Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:



Super Oyunlar Oyna
  
Arabesk-Fantazi ve Türkünün Türk Kültüründeki Yeri

                    

www.arsivbelge.com
Arabesk-Fantazi ve Türkünün Türk Kültüründeki Yeri dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Yazı Girişi: Sanayi toplumuyla birlikte ortaya çıkan kentleşme kavramı tüm sosyal organizasyonları ve hayat tarzlarını kökten değiştirecek güce sahipti, yaşamın her alanını etkileyen bu yeni oluşumdan müziğin etkilenmemesi düşünülemezdi. Özellikle Avrupa merkezli bakış açısının ortaya koyduğu gibi geleneksel diye tabir edilen eski yapılar modern söylem içerisinde yeniden yoğruluyordu. Değişen kültür elementleri, duygu aktarımını ve dışavurumunu değiştirecekti. Türkiye’de müziğin gelişimi ise her alanda olduğu gibi Türkiye’ye özgü bir gelişim izledi. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte yaşanan modernleşme müziğe de yansıdı. Yazının Tamamı aşağıdadır!

ARABESK-FANTAZİ VE TÜRKÜ’NÜN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ YERİ

Sanayi toplumuyla birlikte ortaya çıkan kentleşme kavramı tüm sosyal organizasyonları ve hayat tarzlarını kökten değiştirecek güce sahipti, yaşamın her alanını etkileyen bu yeni oluşumdan müziğin etkilenmemesi düşünülemezdi. Özellikle Avrupa merkezli bakış açısının belirttiği gibi geleneksel diye tabir edilen eski yapılar modern söylem içerisinde yeniden yoğruluyordu. Değişen kültür elementleri, duygu aktarımını ve dışavurumunu değiştirecekti.
Türkiye’de müziğin gelişimi ise her alanda olduğu gibi Türkiye’ye özgü bir gelişim izledi. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber, toplumun alışık olduğu bir çok şeyin değiştirilebildiği ve modernize edilmek istendiği bir döneme girildi, tabii ki müzik de bazı değişikliklere uğradı.

Müzik bir meta haline gelmeye başlarken, göç dalgalarıyla gelen çarpık kentleşme ve arabesk kültür şehri yansıtan apayrı bir tartışma konusu haline gelmiştir. İlk olarak 1960’lı yıllarda Orhan Gencebay ile sesini duyurmaya başladı. Gencebay aynı zamanda kentin yabancısı, müzisyen olarak taşı toprağı altın şehirde başarılı olmaya gelmiş bir Samsunluydu. Bu nedenle kendini yeni bir kültüre adapte etmeye çalışanların dertlerini, müziğin insanlara ulaşabilme gücüyle birleştirince elbette başarılı olacaktı. Ancak arabesk daha sonra kente gelen yeni göçmenlerin ifadelerini yansıtmak için tabii ki yeni idoller yaratacaktı. Örneğin Adanalı Ferdi Tayfur’ la birlikte güneyden gelen ve Urfalı İbrahim Tatlıses ile doğudan gelen son göç dalgası ses bulmaya çalışacaktı, zaten bu süre içinde Samsunlu Gencebay’ın hemşehrileri Karadenizliler çoktan inşaat işine girip, şehirde kendilerine yer edinmişlerdi.
Bu yeni kent müziğinin melez bir karaktere sahip olması kaçınılmazdı. Bir yanda yüzünü batıya dönmüş bir sanayi kenti olarak İstanbul, diğer yanda Anadolu’nun geleneksel yüzü içinden çıkmış insanlar. Tam da bu iki farklı öğenin birleştiği yerde bağlama sesiyle, batı yaylılarının birbirinden uzak durması düşünülemezdi.
Ancak müzik kendisini teknik konuların dışında, sosyal anlamda da dönüştürüyordu. Sözlerin içeriği o dönemin kentleşmesi içinde çok dikkat çekiyordu. Başlıca tema “aşk” üzerineydi ve genelde kullanılan “ben” kelimesi; şehirde yaşayan, acı çeken, en somut, temiz ve saf karakteri yansıtıyordu. İkinci tekil şahıs “sen” ise sevgiliyi karakterize eden bir yapıya sahipti. Fakat bunu mutlak bir insan olarak kodlamamız zor. Sen kelimesi genelde birlikte acı çekilen (tanrı, devlet gibi kavramlarda olabilirdi) bir varlıktı. Diğer önemli bir kelime ise “biz” di. Bu kelime şehirde aynı kaderi paylaşan; evsiz barksız, umutsuz, belirsiz kolektif bir kategoriyi yansıtıyordu.
Arabesk, bu yeni kitleler için ortak, ahlaki ve duygusal bir dil yaratmıştır. İçinde bulunan fakirlik, kent sorunları açıkça anlatılmasa da soyut olarak mevcuttur. Hiçbir zaman eşitsizlikten bahsedilmez ancak dinleyen kişi de bu duyguları çok çabuk hissedebilir. Arabeskin kilit noktası da burada çözüme ulaşır, bu kitlelere çabuk ulaşabilme özelliğidir. Bu nedenle de Orhan Gencebay ilk temsilci olarak popüler bir kahraman oluyor çünkü kitle tüketimine uygun bir hümanizm yaratıyor ve kent içinde kaybolmak istemeyen sessiz kitleye ses kazandırmış oluyor.
80’li yıllarla beraber piyasa ekonomisi ülkeye girmişti ve yasaklı yılların ardından her tarafta sahte bir özgürlük havası esmeye başlamıştı.
Bu, Özal yıllarında kurumsal hale gelen piyasanın bir ürünü olarak popüler müziğin artık kent içinde hatta medya sayesinde kırsalın en ücra köşelerine kadar ulaşabilmesinin nedenini gösterir bizlere. Bugünkü durum da çok farklı değildir; farklı oluşumlar, farklı türler hep sanayi kültürünün oluşturduğu kent yapısı içindeki ilişkilerin belirlediği yansımalardır sadece.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık arabesk kitlelere daha rahat ulaşabiliyordu, ve artık sadece yeni kentlilerin bir müziği olmaktan çıkmış ve ülke genelinde kendini dinletmeyi başarmıştı. Birkaç yıl önce resmi kararlarla yoz, kalitesiz, Türkiye’nin modern imajına zarar verdiği gerekçesiyle televizyonlarda yasaklanan arabesk müzik, kentlerdeki tüm özel ve kamusal alanlarda kendini göstermiştir. Bütün minibüslerin teyplerinde, sinema salonlarındaki arabeskçilerin filmleriyle yada sokaklarda yapılan satışlarla…
80’li yılları takip eden on yıl içinde arabesk gecekondu müziği olmaktan çıkmış, taşralı yeni zenginlerin yeni hayat tarzı haline gelmiştir, hatta içine kentli orta sınıfı ve biraz da egemen sınıfı katarak kitlesini geliştirmiştir. Tabii ki bunun en büyük nedenlerinden birisi de arabeskin kurumsal bir kimlik kazanmış olmasıdır. Özal partisi içinde bir “arabesk grup” oluşturup, bu müziği dinleyen varoş insanına daha kolay ulaşabilmek için araştırmalar yaptırmıştır. Ancak arabesk artık sadece göçmenlerin müziği değildir bu anlamda, arabesk gayrı resmi kurumsallaşmanın sonucu olarak farklı segmentlere ayrılmıştır. Hayali kolektif kimlik yaratma çabaları, yani şehirde kendi gibi olan insanları hayal etme sonucunda farklı arabesk türleri ortaya çıkıyor. Milliyetçi, İslami arabesk.
Gecekondu sınırlarının aşılmasıyla beraber yoksulluk ve ezilmeye karşı olan duyarlılığın azalmaya başlıyor. Bu dönemde de İbrahim Tatlıses damgasını vuruyor, zenginlere konserler vermeye başlıyor. Ayrıca arabeskin karlı yan sanayiler oluşturması( kaset, reklam…)kederle umut arasındaki gerilimi uçuruyor, dolayısıyla ticari bir tarz haline gelmeye başlıyor. Bu nedenle aynı dönemde yapılan eserlerde aşk teması yerini korurken, isyankar sözler uçup gidiyor. Çünkü artık sorunlar yeni bir şehir kültürüne adapte olmaya çalışan kırsal insanının sorunlarını ifade etmiyor tam olarak. Artık şehir, piyasa içinde kendisini var etmeye çalışan, kısa yoldan zengin olmaya çalışan, kısacası Özal’ın tabiriyle “işini bilen” insan profiliyle şekilleniyor.
Geçtiğimiz kırk yıl içerisinde arabesk kendisini çağa göre sürekli dönüştürmüştür ve yeni yeni arabesk sanatçıları müzik piyasasındaki yerini almıştır.
Arabesk müzik sanatçılarının bir diğer yönüde dikkat çekmektedir;örnek olarak televizyonlarda ve gördüğümüz popüler müzik sanatçıları kadar klip çekmezler ve fazla reklamdan daima kaçınırlar.Bunun sebebide dinleyici kitlelerinin Türk halkı tarafından aykırı gözükmesidir.Aslında bu çok yalnış bir yaklaşım türü olduğu gibi aynı zamanda Türk kültürünüde dışlamaktan farklı bir şey değildir.
Türkü ve Arabesk müzikleri Anadolu insanlarının yüreğinden gelerek söylediği bestelerden meydana gelir.Bu noktada arabesk sanatçısı olan Güçlü SOYDEMİR ile yaptığımız söyleşide sanatçının şu sözü dikkatleri çekmektedi “Bana göre TARKAN bile arabesk sanatçısıdır.Çünkü onlarda şarkılarını bizim duygularımızdan esinlenerek yazmaktadır.Arabesk müzik ilham kaynağı gibidir ve müzik sektöründeki değeri kaçınılamaz”.Biz de kendisine hak verdiğimizi dile getiriyoruz.
Türkü ve Arabesk müzikleri Türk müzik kültürünün kaçınılmaz liderlerindendir.Ve bu sektörü dışlamak kesinlikle Türk Geleneklerine bir saygısızlık olur…Kültürümüze,Müziğimize,Vatanımıza sahip çıkalım…


Ekleyen:Enes YALÇIN
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Orta Asya ( İslamiyet Öncesi ) Türk Tarihi ilkler - enler(9039)

Türk Dış Politikası - Makale(2965)

Anadoluya ilk Türk akınları(2478)

Divan-ı Lügati't-Türk(2330)

İlk İslami Türk Eserleri(2303)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Tanıtım Yazılarınızı Yayınlamak İçin Tıklayın



Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın En Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!