Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!

Araştırmalarınız için Arama Yapın:


Araştırmalarınız için Arama Yapın:

  
                    

Üç Silahşörler Romanı, Konusu ve Özeti
www.arsivbelge.com
Üç Silahşörler Romanı, Konusu ve Özeti dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Üç Silahşörler Romanı, Konusu ve Özeti başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Üç Silahşörler Romanının Konusu ve Özeti

Konusu:

Tarihsel romanları ve oyunlarıyla haklı bir ün kazanan Dumas’ın yükselişinde en önemli rol hiç şüphesiz ‘Üç Silahşörler‘e ait. Kardinal Richelieu XIII. Louis dönemindeki dört gözüpek şövalyenin maceralarının hayranlık verici bir akıcılıkla anlatıldığı romans tarzındaki ‘Üç Silahşörler’ yazıldığı dönemden bugüne değerinden hiçbir şey yitirmedi. Krallık Muhafız Birliği silahşörlerinden Athos Porthos ve Aramis’e genç ve ateşli romantik ve gözükara d’Artagnan’ın da katılmasıyla Kardinalin adamları için zor günler başlıyor. Kahramanlarımız kral ve kraliçe (biraz da sevgilileri) uğruna kılıçlarını konuşturuyor ve hiç çekinmeden hayatlarını ortaya koyuyorlar. Çünkü onlar şövalyeliğin üç büyük mücevherine sahipler: Cesaret sadakatonur! Saf kötülüğün temsilcisi Milady bile çevirdiği korkunç entrikalara rağmen onları soylu hedeflerinden alıkoyamıyor.

Üç Silahşörler Özeti

       Yıl 1926 yer Fransa’da Meung kasabası. Öyle bir yer ki kavgasız gürültüsüz bir gün görmek mümkün değildir. Herkes herkesle kavga edebilir. Sadece Kardinal’in adamlarına karşı gelinemez. Onlarla kavga etmek başına belayı satın almak demektir. “Şen Değirmenci” hanı yakınında yine bir kavga olduğunu Öğrenen halk hemen oraya akın etti. Kavgaya sebep olan her halinden Gaskonya’Iıhk akan yeni çocukluktan çıkmış bir gençti. Genç adamın adı D’artanyan idi. Babası altına yaşlı ve komik görünüşlü bir at beline uzun bir kılıç eline de bir tavsiye mektubu yazarak bundan sonra kendi yolunu çizmesi gerektiğini belirtmiş ve oğlunu bu kasabaya yollamıştı. Genç adam atı ve kendisi ile alay edenlere karşı kavga ediyordu. Ancak karşısındakilerin çokluğu karşısında yenildi ve kafasına yediği darbeler sonucu bayılıverdi. Hancı ve adamları genç adamın cebinden babası tarafından şövalyelerin kumandanı Mr. Treville’e hitaben yazılmış tavsiye mektubunu bulunca telaşa kapılıp hemen aldılar. 

       Genç adam iyileştiğinde hancının parasını vermek için elini cebine attığında mektubun çalındığını fark etti. Bunun hesabını sormalıydı. Paris’e yaklaştığında atını sattı ve yaya olarak şehirden içeri girdi. Kalabileceği bir oda tuttuktan sonra Mr. Treviîte’yi bulmak için dışarı çıktı.’ Mr. Treville hemen hemen kralın en yakın dostu sayılırdı. Adamları sadece kendisinden emir alırlar; hiç kimseden çekinmezlerdi. D’artanyan Mr. Treville’nin konağının avlusundan içeri girdiğinde en azından elli-altmış kadar şövalyenin bir arada bulunduğunu gördü. Bunların bîr kısmı aralarında konuşuyor; bir kısmı ise kılıç talimi yapıyordu. Aralarından geçerek kendisine yol gösteren hizmetlinin yardımı ile Mr. Treville’nin odasına girdi. Bu arada Mr. Treville Aratnis ve Portos isimli iki silahşoru kardinalin adamlarıyla kapışıp esir düştükleri için eleştiriyordu. Athos’u da çağırın diye bağırıyordu. Biraz sonra Athos gayet kararlı adımlarla içeri girdi. Ancak yaralı olduğu için düşüp bayıldı. Mr. Treville hemen kralın doktorunun çağrılmasını emretti. Biraz sonra D’artanyan ile ilgilendi. Delikanlı başından geçenleri ve tavsiye mektubunu çaldırdığını anlatınca Mr. Treville’nin o kişiyi tanıdığını anladı. Mr. Treville’nin kendisi için Akademi müdürüne yazmış olduğu tavsiye mektubunu alırken birdenbire konağın avlusunda kendisinden mektubu çalan adamı görüp “işte o” dedi ve fırladı. Kapıdan çıkarken birisine çarptı. Özür diledi ise de karşısındaki kabul etmedi. Bu biraz evvel baylan ve yaralarını yeni sardırmış olan Athos’tan başkası değildi. Onunla düello için saat on bir de sözleştikten sonrahızla koşmaya devam etti. Ancak bu defa da Protos’a çarptı. Bu arada adamı da gözden kaybetmişti. Protos’a da saat on üçe randevu vererek koşmasına devam etti. Ama adam ortadan kaybolmuştu. D’artanyan “amma şans ha” dedi kendi kendine. Haklıydı. Aynı gün en ünlü iki tane silahşörle tartışmış mektubunu çalan adamı elinden kaçırmıştı. Tüm bunları düşünürken daha önce tartıştığı silahşörleri gördü. Onlara doğru yaklaşırken bu defa da çarpıştığı da Aramisle bir mendil meselesi yüzünden tartıştı ve onunla da saat on dörtte düello için randevulaştı. “Herhalde Ölümüm bir şövalye elinden olacak” diyordu. 

      Paris’te hiç tanıdığı olmadığı için düello yerine yalnız başına gitti. Athos kendisinden önce gelmişti. Biraz sonra Athos’un şahitleri olarak Aramİs ve Protos’ da geldiler. Her üçünün de birbirinden habersiz D’artanyan ile dövüşecekleri belli olmuştu. İlk olarak Artos ile D’artanyan dövüşmek için kılıçlarını çekmişlerdi ki birden Kardinal’in adamlarının geldiklerini gördüler. Adamların hedefi “Üç Silahşörler” idi. Kardinal’in adamlarının geldiğini gören üç arkadaş hemen onlara karşı savunma vaziyeti aldılar. D’artanyan da hayatını değiştirecek karan vermekte gecikmedi ve onların yanında yerini aldı. Birlikte kardinalin adamlarına karşı dövüştüler ve onları yendiler. Artık dost oldukları için düelloyu falan unutmuşlardı. Mr. Trevılîe’nin konağına geldiklerindeşefleri herkesin önünde onlara kızdı. Yalnız kalınca da “Kardinalin adamlarına iyi bir ders verdikleri için” onları tebrik etti. Böylece D’artanyan’da göstermiş olduğu cesaretten dolayışövalyeler arasına kabul edilmiş oldu. Artık dört arkadaş hep birlikte dolaşıyorlardı. 

      D’artanyan’m ev sahibi karı koca Bönasyoler her yönüyle saray entrikalarının içinde bulunuyorlardı. Kocası Kardinalin hanımı ise Kraliçe’nin hizmetindeydiler. Kardinal Kral ve Kraliçenin aralarını bozmak için çalışıyordu. D’artanyan bütün bunları karı kocanın konuşmaları sırasında öğrenmişti. Yine bir gün bu konuşmalardan kraliçenin zor durumda olduğunu öğrendi. Madam Bönasyö ile konuşarak kraliçenin iyiliği için zor bir görevi üstlendi. Hemen gidip durumu Mr. Trevİlle’e anlattı. Mr. Treville diğer üç arkadaşı da yanına alarak birlikte gitmelerini söyledi. Böylecekahramanlarımız Londra’ya gitmek için yola çıktılar. Yanlarında D’artanyan’m uşağı Planşe’ de vardı. 

      Yol engellerle doluydu. İlk olarak karşılarına çıkan bir silahşor Portos’u düelloya davet etti. Diğerleri zamanları çok sınırlı olduğu için arkadaşlarını beklemeden yola devam ettiler. Yine kurulan bir pusu neticesinde Aramis ağır yaralandığı için onu da bırakmak zorunda kaldılar. Çünkü kraliçenin şerefi her şeyden önemliydi.
      Konakladıkları bir handa Athos’u “Sahte para sürmek” suçundan tutukladılar. ArtıkD’artanyan ve uşağı yollarına yalnız devam etmek zorundaydılar. Neticede D’artanyan ve uşağı bütün engellere rağmen Londra’ya varıp Birmingham Dükü’nu buldular. Ondan kraliçenin kutudaki mücevherlerini alarak Paris’e döndüler. Kraliçe balo gecesi mücevherlerini takarak salondaki yerini alınca kardinal bir kere daha yenildiğini anladı. Balo sonunda kraliçe Madam Bönasyö vasıtasıyla D’artanyan’ ı çağırttı ve ona bir yüzük hediye etti. ‘ D’artanyan geride bıraktığı arkadaşlarını bulmak için uşağı ile birlikte yeniden Paris’ten çıktı. Hepsi bıraktığı yerlerde idiler. Sadece Aramis’in yarası halen iyileşmemişti. Athos’un ise suçsuzluğu anlaşılmıştı. Sonuçta dört arkadaş yeniden Paris’e döndüler. D’artanyan Paris sokaklarında gezerken bir gün yüzü yaralı adamın yanında bulunan Miladi isimli kadını bir konaktan çıkarken gördü. Hemen takibe başladı. Bayanın arabası bir yerde durdu ve genç bir adamla tartışmaya başladı. D’artanyan bayana yardım teklif etti. Fakat tartıştığı kişi kardeşi olduğu için Miladi bu teklifi kabul etmedi ve arabasına atlayarak oradan uzaklaştı. D’artanyan ile yabancı adam tartışmaya başladılar. Bu adam aynı zamanda kumarda Athos’u yenen kişinin ta kendisiydi. Akşam saat altıda düello etmek için sözleştiler.
Vakit geldiğinde dört arkadaş düello yerine gittiler. Rakipleri dört tane “soylu” İngiliz’di. Kılıçlar çekildi. Sonuçta D’artanyan ve arkadaşları soyluları yendiler. D’artanyan rakibi olan Miladi’mn kardeşinin hayatını bağışlayınca o da D’artanyan’ı kucaklayıp dostluğunu teklif etti. Sonra da şövalyeyi alıp kardeşinin evine götürdü. 

       Şövalye Winter aslında Mıladi’nin kardeşi değil kayınbiraderi idi. Miladi ondan kurtulmak ve böylelikle tüm mirasa tek başına konmak istiyordu. Bu nedenle şövalyenin kardeşini öldürmemiş olmasına seviniyor görünmekle birlikte aslında böyle bir dertten kendisini kurtarmadığı için ondan nefret ediyordu. D’artanyan tüm bunları kendisini seven hizmetçinin sakladığı dolaptan ikisi arasında yapılan konuşmalar neticesinde öğrenmişti. Şimdi daha fazla dikkatli olması gerektiğini biliyordu. Bu arada Miladi ona bir yüzük de hediye etmişti.
Athos D’artanyan’ın parmağındaki yüzüğü görünce dikkatlice baktı. Bu kendi annesinin yüzüğü idi.
D’artanyan dayanamayarak yine de Mıladi’nin evine gidiyordu. Bir gün onun omzundaki mahkumlara vurulan damgayı görünce Miladi ona öldüresiye saldırdı. D’artanyan evden dışarı kendisini zor attı. Olanları Athos’a anlattığında bu kadını Athos’un çok yakından tanıdığını anladı. Yüzüğü iki bin liraya bir yahudiye satarak hem ihtiyaçları olan parayı temin ettiler hem de Athos’un yüzüğü her görüşte üzülmesinin önüne geçtiler.
Kral Xlll.Luİs’in emriyle La Rochelle Kalesi kuşatılacaktı. Bu kuşatmaya şövalyeler de katılmışlardı. D’artanyan neşeli bir halde atının üzerinde giderken Mıladi’nin İki tane kötü suratlı adama kendisini gösterdiğini fark edememişti. Nitekim bir müddet sonra bu iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Ancak uyanıklığı ve çevikliği sayesinde sadece şapkasını deldirerekbu saldırıyı atlattı.
Ancak bir gün sonra yine saldırıya uğradı. Bu defa iki saldırganı da etkisiz hale getirmeyi başardı ve Miladi’nm bu adamları görevlendirmiş olduğunu öğrendi. 

      Bir gün silahşörlerimiz gezinti halinde iken Kardinale denk gelirler. Kardinal yine gizli bir iş peşinde olduğundan şövalyelerin kendisini görmesinden hoşlanmamıştır. Tedbir olarak onları da yanında götürmeyi düşünür ve şövalyelere bunu söyler. Şövalyeler kabul ederler.

      Geldikleri handa istirahat halinde iken Kardinal ile Milarf’nin konuşmalarına tanık olurlar. Kardinal Miladi’den Birmingham Dükü’nü öldürmesini istiyor; o da buna karşılık D’artanyan’ı öldürme iznini alıyordu.
Athos Kardinal gittikten sonra Mıladi’nin kaldığı odaya girdi vş onun eski karısı olduğunu gördü. “Şeytan” diyerek silahını çekti ve Kardinal’in imzasını taşıyan yazıyı elinden aldı. Kardi-nal’in imzasını taşıyan kağıtta: “Bu kâğıdı taşıyanryaphğı işi benim emrimle ve devletin kurtuluşu için yapmıştır” diye yazıyordu. Ancak Miladi yapacağını yaptı ve tutuklu bulunduğu cezaevinden kendisine aşık ettiği koruması yüzbaşı tarafından kaçırıldı. Yüzbaşı aynı zamanda Birmingham Dük’ünü öldürmeyi de başardı. Miladi tarafından kullanıldığını anlayıncaya kadar İş işten geçmiş tutuklanmıştı. Miladi ise cinayetlerine devam ediyordu. Madam Bönasyö’yü Öldürdüğünde D’artanyan ve arkadaşları yine geç kalmışlardı. Nihayet Miladi’yi konakladığı bir handa ele geçirmeyi başardılar. Miladısilahşörlerin kendi kurduğu mahkemede Athosun bulduğu, miladi ile eski bir alacağı olan cellat ile  yargılandı ve idama mahkum edildi.

       Silahşörler infazın ardından atlayarak parise tekrar döndüler ve kralı alarak savaş kampına goğru yol aldılar. Yolda kralın avlanma isteği sebebiyle silahşörlerimiz  dinlenmek için bir hana girdiler. Handa kardinal tarafından gönderilen silahşörler D'artanyan ı tutuklama kararı ile almak istediler ve arkadaşları silahşörü yalnız bırakmamak için onunla birlikte gittiler. D'artanyan kardinalin oldugu odaya dogru gitti. Kardinal silahşörün yaptıkları için onu tutuklamak zorunda kaldığını söyleyine D'artanyan cebinden çıkardıgı mektubu ona uzattı. Kardinal mektuba bakarak gülümsedi ve bi kagıt alarak masanın üstünde birşeyler yazmaya başladı. D'artanyan infaz emrinin yazıldıgını düşünerek baştan sona titredi. Kardinal kagıdı ona uzattı ve çıktı. Kagıtta Kardinalin emri ile İsim yeri boş bırakılmış kişinin teymenliğe yükseldigi yazıyordu.D'artanyan bunu arkadaşlarının daha çok hakettiğini düşünerek isim yerine arkadaşlarının ismini yazmak istedi fakat arkadaşları bunu kabul etmedi.  Athos kağıda D'artanyanın ismini yazarak kağıdı uzattı.
       Aremis yaşadıgı olaylarında etkisi ile silahşörlüğü bırakarak kiliseye girdi. Porthos da silahşörlüğü bırakarak evlendiği kadınla mutlu bi hayat sürdürdü. Athos D'artanyanın emri altında 3 yıl silahşörlük yaptıktan sonra o da silahşörlüğü bıraktı.

kaynak: kahinim.blogcu.com


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:

Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Don Kişot Eseri Hakkında ve Kitap Özeti(90280)

Kuyucaklı Yusuf Kısa ve Uzun Özeti(15784)

Jane Eyre Kitabı Hakkında ve Özeti(10346)

Kürk Mantolu Madonna Özeti, Ana Fikri ve Kişileri(8583)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ( Kitap özeti )(7093)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!