesi sonucunda özgün form için özdeğeri 1’in üzerinde olan ve toplam varyansın %36’sını açıklayan 10 faktör yapısı elde edilmiştir. Ölçek kavramsal olarak 4 alt ölçekten oluştuğu için 4 faktörlü çözüm beklenen Doğrulayıcı Faktör Analizi (Confirmatory Factor Analysis) uygulandığında ise yalnızca kirlenme, bulaşma alt ölçeğini oluşturan maddeler özgün form ile tamamen özdeşim göstermiştir (sonuçlar gösterilmemiştir). Bu bulgularla özgün ölçeğin dört faktörlü yapısının doğrulanmadığı düşünülmüştür.

Kısa form için tekrarlanan aynı yöntemler sonucunda, toplam varyansın % 62.1’ini açıklayan 6 faktör yapısı ortaya çıkmıştır. Madde 45 kısa formda dürtüler alt ölçeğinde yer alırken, analizimizde  düşüncelere kapılma alt ölçeğine katılmıştır. PE kısa formda yer alan 6 maddeden oluşan kesinlik alt ölçeğinin ise üçer sorudan oluşan iki faktör yapısına bölündüğü görülmüştür. Bu faktöryel yapılar başlangıç için sayma ve tekrarlayıcı davranışlar olarak isimlendirilmiştir. Diğer maddelerin tamamı kısa form ile aynı faktöryel yapılara ait olacak şekilde faktör yükleri almıştır (Tablo 2) .

Ölçüt Bağıntılı Geçerlik: Eşzaman Geçerliği

Tablo 3’de OKB grubu ve kontrol grubunda (sağlıklı erişkin ve öğrenci) PE kısa ve özgün formdan elde edilen puanlar ile diğer ölçümler arasındaki bağıntı katsayıları listelenmiştir. Klinik olmayan grupta hem özgün form hem de kısa formda toplam ve alt ölçek puanlarının hepsi BAE ve BDE ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bağıntı göstermektedir. OKB grubunda ise hem PE özgün form hem de kısa form için dürtüler alt ölçeği ile YB-Obsesyon-Kompulsiyon-Total puanları arasındakibağıntı dışında diğerleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki göstermiştir. Özgün ve kısa form toplam puanı ile YBOKÖ toplam puanları arasındaki bağıntı katsayıları 0.41ve 0.48 (p< 0.001)olarak bulunmuştur.

OKB grubunda BDE ile bağıntı düzeylerinin YBOKÖ ile olan bağıntı düzeylerinden daha yüksek olması nedeniyle, depresif belirtilerin bağıntı analizlerine etkisini dışlayacak şekilde YBOKÖ ve PE puanları arasında parsiyel bağıntı analizleri uygulanmıştır. PE özgün form toplam puanının YBOKÖ obsesyon puanı ile bağıntısı ve özgün form zihinsel eylemler üzerinde bozulmuş kontrol alt ölçeği ile YBOKÖ obsesyon puanı arasındaki bağıntı dışında tüm bağıntı düzeyleri anlamlı kalmaya devam etmiştir (p < 0.05).

Grup Karşılaştırmaları

Tablo 4’de tüm örneklemin PE (özgün ve kısa form) ve diğer ölçeklerden elde edilen ortalama ve standart sapma değerleri görülmektedir. Tablo 5’de Mann-Whitney U testi sonucunda OKB grubu ile diğer gruplar arasında anlamlı fark bulunanlar pozitif (+) diğerleri negatif (-) ile gösterilmiştir (z değerleri verilmemiştir). Özgün ve kısa form tüm alt ve toplam ölçeklerinin, OKB olan hastaları sağlıklı örneklemden ayırt edici bir geçerliğe sahip olduğu bulunmuştur. PE hem özgün ve hem de kısa form için  OKB’si olan hastaların temizlik, kontrol alt ölçekleri ve toplam puanlarının hem anksiyete hem de depresif bozukluğu olan hastalardan anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. OKB’si olan hastaların PE özgün formda zihinsel eylemler üzerinde bozulmuş kontrolpuanları hem anksiyete hem de depresif bozukluğu olan hastalardan farklı bulunmazken, kısa form düşüncelere kapılma alt ölçeği için bu fark OKB ve anksiyete bozukluğu olan hastalar arasında anlamlı bir düzeye ulaşmıştır (z=-2.94, p<0.008). OKB ve depresif bozukluğu olan hastalar arasındaki  fark ise tam sınırda bulunmuştur (z=-2.63, p=0.008). Dürtü ve kaygılar alt ölçeği için özgün ve kısa formda OKB olan hastaların puanlarının diğer hasta gruplarından anlamlı olarak farklı olmadığı görülmüştür. PE kısa form kesinlik alt ölçeği için OKB olan hastaların puanları anksiyete bozukluğu olanlardan anlamlı olarak yüksek bulunurken depresif bozukluğu olanlarla anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Güvenilirlik

İç Tutarlılık  

Tablo 6’da ölçeğin toplam ve alt ölçeklerinin iç tutarlılığına ait Cronbach α katsayıları görülmektedir.  Özgün ve kısa ölçek toplamı için sırasıyla 0.96 ve 0.95 olarak hesaplanmıştır. En düşük iç tutarlılık katsayıları dürtü ve kaygılar alt ölçeğinde bulunurken, diğer alt ölçekler ve toplam puan için oldukça ileri düzeyde olduğu görülmektedir. En düşük iç tutarlılık katsayısı 0.79 olup bu değerler oldukça güvenilir kabul edilmektedir. 

Test-Tekrar Test Güvenilirliği

Ölçeğin test-tekrar test güvenilirliği için kayıp veriler çıkarıldıktan sonra toplam 190 deneğin verileri analizlere dahil edildi. İki farklı zaman diliminde elde edilen madde puanları arasındaki bağıntı katsayıları 0.59-0.84  (p <0.001) arasında değişirken, alt ölçek ve  toplam puanlar arasındaki bağıntı katsayısı Tablo 6’da son sütunda belirtilmiştir. Tüm alanlarda hem özgün form hem de kısa form için istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde yüksek bağıntı (r=0.81-0.92 arasında, p <0.001) katsayıları elde edilmiştir.

TARTIŞMA

Bu çalışmada PE’nin birisi özgün form, diğeri Van Oppen ve ark. tarafından uyarlanan kısa formu olmak üzere iki ölçeğin geçerlik ve güvenirliği sınanmıştır. Her iki formun faktör yapısı araştırıldığında, kısa formun faktör yapısı doğrulayıcı analizlere gerek kalmaksızın benzer faktör yapısı göstermiş, özgün formun faktör yapısı ise doğrulanamamıştır. Cronbach α katsayısının tüm alt ölçeklerde yüksek bulunması PE`nin Türkçe uyarlamasının iç tutarlılığının istenilen düzeyde ve orijinali kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Ölçeğin test-tekrar test güvenirliği de yüksek bulunmuştur. Geçerlik konusunda ölçeğin tüm yönleriyle kontrol grubu ve OKB olan hastaları ayırt etmede başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.

PE kısa formun Türkçe uyarlamasının faktör yapısı araştırıldığında 6 faktör yapısı elde edilmiştir. Bir madde dışında (madde 45) 4 alt ölçeğin faktör yapısı tamamen eşleşmiştir.  PE kısa formda yer alan kesinlik alt ölçeğinin ise üçer sorudan oluşan iki faktör yapısına ayrıldığı görülmüştür. Tarafımızca tekrarlayıcı davranışlar olarak tanımlanan faktör yapısını oluşturan sorular Burns ve ark (1996) tarafından geliştirilen 39 soruluk bir başka kısa formda da aynı şekilde ayrı bir faktör yapısı oluşturacak şekilde faktör yükü almışlardır. Faktör analizi ile ölçeğin faktör yapısının büyük oranda orijinal kısa form ile benzerlik göstermesi yapısal geçerlik için önemli bir gösterge olarak kabul edilebilir.

Özgün formun faktör yapısının doğrulanamamasının çeşitli nedenleri olabileceği düşünülmektedir. İlk olarak; faktör analizinin sağlıklı olarak yapılabilmesi için gereken denek sayısının madde sayısının 5-10 katı olması gerektiği dikkate alındığında, çalışmamızda 60 maddelik özgün formun faktör yapısını incelemeye olanak tanıması için analizler tüm örneklem üzerinden yapılmıştır. Oysa özgün formun faktör yapısının araştırıldığı orijinal çalışmalarda analizlere klinik örneklem dahil edilmemiştir (Sanavio 1988). Kısa formun orijinal çalışmasında ise analizler çalışmamıza benzer bir örneklem grubu üzerinden yapılmıştır. İkinci olarak; daha önce belirtildiği gibi, PE özgün formda yer alan maddelerin bir kısmı OKB’ye özgün olmayan bazı belirtileri ve psikopatolojik anlamı olmayan zihin uğraşlarını ya evrensel bir olgu olan endişeler ile ilişkili olduğu için ölçekten çıkarılmış ve bu şekilde iki ayrı kısa form oluşturulmuştur (Van Oppen ve ark. 1992, Burns ve ark. 1996). Bu maddelerin analizlerimizde özgün formun faktör yapısını etkilemiş olabileceği düşünülmektedir.

PE her iki formun eş zaman geçerliği için (Tablo 5) hem OKB hem de kontrol grubunda BAE ve BDE ile ölçeğin yüksek düzeyde bağıntı gösterdiği görülmektedir. OKB grubunda ise ölçeğin iki formu için dürtüler alt ölçeği ile Yale-Brown puanları arasındaki bağıntı anlamlı bulunmamıştır. Dürtüler alt ölçeğinde yer alan maddelerin dürtüselliğe yaptığı atıfların, YBOKÖ ile klinisyen tarafından yapılan şiddet değerlendirmesinde hesaba katılmamış olabileceği, bu nedenle anlamlı bir farkın ortaya çıkmadığı düşünülmektedir. OKB grubunda ölçeğin BDE ile bağıntı katsayılarının YBOKÖ ile olan bağıntı düzeylerinden yüksek olması dikkat çekmektedir. Bu durumun OKB grubunda hastaların % 35’inde ek olarak saptanan major depresyon ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.  Bu nedenle depresif belirtilerin etkisini dışlamak amacıyla yapılan parsiyel bağıntı analizlerinde, BDE’nin etkisi sabit tutulduğunda, kısa forma  ait analizlerde anlamlı olan bağıntılar hala anlamlı kalmaya devam etmiştir. Özgün forma ait analizlerde ise YBOKÖ obsesyon puanı ile PE toplam puanın ve zihinsel aktiviteler üzerinde bozulmuş kontrol arasındaki ilişkinin istatistiksel anlamını yitirdiği görülmüştür. Çalışmamızda YBOKÖ ile olan bağıntı düzeylerinin özgün çalışmalarda obsesif kompulsif belirtileri değerlendiren diğer ölçeklerle de (MOKE ve LOE ile) (Sanavio 1980, Sternberger ve Burns, 1990, Van Oppen 1992) olan bağıntı düzeylerinden düşük olduğu görülmektedir. Tarafımızca bu beklenen bir sonuçtur. OKB ile ilişkili öz bildirim ölçekleri  hastalık şiddetine doğrudan doğruya belirtilerin sıklığı ya da yaşanıp yaşanmamış olması (MOKE’de olduğu gibi) üzerinden bir atıf yapmaktadır. Oysa YBOKÖ; belirtilerin sıklığı yanında yaşamı etkilemesi ve belirtilere direnç gösterme gibi boyutlarla da ilgilenmektedir. Tüm bu etkenler göz önüne alındığında, PE’nin klinisyen tarafından değerlendirilen bir ölçekle olan bağıntısının diğer öz bildirim ölçekleri ile olan bağıntıdan daha düşük olması bir açıklık kazanabilir.

Hem kontrol hem de OKB grubunda PE özgün ve kısa form alt ölçeklerinin BAE ve BDE ile ilişkilerine bakıldığında ise (Tablo 3’de kesme işaretlerinin her iki tarafına bakıldığında) PE kısa forma ait olan bağıntı düzeylerinde özgün forma ait olanlara göre kısmi bir azalma göze çarpmaktadır. OKB grubunda ise PE alt ve toplam ölçeklerinin hastalık şiddeti ile olan bağıntılarında ise kesme işaretlerinin sağ tarafında kısmi bir artış belirmektedir. Eşzaman geçerlik analizleri ile ilgili bulgular genel olarak değerlendirildiğinde çalışmamızda PE kısa form için BAE ve BDE ile bağıntı katsayılarının  özgün forma oranla daha düşük bulunması, hastalık şiddeti ile olan bağıntı oranlarına göre ise kısmen yüksek bulunması kısa formun OKB’ye daha özgü olduğu düşüncesini doğrulayabilir. Ayrıca BDE’nin etkisinin dışlandığı parsiyel bağıntı analizleri sonucunda istatistiksel anlamlılık özgün formda sekteye uğrarken, kısa formda bir devamlılık bulunması da bu düşüncemizi desteklemektedir.

Bu çalışmada PE’ nin ayırt edici geçerliği ile ilişkili olarak ölçeğin OKB olan hastalar ile sağlıklı kontrolleri ayırt edebildiği bulunmuştur. Diğer hasta grupları ile karşılaştırıldığında ise özellikle özgün ölçeğin bazı sınırlılıklara sahip olduğu görülmektedir. Dürtülerle ilişkili olan alt ölçekler her iki form için de diğer hastalar ile OKB olan grubu ayırt etmekte yetersiz kalmıştır. Bunun  dışında zihinsel eylemler üzerinde kontrol  alt ölçeğinde özgün form için  depresif ve OKB olan hastaları ayırt etme gücü anlamlı bulunmaz iken, kısa form için anlamlıya çok yakın bir sonuç (z=-2.63, p=0.008) elde edilmiştir.  OKB hastalarının %35’inde eşlik eden major depresyonun varlığı bu ayırımın gerçekleşmesini engellemiş olabileceği düşünülmektedir. Genel olarak değerlendirmek gerekirse, kısa formun ayırt etme geçerliğinin daha fazla olduğu ve gene kısa formun anksiyete hastalarını OKB olanlardan ayırt etme gücünün depresif bozukluğu olanlara göre daha fazla olduğu yorumu yapılabilir. Benzer şekilde Van Oppen ve ark. (1992) da kısa formun OKB hastalarını sosyal fobi ve panik bozukluğu olanlardan ayırt etmede başarılı olduğunu bulmuşlardır.

Ölçeğin iç tutarlılığı ile ilgili bulgular çeşitli ülkelerde yapılan çalışmalarla karşılaştırıldığında, bu çalışmaların sonuçları ile  oldukça benzer sonuçlar ortaya çıkmıştır (Sanavio 1980, Sternberger ve Burns 1990, Van Oppen 1992, Kyrios ve ark. 1996 Goodarzi ve  Firoozabadi 2005).  Diğer çalışmalardaki gibi en düşük değerler dürtü ve kaygılar alt ölçeğinde elde edilmekle birlikte bu alt ölçeğin iç tutarlılığa da yüksek bulunmuştur.

Genel olarak değerlendirildiğinde PE iki formunun da güvenilirliklerinin yüksek düzeyde olduğu söylenebilir.  Geçerlik için kısa formun özgün forma göre OKB’ye daha özgü bir faktör yapısı ortaya koyduğu ve ayrıca diğer hastalarla OKB’si olan hastaları ayırt etmede daha güçlü olduğu yorumu yapılabilir. PE özgün form için OKB’ye özgü olmayan maddeleri içerdiği şeklinde yapılan eleştiriler Penn State Worry Inventory ile yüksek bağıntı gösterenlerin atılması ile cevap bulmuş olmaktadır. Ayrıca kısa formun geçerliği ile ilgili sonuçlar özgün forma oranla daha olumludur. Bununla birlikte PE’nin bazı belirtileri değerlendirmemesi (örneğin biriktirme obsesyonları ve kompulsiyonları gibi), işlevsellik ve obsesyonlara karşı direnç gibi YBOKÖ tarafından değerlendirilebilen yönlerin hesaba katılmaması ölçeğin diğer kısıtlılıklarıdır. Fakat tüm bu açılardan değerlendirmeyi mümkün kılan bir öz bildirim ölçeği bulunmamaktadır. Altın standart olarak kabul edilen YBOKO’de şiddet ve belirti dağılımı ancak ayrı ayrı değerlendirilebilmektedir. Ayrıca kuşku obsesyonları gibi belirtiler de YBOKO belirti listesinde yer almamaktadır. Kanaatimizce bir özbildirim ölçeğinde tek bir formda hem şiddetin ölçülmesi hem de belirti dağılımının belirlenmesi oldukça zor ve bir şekilde bazı kısıtlılıklarının olma olasılığı yüksek gözükmektedir. Bu bağlamda alan ve klinik çalışmalarda kullanılmak üzere uluslararası kabul edilmiş bir ölçeği ülkemizde kullanıma sunmak bir basamak olacaktır. PE ile  yapılacak çalışmalardan elde edilen verilerin diğer uluslararası çalışmalarla karşılaştırılması sonucunda kültürlerarası karşılaştırmalar için bir fırsat bulunabilecektir. Ayrıca OKB hakkında ülkemize yönelik yeni ölçekler geliştirme imkanı doğabilecektir.  

Kaynaklar

Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı, dördüncü baskı (DSM-IV) (Çev. ed.: E Köroğlu) Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1995.

Beck AT, Epstein N, Brown G ve ark. (1988). An inventory for measuring clinical anxiety. Pychometric properties. J Consult Clin Psychol, 56:893-897.

Beck AT, Ward CH, Mendelson M ve ark. (1961). An inventory for measuring depression. Arch Gen Psychiatıy, 4:561-571.

Burns GL, Keortge SG, Formea GM ve ark. (1996). Revision of the Padua Inventory of obsessive compulsive disorder symptoms: Distinctions between worry, obsessions and compulsions. Behav Res Ther, 34:163-173.

Cooper Y (1970). The Leyton Obsessional Inventory. Psychol Med, 1:48-64.

Erol N, Savaşır I (1988). Maudsley Obsesif-Kompulsif Soru Listesi. 24. Ulusal Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Kongresi Bilimsel Çalışma Kitabı, Ankara, s. 107-114.

First MB, Spitzer RL, Gibbon M ve ark. (1997) Structured clinical interview for DSM-IV clinical version (SCID-I/CV). Washington American Psychiatric Press.

Foa EB, Kozak MJ, Salkovskis PM ve ark. (1998). The validation of a new obsessive-compulsive disorder scale: The Obsessive-Compulsive Inventory. Psychol Assess, 10:206-214.

Goodarzi MA, Firoozabadi A (2005)  Reliability and validity of the Padua Inventory in an Iranian population. Behav Res Ther, 43:43–54.

Goodman WK, Price LH,  Rasmussen SA ve ark. (1989). The Yale-Brown Obsessive Compulsive Scale, I: Development, use and reliability. Arch Gen Psychiatry, 46:1006-1011.

Hafner RJ (1988). Obsessive-Compulsive Disorder: a questionnaire survey of a self-help group. Int J Soc Psychiatry, 34:310–315.

Hisli N (1988). Beck Depresyon Envanteri'nin Geçerliligi Üzerine Bir Çalışma. Psikoloji Dergisi, 6:118-122.

Hodgson RJ, Rachman S J (1977). Obsessional compulsive complaints. Behav Res Ther, 15:389-395.

Insel TR (1990). Phenomenology of obsessive compulsive disorder. J Clin Psychiatry, 51 (Suppl.2):4-8.

Karamustafalıoğlu KO, Üçışık AM, Ulusoy M ve ark. (1993). Yale-Brown obsesyon-kompulsiyon derecelendirme ölçeği’nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması. Bursa Savaş Ofset, s. 86.

Kyrios M, Bhar S, Wade D (1996). The assessment of obsessive-compulsive phenomena: psychometric and normative data on the Padua Inventory from an Australian non-clinical student sample. Behav Res Ther, 34:85-95.

Macdonald AM, de Silva P (1999). The assessment of obsessionality using the Padua Inventory: its validity in a British non-clinical sample. Pers Individ Dif, 27:1027–1048.

Mataix-Cols D. (2002). A Spanish version of the Padua Inventory: factor structure and psychometric properties. Behavioral and Cognitive Psychotherapy, 30:25–36.

Min BB (1999). Reliability and validity of the Korean translations of Maudsley Obsessional-Compulsive Inventory and Padua Inventory. Kor J Clin Psychol, 18:163–182.

Sanavio E (1988). Obsessions and compulsions: The Padua Inventory. Behav Res Ther, 26:169-177.

Steketee GS (1994). Behavioral assessment and treatment planning with obsessive compulsive disorder: A review emphasizing clinical application. Behavior Therapy, 25:613-633.

Sternberger LG, Burns GL (1990). Obsessions and compulsions: psychometric properties of the Padua Inventory with an American college population. Behav Res Ther, 30:631–637.

Taylor S (1995). Assessment of obsessions and compulsions: Reliability, validity, and sensitivity to treatment effects. Clin Psychol Rev, 15:261-296.

Tek C, Ulug B, Rezaki BG, Tanriverdi ve ark. (1995). Yale-Brown Obsessive Compulsive Scale and US National Institute of Mental Health Global Obsessive Compulsive Scale in Turkish: reliability and validity. Acta Psychiatr Scand, 91:410-413.

Thordarson DS, Radomsky AS, Rachman S ve ark. (2004). The Vancouver Obsessional Compulsive Inventory (VOCI). Behav Res Ther, 42:1289-314.

Ulusoy M, Sahin NH, Erkmen H (1998). Turkish Version of the Beck Anxiety Inventory: Psychometric Properties. J Cogn Psychother, Int Q, 12:163-172.

Van Oppen P (1992). Obsessions and compulsions: dimensional structure, reliability, convergent and divergent validity of the Padua Inventory. Behav Res Ther, 30:631–637.

Dokümanın tamamı için tıklayınız...


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:

Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Yeniden Kullanıma Adaptasyonda Bina Performansının Değerlendirilmesi(1982)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!