Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!

Araştırmalarınız için Arama Yapın:


Araştırmalarınız için Arama Yapın:

  
                    

Göstergebilim (Semiyoloji)
www.arsivbelge.com
Göstergebilim (Semiyoloji) dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Göstergebilim (Semiyoloji) başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

GÖSTERGEBİLİM

Kendi dışında başka bir şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen, sözcük, nesne, görünüş veya olgulara gösterge denir.

Göstergebilim gerek sözlü gerekse sözsüz göstergeler arasındaki ilişkiyi ve bu göstergelerin oluşturduğu sistemleri inceleyen bilim dalıdır. Anlamların nasıl yaratıldığını inceler.

Terimi ilk defa John Locke kullanmıştır. (An Essay Concerning Human Understanding)

Gösterge = Gösteren + Gösterilen’in birleşiminden oluşur.

Örneğin, Kedi Sözcüğü (k+e+d+i harflerinden oluşan sözcük) gösteren, kedi kelimesinin anlattığı hayvan ise gösterilendir.

Sanat eserleri aynı zamanda birer iletişim aracıdır. Romanlar, filmler, tablolar kendilerine özgü bir dile sahip ileti kaynaklarıdır ve bu bakımdan birer metin gibi okunabilir. “Bu metinlerin görünen düz anlamlarının dışında alt metin olarak adlandırılabilecek yan anlamları da vardır. Var olan ideoloji aslında bu yan anlamlar aracılığı ile yayılır.” Yan anlamlar yaratmak için sanatın özgün dilini kullanan sanatçı, pek çok göstergeyi birleştirerek bir dizi oluşturur. Sinemada bu dizi, renkleri, diyalogları, kamera hareketlerini ve daha birçok bileşeni içerir. Yani, “alıcı hareketlerinden, renklerden, oyuncuların diyaloglarına dek her şey bir gösteren olarak kabul edilir. Bir dil gibi izleyiciye aktarılır.” Bu göstergeler dizisini incelemek için kullanılan göstergebilimsel yöntemi sinemaya da adapte etmek mümkün.

Gösteren ve gösterilen arasındaki ilişki evrensel değildir. Kültüreldir. Kedi kelimesi bir İngiliz’e bir şey çağrıştırmaz. Bu örnekte İngiliz Türkçeyi bilse dahi bu kelimenin Türk kültüründe ne anlama geldiğini tam olarak anlayamaz. Derste de Hindistanlılar için kutsal olan inek örneğini vermiştik. İnek kelimesinin Hintçe karşılığını bilsek bile o kültüre ait olmadığımız için bir Hintli için ne anlama geldiğini tam olarak bilemeyiz.

Bu bilim dalı iletişimi anlamın oluşturulması olarak ele almaktadır. İlgilendiği temel adından da anlaşılacağı üzere göstergelerdir.

Göstergebilimin üç temel çalışma alanı söz konusudur:

1. Göstergenin Kendisi:

Bu alan, gösterge çeşitlerinin, bun­ların çeşitli anlam taşıma yollarının ve göstergeleri kullanan insan­larla ilişkilendirilme biçiminin araştırılmasını içerir. Göstergeler in­san inşaları oldukları için, yalnızca, insanların onları kullandıktan biçimler içerisinde anlaşılabilirler.

2. İçinde göstergelerin düzenlendiği kodlar ya da sistemler:

 Bu çalışmalar içinde, toplumun ya da kültürün gereksinimlerini kar­şılamak için geliştirilen kodlan ya da bu kodların iletilmesi için varo­lan iletişim kanallarını işletmek için başvurulan yolları ortaya koy­mak yer almaktadır.

3. Kodlar ve göstergelerin içinde işlediği kültür:

Kültürün kendi varoluşu ve biçimi de bu kodların ve göstergelerin kullanı­mına bağlıdır.

Göstergebilimin Özellikleri

İki tarafın iletiye yükledikleri anlamların birbiriyle uyumlu olması için aynı kodların paylaşılması ve aynı gösterge sistemlerinin kullanılması gerekmektedir. Göstergebilim alıcının yani okuyucunun iletişim etkinliğinde etkin bir rol oynadığını kabul eder. Okur kendi deneyimlerini, tutumlarını ve duygularını metne taşıyarak metnin anlamlandırılması için doğrudan katkıda bulunur.

 Göstergebilimin Temel Öğeleri

Göstergebilim üzerine yapılan anlam çalışmaları temel olarak 3 öğeyle ilgilenir

  1. Gösterge
  2. Göstergenin gönderme yaptığı şey
  3. Göstergenin kullanıcıları

Gösterge bir başka şeyi temsil eden şeydir. Duyularla kavranır ve kullanıcıların onu kabulüne bağlıdır. Bir gösterge gösteren ve gösterilenlerden oluşur. Kavramlar yani gösterilenlerde gösterenler gibi belirli bir kültürün ürünleridir. Dilden dile değişirler. Evrensel değillerdir.

Bir gösterge, başka bir şeyin yerine koyulabilme özelliğine ve kapa­sitesine sahip olan bir şeydir. Gösterge birisine seslenir, yani seslen­diği kişinin zihninde denk bir gösterge ya da belki de çok daha ge­lişmiş bir gösterge yaratır.

Gösterge bir şeyi, gösterdiği nesneyi temsil eder.

 Bir kişiye bir dildeki gösterenlerin (alfabedeki harflerin ve kelimelerin) öğretilmesi o kişiyi o dildeki kavramları paylaşabileceği bir konuma getirmez. Kısaca gösterenin her dildeki biçiminin kültüre özgü olması gibi, nesnenin (gösterilenin) anlamlandırılması da kültüre özgüdür.

Gösterilenler Kültürün ürünleridir bu yüzden doğal değillerdir. Daha öncede belirttiğimiz gibi doğada kategorik ayrımlar ve sınıflandırmalar yoktur. Örneğin bir ormanda hayvanlar tür ve çeşitlerine bakılmadan bir arada yaşarlar. Gösterilenleri kültür ürünleri olarak kabul ettiğimizde onların dil sisteminin bir parçası olduklarını da kabul etmiş oluruz.

Gösterge Çeşitleri

Göstergeleri incelemeye başladığımızda 3 temel öğeden bahsedebiliriz:

  1. Görüntüsel Gösterge
  2. Belirtisel Gösterge
  3. Simgesel Gösterge

Görüntüsel gösterge nesnesiyle benzerlik taşır. Doğal seslerin taklit edilmesi görüntüsel gösterge olarak nitelenir. Örnek olarak fotoğrafları verebiliriz.

Belirtisel gösterge nesnesi ile doğrusal bağlantısı olan göstergedir. İlk akla gelecek örnekler duman ve ateştir. Duman ateşin belirtisel göstergesidir.

Simgelerin nesne ile bağlantısı uzlaşma, anlaşma ya da kural sonucu olmuştur. Trafik işaretleri ilk akla gelen simgelerdendir.

Bir gösterge hem görüntüsel, hem belirtisel hem de simgesel gösterge olabilir. Tek bir kategoriye girme zorunluluğu yoktur.

Kodlar

Kodlar gösterge sistemleridir. Gösterge tek başına bir anlam ifade edemez. Kodlar içinde göstergelerin düzenlendiği sistemlerdir. Göstergelerde olduğu gibi Kodlarda da ortak bir uzlaşma söz konusudur. Kurallar tarafından yönetilen her alanda kodlar vardır. Örneğin Hukuk, Trafik, İnsan İlişkileri, Spor karşılaşmaları.

Bu tür kodların paylaştıkları bir takım temel özellikler vardır.

  1. Tüm kodlar anlam taşırlar: birimleri, çeşitli araçlarla ken­dilerinden başka bir şeye göndermede bulunan göstergelerdir.
  2. Tüm kodlar,  kullanıcılan arasındaki bir anlaşmaya ve paylaşılan kültürel bir ortaklığa dayanırlar. Kodlar ve kültür dina­mik bir şekilde karşılıklı ilişki içindedirler.
  3. Tüm kodlar, tanımlanabilir bir toplumsal ya da iletişimsel işlevi yerine getirirler.
  4. Tüm kodlar, uygun medya ve/veya iletişim kanalı aracılı­ğıyla aktarılabilirler.

Kod kullanımında esas olan üzerilerinde varılan uzlaşma ve kullanımdır. Bu noktada bir kültürün üyelerinin paylaştığı deneyimler ve beklentiler öne çıkmaktadır. Uzlaşım tekrara bağlıdır. Kültürün üyeleri için göstergesel süreçleri (kodaçımını) kolaylaştırır. Toplum üyeleri aynı deneyimi paylaştıkları için birleştirici, güven verici yanı vardır. Değişikliklere karşı direnç üretir. Toplum üzerinde anlaştığı, rahat olduğu güven duyduğu uzlaşımlardan –örf, adet, gelenek gibi – vazgeçmek istemez.

Giysi kodunu ele alalım. Giysilerimiz kendimizle ilgili şeyler söyler, bunun yanında çevremize ilişkin algılarımız hakkında bilgi verir.

Göstergebilimsel yaklaşımda hedeflenen alıcıya bir nesneden daha fazlası olarak bakılır. “Alıcı” yerine “Okur” teriminin kullanılması terimin kültürel deneyime atıfta bulunması sebebi yüzündendir. Metnin anlamlandırılmasında onun da katkısı vardır.

Göstergebilim ( Semiyoloji ) Hakkında

Temelde Gösteren, Gösterilen ve Gösterge ilişkisine dayanan göstergebilim çok önemli bir anlatı çözümleme stratejisidir. “Günümüzde, anlatıları açıklayan, inceleyen, anlamlarını değerlendiren birçok ‘okuma’, ‘eleştiri’, ‘yorumlama’ yöntemi var. Bunlara bir de ‘göstergebilimsel yaklaşım’ı ekleyebiliriz. Ancak göstergebilimsel yaklaşım, metin açıklama / yorumlama tekniklerinin yerini almak üzere geliştirilmiş yeni bir seçenek olmadığı gibi, yeni bir yazınsal eleştiri türü olmak amacında da, savında da değildir. Göstergebilimin metin açıklama / yorumlama teknikleri ile yazınsal eleştiriye bazı kavramlar, işlemler ve örnekler sunması, onların amacını üstlendiğini göstermez […] Bir başka deyişle, anlatılarda, metinlerde anlamların nasıl birbiriyle eklemlenerek üretildiğini araştıran, öncelikle de bu üretim sürecini ortaya koyabilecek bir kuramsal aygıt (düşünme modeli) geliştiren bir bilimsel tasarıdır göstergebilim. Bu açıdan hızla oluşturulmuş betimleme ve gözlemleme amaçlı derme çatma aygıtlardan (sözde kuramlar) da ayrılır.”[3]

John Locke

John Locke

Tarihsel temelde bir göstergeler öğretisi olan göstergebilim, Antik Yunan’dan bugüne birçok düşünürün inceleme alanı olmuştur. StoacılarModusçularLeibnizDiderot,CondillacLambert gibi filozofların göstergeler üzerine yaptıkları çalışmaların ardından göstergeler öğretisinin ilk önemli temsilcisi John Locke’tur. Locke’un fikirlerini geliştirenJean Henri Lambert ve Polonyalı Joseph Marie Hoene-Wronski’den sonra çağdaş göstergebilimin iki öncüsü ortaya çıktı: Charles Sanders Pierce ve Ferdinand de Saussure. “Pierce, hem dilsel hem de dil dışı göstergelerle ilgili bir kuram tasarlamış ve buna ‘semiotic’ adını vermiştir. CH. S. Peirce’e göre ‘göstergelerin biçimsel öğretisi’ olan göstergebilim, mantığın bir başka adıdır.”[4] Böylelikle Pierce göstergelerin her alanda eksiksiz bir sınıflandırmasını yaparken, Saussure “dil dışındaki göstergelerin işleyişini araştıracak bir bilim dalının kurulmasını öngörür ve bu bilim dalını Fransızca sémiologie terimiyle adlandırı.”[5] Yani, Saussure için aslolan ileride kurulacak bir bilim dalı olan göstergebilimi bilimsel temellere oturtmaktır.

Çağdaş Dönemde Göstergebilim

Vladimir Propp

Vladimir Propp

Pierce ve Saussure’den hemen sonra göstergebilim, yazınbilim ve anlatı çözümlemesi alanlarında çalışmalar yapan Charles W. MorrisRoman JakobsonJan Muharovsky,Louis Hjelmslev ve Eric Buyssens’ın ardından gelen Vladimir Propp’u çalışmaları tam olarak göstergebilim kuramı içinde değerlendirilemese de, anlatı yapılarını çözümleme bakımından çok önemlidir.

Rus halk masallarını inceleyerek kuramını oluşturan Propp, masalların ilk bakışta birbirinden farklı görünüyor olmasına rağmen ortak bir şema oluşturulabilecek biçimde benzer bir akış planına sahip olduğunu öne sürer ve bu tekbiçimcilikten yola çıkarak 31 maddelik işlev listesini sıralar:

“1) Uzaklaşma: Ailenin bir üyesi evi terk eder.

2) Yasaklama: Kahraman bir yasakla karşılaşır.

3) Yasağı çiğneme: Yasak çiğnenir.

4) Soruşturma: Saldırgan bilgi edinmeye çalışır.

5) Bilgi toplama: Saldırgan, kurbanıyla ilgili bilgi toplar.

6) Aldatma: Saldırgan, kurbanını ya da servetini ele geçirmek için, onu aldatmayı dener.

7) Suça katılma: Kurban aldanır ve böylece istemeyerek düşmanına yardım etmiş olur.

8) Kötülük: Saldırgan aileden birine zarar verir.

8a) Eksiklik: Aileden birinin eksiği vardır, aileden biri bir şeyi elde etmek ister.

9) Aracılık, geçiş anı: Kötülüğün ya da eksikliğin haberi yayılır, bir dilek ya da bir

buyrukla kahramana başvurulur, kahraman gönderilir ya da gider.

10) Karşıt eylemin başlangıcı: Arayıcı-kahraman eyleme geçmeyi kabul eder ya da

eyleme geçmeye karar verir.

11) Gidiş: Kahraman evinden ayrılır.

12) Bağışçının ilk işlevi: Kahraman büyülü bir nesneyi ya da yardımcıyı edinmesini

sağlayan bir sınama, bir sorgulama, bir saldırı vb. ile karşılaşır.

13) Kahramanın tepkisi: Kahraman ilerde kendisine bağışta bulunacak kişinin

eylemlerine tepki gösterir.

14) Büyülü nesnenin alınması: Büyülü nesne kahramana verilir.

15) İki krallık arasında yolculuk, bir kılavuz eşliğinde yolculuk: Kahraman, aradığı

nesnenin bulunduğu yere ulaştırılır, kendisine kılavuzluk edilir ya da götürülür.

16) Çatışma: Kahraman ve saldırgan, bir çatışmada karşı karşıya gelir.

17) Özel işaret: Kahraman özel bir işaret edinir.

18) Zafer: Saldırgan yenik düşer.

19) Giderme: Başlangıçtaki kötülük giderilir ya da eksiklik karşılanır.

20) Geri dönüş: Kahraman geri döner.

21) İzleme: Kahraman izlenir.

22) Yardım: Kahramanın yardımına koşulur.

8, 10- 11, 12, 13, 14, 15 yinelenir.

23) Kimliğini gizleyerek gelme: Kahraman kimliğini gizleyerek kendi ülkesine ya da bir

başka ülkeye varır.

24) Asılsız savlar: Düzmece bir kahraman asılsız savlar ileri sürer.

25) Güç iş: Kahramana güç bir iş önerilir.

26) Güç işi yerine getirme: Güç iş yerine getirilir.

27) Tanıma: Kahraman tanınır.

28) Ortaya çıkarma: Düzmece kahramanın, saldırganın ya da kötünün gerçek kimliği

ortaya çıkar.

29) Biçim değiştirme: Kahraman yeni bir görünüm kazanır.

30) Cezalandırma: Düzmece kahraman ya da saldırgan cezalandırılır.

31) Evlenme: Kahraman evlenir ve tahta çıkar.”[6]

Algirdas Julien Greimas

Algirdas Julien Greimas

Algirdas Julien Greimas ise “Propp’un 31 işlevde topladığı anlatı fonksiyonlarını önce 20’ye daha sonra da 4 temel kavrama indirger; Sözleşme, Sınama, Yer Değiştirme, İletişim, eyleyen sayısı ise 6’dır; Gönderen, Nesne, Gönderilen, Yardım Eden, Özne, Engelleyen.”[7] Bir anlatıyı çözümlerken Eyletim (Gönderme), Edinim (Yeterlilik, Güçlenme), Edim (Gösterme) ve Yaptırım (Teyit Etme) evrelerini kullanan Greimas’a göre eylemi yapana Özne, eylemin konusuna Nesne, eylemi belirleyip kökeninde yer alana Gönderen, kendisi için eylemin gerçekleştiği kişiye Gönderilen, eyleme yardım edene Yardımcı ve eylemi engelleyene Engelleyici denir.

Ferdinand Saussure göstergebilimin sadece dil incelemesinde kullanılabileceğini öngörürken, Greimas dil dışı alanlara da bu yöntemin adapte edilebileceğini göstermiştir. Bu bakımdan Propp ve Saussure’ün kuramlarını makul bir noktada birleştiren Greimas’ın oluşturduğu eyleyensel örnekçe film incelemelerinde de kullanılmak üzere oldukça işlevseldir.

 
Kaynakça

[1] Canan Uluyağçı, Sezen Ünlü, Sevil Uzoğlu Bayçu, “TV Dizilerindeki Mekanlarda Kültürel Yansımaların Göstergebilimsel Çözümlemesi: Canım Ailem”, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi, Eskişehir.

[2] ibid.

[3] Mehmet Rifat, Göstergebilimin ABC’si, Say Yayınları, İstanbul, 2009, s. 21-22.

[4] ibid., s. 30.

[5] ibid,. s. 32.

[6] Murat Soydan, “Yavuz Turgul’un Gönül Yarası Filminin Greimas’ın Eyleyensel Örnekçesine Göre Çözümlenmesi”, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema Bölümü, İzmir.

[7] Simten Gündeş, Film Olgusu: Kuram ve Uygulayım Yaklaşımları, İnkilap Yayınları, İstanbul, 

 

kaynaklar: medyakulturvetoplum.wordpress.com

                 sinemakafasi.com


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     
Çalışmalarınız ve ödevleriniz için her türlü kaynak ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!
          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!