Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:





  
Plasenta Nedir? Görevleri Nelerdir?

                    

www.arsivbelge.com
Plasenta Nedir? Görevleri Nelerdir? dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Plasenta Nedir? Görevleri Nelerdir? başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Plasenta Nedir?

En temel anlamda plasenta, anne karnında, rahim içinde oluşan ve bebeğin yaşamının devam etmesini sağlayan, hayati ama geçici bir organdır. Plasenta, hem anneye bağlıdır, hem de bebeğe. Spermin yumurtayı döllemesiyle birlikte başlayan gebelik sürecinde 3. haftaya gelindiğinde oluşan embriyodan çıkan uzantıların annenin kan damarlarıyla bağlantı kurarak rahim duvarına tutunup, orada gelişmesiyle oluşur.

Plasenta, anne ve cenine ait iki dolaşım sistemini birbirinden ayıran bir organdır.

Bir sperm tarafından döllenen yumurta hücresi (zigot) ikiye, dörde ve sonra sekize bölünerek hızla büyümeye başlar. Bunun için yüklü miktarda besine ihtiyaç duyar. Besin maddelerini anneden alabilmek için, embriyo hücrelerinden bir kısmı plasentayı oluştururlar. Plasenta anneyle bebek arasındaki besin, oksijen ve diğer maddelerin alışverişini sağlayan yapıdır. Plasenta yeni hücre gruplarının yani dokuların oluşması için gerekli olan besinleri ve oksijeni özenle seçer ve bunları bebeğe taşırken, atık maddeleri ayırarak onları da annenin vücuduna gönderir. 

Rahmin içi, cenini koruyan amniyon sıvısı ile kaplıdır. Amniyon sıvısı olmadan bir bebeğin anne karnında gelişmesi mümkün değildir. Bu sıvı sayesinde, hem anne ve çocuk birbirlerinden faydalanırlar hem de korunmuş olurlar. 12 haftalık olduğunda ceninin kendi kan dolaşım sistemi gelişmiştir. Ancak oksijen ve besinlerin alımı, karbondioksit ve atıkların gönderilmesi için halen annesine bağımlıdır. İki dolaşım sistemi arasındaki değiş tokuş kanlar karışmadan gerçekleşmelidir, yoksa sonuç ölümcül olabilir. 

Plasentanın Görevleri:

Plasentanın temel görevi, tüm hamilelik süreci boyunca anneden bebeğe besin maddeleri, glikoz, su, oksijen ve diğer gerekli maddelerin taşınmasını sağlamakla birlikte aynı zamanda bebeğin kanındaki atık maddelerin atılmasını ve hastalıklara karşı antikor üretilmesini sağlar. Bebekteki atık maddeler ve karbondioksit plasenta aracılığıyla anne vücuduna geri gönderilir.

Plasenta iki insan arasında adeta bir bariyer görevi görür. Hamile iken annenin vücudundaki virüsler (kanser hücreleri dahil) plasenta sayesinde bebeğe geçmez. Ve aynı zamanda yine plasentanın varlığı sebebiyle annenin vücudu bebeği yabancı bir madde olarak algılamaz. Plasenta kan hücrelerine ve besleyicilere izin vererek bebeğe ulaşmalarını sağlarken, bakteri ve virüslerin çoğunun rahim içine girmesini engeller. Anne karnındaki bebeğin solunum ve dolaşım sisteminden sorumlu olup, karaciğeri, akciğerleri ve böbreklerinin işlevlerini bebek doğuncaya kadar yerine getirir.

Hamileliğin ilk haftalarında yükselen ve gebelik hormonu olarak bilinen HCG hormonu (HCG hormonu plasentanın büyük bir kısmını oluşturan trofoblastlar sayesinde üretilmeye başlanır.) ile progesteron hormonunun salgılanmasında görevli olan plasenta yapısal olarak çok sağlamdır. Esnekbir yapıda olduğu için bebeğe zarar vermez.

Plasentanın Yapısı:

Plasentanın yapısına daha yakından bakıldığında, bu duvarı oluşturan trofoblast hücrelerinin kan için özel olarak tasarlanmış bir bariyer oluşturdukları görülür. Embriyo, annenin dokularıyla çok yakın bir bağlantı içindedir. Bir yandan anneden gelen kanın içindeki maddelerle beslenirken, bir yandan da annenin savunma hücrelerinin tehtidi altındadır. Çünkü embriyo annenin vücudunda düşman kabul edilebilecek yabancı bir madde gibidir. Dolayısıyla besinlerle birlikte anne kanındaki savunma hücrelerinin embriyoya ulaşmaması son derece önemlidir. Ancak plasenta, annenin kanında bulunan savunma hücrelerinin embriyonun tarafına geçmesini engelleyen özel bir tasarıma sahiptir. Annenin kanından alınan oksijen, besin maddeleri ve mineraller bu ince aralıklardan geçerek embriyoya ulaşır. Ama savunma hücreleri daha büyük oldukları için bu aralıklardan geçmeyi başaramazlar. 

Plasenta Tafafından Salgılanan Hormonlar:

Plasenta salgıladığı bazı hormonlarla da hamileliğin tüm süresi boyunca Önemli işlevler yüklenmiştir. Döllenmenin 10. gününden başlayarak plasentadan “Human chorionic gonadotropin” (HCG) adlı bir hormon salgılanır, HCG, beynin hipofiz bezinden salgılanan “Luteinizan hormon” gibi etki ederek, yumurtalıktaki korpus luteumdan özellikle progesteron ve bir de östrojen adlı hormonların salgılanmasını sağlar. Bilindiği gibi progesteron, hamileliğin sürdürülmesi için kesinlikle gerekli bir hormondur. HCG hamileliğin ilk haftalarında gitgide artan miktarlarda salgılanır. HCG’nin bir bölümü hamile kadının vücudundan idrar içinde atılır. İdrardaki HCG’den hamileliğin teşhis edilmesinde de yararlanılır. Plasentadan östrojen ve progesteron hormonları salgılanır. Özellikle plasenta progesteronu, hamileliğin birkaç ayından sonra yumurtalıklardan salgılanan progesterona duyulan gereksinimi ortadan kaldıracak düzeye erişir. Hamile kadınherhangi bir nedenle yumurtalıklarını ya da korpus luteumunu organik ya da işlevsel yönden kaybedecek olsa bile, plasenta progesteronu hamileliğin sürdürülmesi için yeterli olur. Plasentadan salgılanan bir diğer hormon da “Human placental lactogen” (HPL) adlı hormondur. HPL, beynin hipofiz bezinden salgılanan ve emzirme olayında süt salgılanmasını sağlayan en önemli hormonlardan biri olan prolaktin, laktot-rop hormona (LTH) benzer bir etki göstererek, süt salgılayan meme bezlerinin oluşmasında katkıda bulunur.

Plesantadan tiroit stimülan hormon (TSH] ve adrenokortikotrop hormon (ACTH) adlı hormonların da salgılandığı gösterilmiştir. Bilindiği gibi TSH ve ACTH aslında beynin hipofiz bezinden salgılanır.


Ekleyen:Yahya Polatkan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     
Çalışmalarınız ve ödevleriniz için her türlü kaynak ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!
          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!