Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:



Super Oyunlar Oyna

  
Böbrek Üstü Bezleri ve Hormanları - Böbreküstü Bezi Hastalıkları

                    

www.arsivbelge.com
Böbreküstü Bezleri ve Hormonları Hakkında BilgiBöbrek Üstü Bezleri ve Hormanları - Böbreküstü Bezi Hastalıkları dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Böbrek Üstü Bezleri ve Hormanları - Böbreküstü Bezi Hastalıkları başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Böbrek Üstü Yapıları - Böbrek Üstü Bezleri ve Hormanları - Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları

Böbreküstü Bezinin Görevleri

Böbreküstü bezleri, adından anlaşılacağı gibi böbreklerin üstünde yer alır. Kabuk ve öz diye iki bölümde incelenirler. Kabuk bölgesinden “kortizol” hormonu salgılanır. Bu hormon aminoasitlerden glikoz sentezini uyarır. Kana yeterli kortizol salgılanmazsa deride renk maddelerinin sayısı artar ve garip bir kahverengileşme görülür. Buna “Addison” hastalığı denir. Bu hastalarda iştahsızlık, halsizlik ve kaslarda zayıflama görülür.

Böbreküstü bezlerinin öz bölgesinden “adrenalin” hormonu salgılanır. Adrenalin; kan damarlarını daraltır, yürek atışını hızlandırır, karaciğerde glikojenin glikoza hidrolizini hızlandırır. Adrenalinin karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını hızlandırması, kanda glikoz miktarının sabit tutulmasında önemli rol oynar.

BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ

Böbreklerin üst kısımlarına yapışmış olarak bulunan sarımtrak renkli olan iki bezdir.Diğer endokrin bezlerde olduğu gibi kan damarı bakımından zengin olan bu bezlerin böbreklerle doğrudan bir ilişkisi yoktur.
Adrenal bezler(böbrek üstü bezleri) ,yapısı ve salgıladığı hormonları farklı olan 2 tabakadan meydana gelir.
Adrenal bezlerin pembemsi görünümündeki dış kısmına kabuk(adrenal korteks) iç kısmına ise öz bölgesi(adrenal medulla) denir.
Korteks hormonlarının az salgılanması durumunda kandaki ACTH miktarı artar.Bu durumda deri tunç rengini alır,kan basıncı azalır,iştahsızlık artar,kaslarda zayıflama ve genel halsizlik görülür.Sodyum ve klorun dışarı atılması artarken vücut sıvısında potasyum miktarı artar.(Addison hastalığı)
Bu bezlerin kabuk kısmından hormon salgılanması hipofizin ön lobundan salgılanan ACTH hormonu ile düzenlenir.

Böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinden salgılanan hormonlar şunlardır:

a.)Kortizol:
Organizmada karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenler.
Protein ve yağların glikozlara dönüşümünü hızlandırır.
Bu sayede kandaki şeker oranının yükselmesini sağlar.
Tedavi amaçlı olarak iltihaplanmalarda,alerji ve romatizma hastalıklarında kullanılır.
Karaciğerde glikojen sentezini hızlandırır.

b.)Aldosteron:
Bu hormon böbrekteki idrar tüpçüklerinden ,sodyum ve klor iyonlarının geri emilmesini sağlar.
Bu yolla kan ve hücre dışı sıvıların iyon derişimini düzenlemeye yardımcı olur.
Fazla salgılanırsa kan basıncı yükselir ve doku sıvısının miktarı artar.Hormonun üretilememesi ölüme neden olur.
Deniz suyu yutmuş bir insanda aldosteron miktarı azalır.

c.)Adrenal eşey hormonları:
Hem erkek hem de dişilerde böbrek üstü bezlerinin kabuk kısmından az miktarda eşeysel hormon salgılanır.
Erkek çocuklarda ergenlikten önce fazla salgılanırsa çocuk normal zamanından önce ergenliğe girer.
Dişilerde fazla çalışırsa sakal çıkar,ses kalınlaşır ve erkeğe ait özellikler oluşabilir.
Adrenal eşey hormonlarının fazla salgılanması durumunda erkek çocuklarda ses kalınlaşması ve kas gelişmesi ile kıllanma görülür.

Böbrek üstü bezinin öz bölgesinden salgılanan hormonlar şunlardır:
Buradan salgılanan hormonlar metabolizmanın hızlanmasını sağlayan sempatik sinirlerin öz bölgesini uyarmasıyla salgılanırlar:

Adrenalin (epinefrin):
Heyecanlanma,korkma,öfkelenme,üzüntü hallerinde ve bazı ilaçların alınması durumunda kandaki miktarı artar.
Bu durumda adrenalin etkisiyle kandaki şeker miktarı ve kan basıncı ve kan dolaşımı yükselir,hücrelerde enerji üretimi artar,sindirim yavaşlar.
Kalp atışı hızlanır,damarlar genişler ve göz bebekleri büyür.
Beyne daha fazla kan gider ve kanın pıhtılaşma zamanı kısalır.Yorgunluğa karşı direnç artar.
Adrenalin hormonu, duran kalbin yeniden çalışmasında ve kan basıncının yükselmesinde kullanılır.
Adrenalin hormonu etkisiyle derideki kılcal damarlar ise daralır.Korkunca derimizin sararmasının nedeni budur.
Heyecan ve korku sırasında öncelikle hipotalamus uyarılır.Hipotalamus ürettiği düzenleyici faktörlerle (RF) hipofizi kontrol eder.Hipofiz geri besleme mekanizmasıyla ACTH üretir ve adrenal (böbrek üstü bezini ) kontrol eder.Bu hormon adrenal korteksten adrenalin salgılanmasına yol açar.
Böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin glikojenin glikoza dönüştürülerek kandaki glikoz miktarının artmasına neden olur.Pankreas ise salgıladığı insülin ve glukagon hormonlarıyla kandaki glikoz seviyesini ayarlar.Karaciğer kanda fazla bulunan glikozun glikojene dönüştürerek depolar.Eğer kanda az miktarda glikoz varsa glikojen glikoza dönüştürülür.Sonuç olarak karaciğer,pankreas ve böbrek üstü bezleri kandaki glikoz seviyesini düzenlemede görev alırlar.

b.)Noradrenalin (norepinefrin):
Kılcal damarların kasulmalarını düzenleyerek kan basıncının yükselmesine neden olur.

 

Memelilerde, böbrek üstü bezleri (adrenal, suprarenal bezler olarak da bilinir) üçgen biçimini andıran iç salgı (endokrin) bezleridir. Anatomik olarak böbreklerin hemen üstlerinde bulunduklarından bu adı almışlardır. Kabuk (korteks) ve öz (medulla) olarak anılan iki ayrı katmandan oluşan bezlerin temel işlevi fizyolojik gerilim (stres) karşısında kortikosteroid (kabuk katmanı) ve katekolamin (öz katman) bireşimleyip kana salgılamaktır.

Anatomik olarak, böbrek üstü bezleri, karnın karın zarı arkası (retroperitonal) bölgesinde bulunup, böbreklere göre ön-üst (anterosüperior) konumdadırlar. Bütünüyle yağ dokusuyla çevrelenmişlerdir, ve bu yağ dokusu da böbrek zarı (renal fasiya) ile çevrelenir.

Bezlere giden ve bezlerden ayrılan atar ve toplar damar öbekleri her ne kadar kişiden kişiye değişkenlik gösterse de atar damarlar genellikle üçe ayrılır:

Üst böbrek üstü atar damarı, (alt diyafram atardamarından ayrılır.)
Orta böbrek üstü atar damarı, (karın bölgesi aorttan ayrılır.)
Alt böbrek üstü atar damarı (böbrek atardamarından ayrılır.).

Bezlerden gelen kanı toplayan damarlar ise birleştiği damar bakımından sağda ve soldaki bezlerde değişiklik gösterir:

Sağ böbrek üstü toplar damarı alt ana toplar damara,
Sol böbrek üstü toplar damarı ise alt diyafram toplar damarına ya da böbrek toplardamarına bağlanır.

Tiroid bezi gibi böbrek üstü bezleri de gram başına en çok kan alan bölgelerdir. Bu da evrimleşmenin doğal bir sonucudur, çünkü bu tür endokrin organlar, bir canlının fizyolojik gerilim karşısında vücut dengesinin (homeostaz) bozulmadan işlevini sürdürebilmesi için çok önemlidir.

Tıpkı öbür endokrin bezlerde olduğu gibi, bu bezlerin toplardamarlarında hormonlar çok derişiktir. Tıpta bu durumdan yararlanılarak, bu hormon düzeylerinin dengesizliklerinden kuşkulanıldığı durumlarda böbrek toplardamarındaki hormonların derişimi ölçülüp, bu incelemeler tanı konulmasında yardımcı nitelikte olabilir.

İki ayrı katmana ayrılan böbrek üstü bezlerinin bu katmalarında da altkatmanlar söz konusudur:

Kabuk bölgesi üç katmandan oluşur. Bunlar dıştan içe sırasıyla:

Zona glomerulosa: Latince'de "yumakçık bölgesi" anlamına gelir, ve çoğunlukla aldosteron salgılar.
Zona fasciculata: Latince'de "demet bölgesi" anlamına gelir, ve çoğunlukla kortizol salgılar.
Zona reticularis: Latince'de "ağ bölgesi" anlamına gelir, ve çoğunlukla seks hormonlarını (dihidroepiandrosteron (DHEA) ve androstenedion) salgılar. Bu hormonlar öbeğine androjen denilmektedir.

Öz bölge ise, kabuk bölgesinin aksine, tek bölgeden oluşmaktadır, ve burdaki gözelere Kromafin gözeleri denir. Kromafin, Yunanca'da "renke ilgi" anlamına gelir. Böyle adlandırılmasının nedeni, Krom tuzlarıyla boyandığında, bu gözelerin içindeki katekolaminlerin yükseltgenip, çoklu bileşik (polimer) haline dönüşmesi, ve elde edilen bileşiğin kahverengi olmasıdır.

Kabuk katmanı ve hormonları

Kabuk bölgesi, bezin yaşamsal önem taşıyan katmanıdır. Bu yapıdan hipofiz bezinden salgılanan adenokortikotropik hormon (ACTH) hormonunun etkisiyle başta kortizol olmak üzere çok sayıda hormon salgılanır. Kortizol salgılanma düzeni gün içinde gösterdiği değişiklikler açısından ilginç bir özellik taşır. Gün boyunca değişen derişimlerle kana salgılanan kortizol, akşam sıralarında ve uykuya dalıştan hemen sonraki saatlerde en az düzeydeyken, sabah kalkmadan önceki saatlerde ise en yüksek düzeydedir. Böbreküstü bezlerinden salgılanan öteki kabuk hormonları da kortizole benzer değişiklikler gösterir. Bu değişkenliğin nedeni, hipotalamustaki CRH salgılanmasına bağlı olan ACTH salgılanımının, aydınlık/karanlık döngüsüne ilişkin bilginin retinadan hipotalamusta bulunan çifte çekirdeklere (suprachiasmatic nuclei) iletilmesine bağlı olmasıdır. Ön görülebileceği gibi, koma, körlük ya da sürekli ışığa ya da karanlığa maruz kalma durumlarında bu değişkenlik de ortadan kalkar.


Glukokortikoidler

İlgili madde: Kortizol

Zona Fasciculata bölgesinden salgılanan kortizolun (ana glukokortikoid) çok yönlü etkileri vardır. Tıpkı öbür steroid bileşikleri gibi, kortizol, etkisini erek gözenin çekirdeğine girerek, DNA'nın kalıt yazımından mesajcı RNA'yı bireşimleyerek, ve bundan da yeni protein bireşimleterek gösterir. Yukarıda da açıklandığı gibi Glukokortikoidler yaşamsal önem taşır. Glukokortikoidler etkilerini, şeker üretimi (glukoneojenez), damarların katekolaminlere yanıt vermeleri, yangının ve bağışıklık sisteminin baskılanması ve merkezi sinir sisteminin düzenlenmesi biçiminde gösterir.

Glukoneojenezin uyarımı: Kortizolun en önemli etkinliklerinden ikisi glikojen depolanması ve glukoneojenezdir. Genel olarak, kortizol etkileri yıkıma (katabolizma) ağırlık verir. Kortizol, protein, yağ ve karbonhidrat yapım-yıkımını eş güdümlü bir biçimde şeker üretimini arttıracak şekilde düzenler: kaslardaki protein yıkımını arttırıp, yeni protein bireşimlenmesini baskılar, ve böylece karaciğerin şekere dönüştürmesi için serumda amino asit sağlamış olur. Benzer bir biçimde yağ yıkımını da arttırıp, karaciğerin şekere dönüştürmesi için serumda gliserol bileşiğini de sağlar. Son olarak, kortizol, şekerin dokularca kullanımını ve yakılmasını da engelleyip, yağ gözelerinin (adipoz) insüline olan duyarlılığını da azaltır. Tüm bunlardan dolayı, açlık sırasında yaşamda kalabilmek için glukokortikoidler çok önemlidir; beyin kandaki şekerden dolayı işlevini sürdürebilir. Kortizolun olağan düzeyinden düşük olduğu durumlarda kan şekeri düşer (hipoglisemi), ve yüksek olduğu durumlarda da kan şekeri artar (hiperglisemi).

Yangıyı baskılayıcı etkileri: Kortizol bunu üç yolla gerçekleştirir:

Lipokortinin bireşimlenmesini uyarır. Fosfolipaz A2 enzimini baskılayan lipokortin, bundan dolayı arachidonic asitin zar fosfoyağlardan serbest bırakılmasını önler. Arachidonic asit, yangıyı tetikleyen etmenlerin bireşimlenmesinde kullanılan önemli bir bileşiktir. Bu dolaylı yol ile kortizol, yangıyı baskılar.
Kortizol, interlükin 2 (IL-2)'nin üretilmesini ve T lenfositlerinin çoğalmasını engeller.
Kortizol mastositlerden histaminin, pıhtı gözelerinden (trombosit) serotonin salgılanmasını baskılar.
Bağışıklık sisteminin baskılanması: yukarıda da açıklandığı gibi, kortizol interlükin 2 (IL-2)'nin üretilmesini ve T lenfositlerinin çoğalmasını engeller. Organ nakli gerçekleşmiş olan hastalarda organ reddini önlemek için glukokortikoidler ilaç olarak verilir.

Damarların katekolaminlere yanıtını olanaklı kılar: Kortizol kan basıncının olağan değerlerde izlemesi için gereklidir, bunu damarcıklardaki (arteriyol) alfa-1 katekolamin alıcılarının etkinliğini arttırarak yapar. Böylece, kortizol damarcıkların büzülmesinde ve kan basıncının artmasında önemli rol oynar. Kortizol düzeyi olağanın altında olduğunda, hipotansiyon, olağan düzeyinin üstünde seyrettiğinde ise hipertansiyon gerçekleşir.

Kemik oluşumunu baskılar: Bunu kemiklerde bulunan 1. tip kollajenin (bağ dokunun yapı maddesi) bireşimlemesini engelleyerek, kemik gözelerinin (osteoblast) çoğalmalarını engelleyerek, ve bağırsaktan kalsiyum emilimini azalatarak gerçekleştirir.

Glomerüler süzme hızını (GFR) azaltmak : Kortizol, nefronlardaki getirici damarcıkları genişleterek böbreğe giden kan akışını, ve GFR'yi arttırır.

Merkezi sinir sistemine etkisi: Özellikle limbik sistemde olmak üzere, merkezi sinir sisteminde glukokortikoid alıcıları bulunmaktadır. Glukokortikoidler, REM uykusununu azaltır, yavaş-dalgalı uyku evresini arttırır, ve genel olarak uyku zamanını azaltır.

Mineralokortikoidler

İlgili madde: Aldosteron

İnsanlarda en çok bireşimlenen mineralokortikoid Aldosteron'dur. Yalnızca Zona Glomerulosa bölgesinden salgılanan hormon, tıpkı Zona Fasciculata'dan salgılanan kortizol gibi kolesterol molekülünden bireşimlenir, ve bu tepkimeler dizisindeki enzimler aynıdır. Zona Glomerulosa'da ek olarak Aldosteron sentaz adlı enzim bulunduğundan Aldosteron yalnızca bu bölgede bireşimlenir. Ancak, Zona Glomerulosa kortizol üretmez. Bunun nedeni, Zona Glomerulosa'da progesterondan kortizol bireşimlemesini sağlayan 17-alfa-hidroksilaz enziminin bulunmamasıdır.

Aldosteron mineralokortikoid özelliği gösteren tek steroid değildir; 11-deoksikortikosteron (DOC) ve kortikosteron bileşikleri de mineralokortikoid kimyasal davranışlarını sergilerler. Bundan dolayı, mineralokortikoid bireşimlenmesindeki tepkiler dizisinde DOC'den sonraki bir aşamada eksiklik olursa (11-beta-hidroksilaz ya da aldosteron sentetaz enzimlerinde eksiklik), mineralokortikoid etkinliğinde bir azalma olmaz. Ancak tepkiler dizinde DOC'den önceki bir aşamada bir aksaklık çıkarsa (21-beta-hidroksilaz eksikliği), o zaman mineralokortikoid etkinliğinde azalma gerçekleşir.

Mineralokortikoidler, etkilerini böbreklerin nefron yapısındaki uç borucuklarda (distal tubül) ve toplayıcı kanallarda gösterir: Na+ (sodyum) geri emilimini arttırıp, K+ (potasyum) atılımını ve H+ (proton) atılımını arttırır. Na+ geri emilimini ve K+ atılımını prinsipal gözelerde, H+ atılımını ise alfa-aracık gözelerinde gerçekleştirir. Bu sodyum geri emilimi, ve potasyum ve proton atılımı sonucu göze-dışı (ekstraselüler)hacim artıp, hipertansiyon, potasyum düzeyi düşüklüğü (hipokalemi) ve metabolik alkaloz gerçekleşir. Aldosteron düzeyi düştüğünde ise (örneğin böbreküstü yetmezliğinde) Na+ geri emilimi azalıp, K+ ve H+ atılımı da azalır. Bu durumda ise göze-dışı hacim azalıp, potasyum düzeyi yükselir (hiperkalemi) ve metabolik asidoz oluşur.

Her ne kadar kortizolun da mineralokortkoid etkinliği olsa da (kortizol mineralokortikoid alıcılarına aldosteron'la aynı düzeyde ilgiyle bağlanabilir), böbrekte Aldosteron'un etki ettiği erek gözeler (prinsipal gözeler ve alfa-aracık gözeleri), kansıvındaki (plazma) kortizole "aldanmazlar." Bunun nedeni, bu gözelerde 11-beta-hidroksisteroid dihidrojenaz enzimi bulunmasıdır: bu enzim, kortizol'u kortizon'a dönüştürmekte, ve kortizol'un aksine, kortizon'un mineralokortikoid etkinliği yoktur. Bundan dolayı, kortizolun yüksek izlediği durumlarda bile, mineralokortikoid alıcıları bundan etkilenmez.
Eşeysel hormonlar (androjenler)

Yukarıda da belirtildiği gibi, kabuk bölgesi DHEA ve androstenedion bireşimlemektedir. Erkeklerde, bu bileşikler testiste testesterona dönüştürülmektedir. Erkeklerde, böbreküstü bezlerinin salgıladığı bu androjenlerin önemi azdır, çünkü testesteron testislerde kolesterolden bireşimlenir. Bunun aksine, kadınlarda böbreküstü bezlerinin ürettiği androjenler önemlidir, ve ergenlik çağında koltukaltı ve pubik bölgelerde kılların çıkmasından sorumludur.

Öz katman

Böbreküstü bezlerinin öz katmanı, özerk sinir sisteminin sempatik bölümünün bir sinir düğümüdür (ganglion). Sinir düğümü öncesi nöronların gövdeleri omuriliğin göğüs bölgesinde bulunmaktadır. Bu nöronların aksonları büyük splanknik sinirden geçerek böbreküstü bezinin öz bölgesine ulaşıp ve kromafin gözelerle sinir bağlanımı yapıp, asetilkolin salgılarlar. Asetilkolin, sinir düğümü sonrasındaki nöronların nikotinik alıcılarını etkinleştirir. Kromafin gözeler bunun üzerine dolaşıma adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) salgılar. Sinir düğümü sonrasındaki nöronların genellikle noradrenalin salgılamalarına karşın, böbreküstü bezlerinin öz bölgesi çoğunlukla (%80) adrenalin, ve ancak %20 oranında noradrenalin salgılar. Bunun nedeni, öz bölgede feniletanolamin-N-metiltransferaz (PNMT) enziminin bulunması, ve bu enzimin sempatik sinir düğümü sonrası nöronlarda bulunmamasıdır (bu enzim noradrenalini adrenaline dönüştüren kimyasal tepkimeyi tetikler). Noradrenalinden adrenalin bireşimlenmesini olanaklı kılan kortizoldur. Kabuk bölgesinde bireşimlenen kortizol bu bölgeden ayrılan toplardamar ile öz bölgeye ulaşır ve bu tepkimeyi tetikler.

Böbreküstü Bezleri Hastalıkları

 

CUSHİNG SENDROMU

 

Bu hastalık, böbrek üstü bezinin korteks bölgesinin salgıladığı glukokortikoid hormonların aşırı miktarda kana karışmaya başlamasıyla ortaya çıkar. Bu türden bir aşırılığın ortaya çıkması, adrenal bezlerde fazla hormon üretiminin olması veya bir başka rahatsızlığı tedavi etmek için steroid ilaçların (kortizon) uzun süreyle kullanılmasının sonucu olabilir.

 

Belirtiler:

 

  • Birkaç ay ile yıllar arasında değişen bir süreden sonra yüz yuvarlaklaşır ve daha kırmızı bir görünüm alır.
  • Omuzlar arasında ve üstünde kambura benzer yağ birikimi
  • Gövdenin alt kısmında cilt üzerinde çatlaklar
  • Bitkinlik ve kaslarda zayıflık
  • Su toplanması (ödem)
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
  • Aşırı kıllanma
  • Ruhsal sarsıntı
  • İktidarsızlık veya adetten kesilme
  • Özellikle omurga ve leğen kemiklerinde osteoporoz
  • Şeker hastalığının başlaması
  • Çürüklerin çok kolay bir şekilde ortaya çıkması

Eğer belirtiler bir ilaç tedavisi nedeniyle ortaya çıkıyorsa tedavi, bunların kullanımını durdurmayı veya dozajı azaltmayı içerir.

Cushing sendromu adrenal bezlerde, hipofiz bezinde veya karaciğerde bir tümörün aşırı hormon salgılanmasına yol açması sonucu olarak ortaya çıkıyorsa tümörün alınması veya adrenal bezlerden birindeyse bezin alınması en iyi tedavi şekli olabilir.

 

ADDİSON HASTALIĞI

 

Cushing sendromunun aksine Addison hastalığı, adrenal bezin korteks kısmının yeterli steroid hormonu üretemediği zaman ortaya çıkar. Adrenal bezin bu türden bir yetmezliği, otoimmun hastalıklarda olduğu gibi, kendi kendini tahrip eden bir süreç sonucu veya tüberküloz gibi bir başka hastalığın sonucu olabilir. Bebeklik de dahil her yaşta görülebilir. Kadın ve erkekte görülme sıklığı eşittir.

 

Belirtiler:

 

  • Bitkinlik, zayıflık, bilinç uyuşukluğunun eşlik ettiği hareketsizlik hali ve anemi
  • Kilo kaybı ve iştah azalması
  • Cildin kararması
  • Hipotansiyon (Düşük kan basıncı)
  • Hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi)
  • İshal, hazımsızlık kusma veya kabızlığın eşlik ettiği karın ağrıları
  • Cinsel istekte azalma

Acil durum:

  • Akut adrenal yetmezliği (Addison krizi)
  • Su kaybı (ishal ve kusma)
  • Şok ve bilinç kaybı

Fiziksel bir stres, enfeksiyon, yaralanma, kusma, ishal ve diüretik (idrar söktürücü) gruptan ilaç kullanılması ile ortaya çıkabilen akut adrenal yetmezlik için acil hastane tedavisi elzemdir.

Adrenal yetmezlik, tuz solüsyonları ve steroid hormonların enjeksiyonu da dahil acil tıbbi bakımı da gerektiren ve yaşamı tehdit eden bir durumdur. Ancak erken teşhis edildiği zaman tedavi edilebilir.

kaynaklar: saglik.turk.net, biyologlar.com

 


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Akciğer ve Solunum Yolu Hastalıklarından Korunma Yolları(3989)

İç Salgı Bezleri(2934)

Çeşitli Hastalıklar Hakkında Bilgiler(2835)

Dolaşım Sistemi Hastalıkları(2418)

Meslek Hastalıkları Hakkında(2113)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Tanıtım Yazılarınızı Yayınlamak İçin Tıklayın





Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!