Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:






  
Negatiften Korunma Sanatı

                    

www.arsivbelge.com
Negatiften Korunma Sanatı dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Negatiften Korunma Sanatı başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

NEGATİFTEN KORUNMA SANATI

 

                   Çevremizde olan fakat görülmesine izin olmayan ve henüz fark edilmeyen bir programın içerisindeyiz. Bir balık için su neyse insan içinde bu program odur. Bu; evrim ve tekamül sürecinde  sebep sonuç ilişkisini temel alan bir programdır ve bütün mevcudat bu programa tabii yaşamını sürdürmektedir. Kader, şans, kısmet, talih, rastlantı, tesadüf gibi olgular hep bu programın pencerelerini oluşturmaktadırlar.

                   İnsanlar birkaç asır önce kendileri için hayati önem taşıyan yerçekimi, dünyanın dönüşü, fotosentez gibi bir tabiat kanunlarından nasıl habersizdiler ise, bu büyük programdan da öyle habersizler. Bu program zamanla insanlar tarafından anlaşılacak ve formüle edilecek. O zaman anlayacaklar ki varoluşun kaynağına giden tek doğru yol sevgi, vericilik ve diğerkamlıkdır.  İnsanlar yönlerini sevgiye döndüklerinde, ancak o vakit arı duru, hiç hastalanmayan, saf insan olabileceklerini anlayacaklardır.

  

 

“Stresten uzak, berrak bir zihne ve hastalıklardan arınmış bir vücuda sahip olmak, şüphesiz her insanın arzusudur. Ancak; ne okulda, ne de aile ocağında, bizi hastalandıran zulmânî enerjilerle nasıl başa çıkacağımız ne yazık ki  bize öğretilmiyor. Çünkü, onlarda bilmiyorlar.

 

 

   

HASTALIK YAPAN ZULMANİENERJİLER

 

            Stresten uzak, berrak bir zihne ve hastalıklardan arınmış bir vücuda sahip olmak, şüphesiz her insanın hedefidir. Ancak; ne okulda, ne de aile ocağında, bizi hastalandıran zulmânî enerjilerle nasıl başa çıkacağımız ne yazık ki bize öğretilmiyor. Çünkü onlarda bilmiyorlar.

         Bir soru ile konuya başlamak istiyorum. Niçin hastalanıyoruz? Cevapları ise, 21. yy. insanı olarak şu başlık altında toplayabiliriz: Uygar insan, Modern insan kavminin birimleriyiz de ondan! Biraz sitemli bir cevap gibi geldi değil mi? Ne ilgisi var dediğinizi duyar gibiyim. Teşbihte hata olmaz diyerek devam ediyorum. Hastalanıyoruz çünkü: Son yüz yılda biyosfer üzerinde kendine modern, uygar insan diyen bir kavim türedi. Bu tür; önümüze çıkan her doğal şeyin yapısını değiştirmeye o kadar meraklı ki, onu kimse durduramıyor. Bu aşırı meraklı, habis karakterli, hırslı ırk, bu merakını ve bundan elde ettiği birikimleri insanlığın ve doğanın korunmasına hizmet edecek şekilde ve yalnızca barış için kullansa bir sözüm yok. Ancak; hırsı ve egosuna kapılarak hep kazanç ve biriktirme duygusu hizmetinde kullandığından, önüne gelen bütün etik ve ekolojik değerleri silip süpürmekle birlikte kendisi gibi olmayan, selim karakterli, kazanç ve biriktirme hırsı olmayan, barıştan ve paylaşımdan yana insan guruplarını da  asimile ederek köleleştirmekte yada yok etmeye çalışmaktadır.

 

         Birkaç örnek:

  • Dikkatsizce kullanılan tarım ilaçları zararlı-faydalı ayırt etmeden irili ufaklı bir çok canlının türünü kurutmuş ve ekolojik zincirin birkaç halkasını kırarak dengesinin bozulmasına sebep olmuştur. Bunu bilmeden yapsalar neyseama bile bile yaptıklarından dolayı hastalık yapan zulmani enerjilerin tasallutuna istihkak kazanıp müstehak olmuşlardır. Bunu izleyip sessiz kalanlarda vebal altındadır ve yapanlar kadar sorumludur. Bundan dolayı onlarda zulmani enerjileri hak edenler arasına girmişlerdir.
  • Kozmetik sanayi’nin yan etkisi olarak atmosferin yapısı bozulmuş ve gezegen için çok önemli olan ozon tabakası yırtılarak ekolojik dengenin zincirinin en önemli bir halkası  parçalanmıştır. Bilmeden yapsalar neyse ama bunu bile bile kazanç hırsı ve ego-nefis uğruna yaptıklarından dolayı sorumludurlar. Bu sorumlular ve göz yumanlar hastalık yapan zulmani enerjilerden istihkak kazanmaktadırlar. Bunları izleyen, sessiz kalan, topluluklar, ülkeler, yönetimler ve halkları da  sorumludur ve aynı istihkaktan nasip almaktadırlar.
  • Nehirlere ve denizlere akıtılan zehirli sanayi artıklarından sorumlu kişiler, bunlara göz yumanlar, bilip de engel olmayanlar ne kadar canlının kanına girdiklerinden haberdarlar mı acaba. Bunlarda istihkak sahibidirler
  • Silah üreten ülkeler, bu ülkelerin savaş makinesi haline gelen orduları ve bu politikayı benimseyen böyle ülkelerin vatandaşları akıl almaz miktardaki kaynakları silah üretimine ayırırken bu kaynakları dünyadaki ihtiyacı olan halk ve topluluklarla paylaşmamanın vebalininin ve sorumluluğunun sonuçlarını hastalık yapan bu zulmani enerjilerin tasallutunu hak ederek üzerlerine çekmektedirler. Obezite, kısırlık ve stres Amerikan halkının şu anda baş belası durumundadır.
  • Doğal ve masrafsız enerjileri arka plana atıp ellerindeki katı yakıt teknolojisini yine para ve kar hırsı uğruna gündemde tutarak soluduğumuz havayı kirletmeye devam edenler ve  buna göz yumup sessiz kalanlarda  sorumluluk ve vebal altında olup zulmanilerle muhatap olacaklardır.

 

Bunlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. İşte bütün bu sorumlular, bunların ürünleri ve kullanıcılarının buluştuğu yerler şehir merkezleridir. Şehir merkezleri birçoğumuzun yaşadığı bu metropoller aynı zamanda ticaret merkezleridir de. Bu Mahşer yerini andıran kalabalık kentler ticaret ve eğlencenin, kâr ve zararın, hırs ve çekişmenin, haset ve kinin bol olduğu yerlerdir. İşte bütün bu doğayı katleden dejenere eden çalışma ve faaliyetlerin renkli ürünlerinin ve onları tüketenlerin toplandığı en cazip! yerler bu kent merkezleridir. Bundan dolayı göksel tüm hak edişler ve zulmani enerjiler yüce âlem tarafından şehir merkezlerine boca edilmektedir. Hastanelerin ve insanların durumu ortadadır. Yoldan geçen on kişiyi durdurun, sekizi hastadır. Ya şekeri vardır ya tansiyonu, ya migreni vardır, ya ülseri. Hiçbir hastalığı yoksa ruhsal olarak gergin stres altında ve yorgundur. Yani psikolojik olarak tükenmiş yada tükenmek üzeredir.  

Bu durumu ben şöyle açıklıyorum; Zulmâni enerjiler forma sahip olmayan dejenere edici yani bilgisayarlara bulaşan virüs programları gibi bir programa sahip dejenere aktif porlardır. Bunlara enerji boyut varlıkları yada bir çeşit evrensel programlardır da diyebiliriz. Bunlar evrende Hak yayası gereği hak eden gezegenlere, azmakta olan yaşam boyutlarına çekilim duyarlar ve buraları mesken edinirler. Buralar onlar için birer görev sahasıdırlar. Azan bir tür veya kavim olduğunda hemen bunlara görev çıkar ve koloniler halinde akın akın bu gezegenlere sevk edilirler. Orada bulunan azan kavmin yada topluluğun bireylerine ve onların vücut uzaylarına nüfuz ederek hemen dejenerasyon çalışmalarına başlarlar. Bütün bunlar bâtın’da oluşmaktadır, gizlidir, sır olarak saklanmıştır. Sınavdaki öğrenciye kopya verilmez.

İnsanı bir biyobilgisayar gibi düşünüp onun bir yazılım olduğunu varsayarsak, virüsü kapan bu prototip hemen ağırlaşır. Zahirde (görünüşte) ağrıları, sancıları başlar, ateşi yükselir, halsizleşir, belki isal olur v.s. ne yapar? Doktora gider, istatistikler ve bilgi birikimine bakılarak içinde bulunduğu duruma bir ad verilir. “Filanca hastalığa yakalanmışsınız, geçmiş olsun, kliniğimize hoş geldiniz”. Dejenerasyonun bölgesi tespit edilir. istatistiklere bakılır, bazen hastanın şu kadar ömrü kalmıştır denilir ve bazen bunda  haklı çıktıkları da olur. Çünkü o dejenerasyonun sonucunda öyle olmaktadır. Bu tecrübelerle sabittir. Bazı hallerde de iyi gelecek ilaçlar verilirken bazı hallerde cerrahi tedbirlere başvurulur. Bazen de sebebi henüz bilinemeyen bir olay olarak adlandırılır. Bir şey bulamadık, bir şeyiniz yok gidebilirsiniz denilir. Kişi gider ve ertesi gün öldüğü duyulur. Bazen; bu binde bir, bazen; milyonda bir olan vaka denir. Bazen de biz elimizden geleni yaptık bildiğiniz bir hoca veya yatır varsa götürün canı da ne istiyorsa yesin denir. Bütün bunlar dejenere olmaya başlayan, yani hastalanan insanın dünyada işiteceği sözler ve geçeceği merhalelerdir.

Bu enerjiler vücut uzayımıza yani enerji bedenimize girdikleri yerlerdeki bütün hücrelere sıvaşarak orada kendi manyetik alanlarını yaratırlar ve hükümranlıklarını ilan ederler. Artık vücuttaki bazı karakollar ele geçirilmiştir ve buralara başka bir bayrak dikilmiştir. İnsanın yaşamını hedef alan fanilik programının öncü birlikleri hak edişlerden dolayı vaktinden önce gelmiş ve yerleşmeye başlamışlardır. Bu durum o kişide hemen kendini belli eder. Çalışırken arkadaşlarına “bugün tadım yok eve erken gideceğim” dedirtir. Yada ağrımaya başlayan bir yerler hareketleri kısıtlar. Kronik yorgunluk halleri ortaya çıkar. Böyle durumlar başladığında çoğu zaman araştırılsa da hiç bir şey bulunamaya bilir. Nasıl bulunsun ki, Dünyasal teknoloji henüz bunları tespit edecek düzeye gelemedi.

Ben böyle durumda olan birisi ile karşılaştığımda, eğer bana sorarsa; “senin bahçene girilmiş” derim. Evet, her şey yolunda iken, iyi güzel yaşam devam ediyorken kendinizi sinirli, gergin, yorgun, stres halinde, agresif hissediyorsanız, yada bir yerinize bir ağrı saplanmış ise bilin ki bahçenize girilmiştir. Yani kendi müstakil enerji bedeninizde başka enerjiler yerleşmeye çalışıyor demektir. Bahçede biri dolaşırken siz rahat uyuyabilir misiniz? Bu kimdir? Hırlı mıdır, Hırsız mıdır? Ne amaçla gelmiştir? Benim auramda, enerji alanımda ne işi vardır? Niçin gelmiştir? Nasıl gidecektir?

Bahçeye girilmesi esasında bir tabirdir. Vücut uzayınızda (enerji bedeninizde) size ait olmayan bir takım düşünce formları yada parazit, zulmani enerjiler bulunmaktadır anlamına gelir. Eskiden gelen nazar kavramında insanlar bunu anlatmaya çalışmışlardır. Bu enerjilerin geliş sebeplerini ortadan kaldırarak onun bağlantılarını kesip bahçeden dışarı atabiliriz. Bunun için derhal, bizi insan olarak yaratan Yüce Allah’ın sistem, nizam ve düzeninin esaslarına uyup, yaşam biçimimizi yeniden düzenlememiz gerekir. Bu düzenlemeyi yapıp, denge rayına oturttuktan sonra, madde ve enerji boyutunda yapacağımız ritüeller, fiziksel ve ruhsal çalışmalar inanarak yapıldığında bunlar geldikleri gibi geri gideceklerdir. Aksi halde kar topu gibi büyür ve nodül v.s. gibi kireçlenme, damar tıkanıklıkları, cilt hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kalp-şeker-tansiyon vs. gibi birçok hastalık adlarıyla karşımıza çıkabilirler. Görünüşte hastalık olarak bizdeki tezahürleri herkesin bildiği ve kabul ettiği gibidir. Ancak enerji boyutunda işin şekli başkadır. İlerleyen sayfalarda size, şifa çalışması için beni arayan bazı hastalarda karşılaştığım enerjilerin enerji boyutundaki formlarını gördüğüm ve çizebildiğim kadarıyla anlatmaya çalışacağım.

 

 

  

ZULMANİLERİN FORMLARI

HASTALIKLARI YAPAN ENERJİLERİN ENERJİ BOYUTUNDAKİ FORMLARI

 

İnsan vücut uzayına yerleşip onu dejenerasyona uğratan zulmani enerjilerin her birinin enerji boyutunda kendine has formları vardır. Bunlar daha çok böcek ve sürüngenlere benzeyen ama çoğu zaman da dünyada türü olmayan ilginç ve değişik şekillerdedirler.

Röntgen veya herhangi bir tanı cihazı ile bu şekilleri tespit edilemez. Çünkü; madde olmadıkları için maddi bir formları yoktur. Bu tanı cihazları tarafından sadece vücutta yaptıkları hasarlar görüntülenip tespit edilebilir. Bu hasarlar artık yapılan dejenerasyonun sonucu fiziksel birer oluşumlar haline gelmişlerdir. Hemen bunlara tanı konulur ve bir hastalık adı verilir.

Şimdi sizlere bu enerjik varlıkların enerji boyutundaki formlarından kendi gördüklerimi (gözlerim kapalı iken iç gözümle görmekteyim) çizebildiğim kadarı ile sunmaya çalışacağım.

Ben, bu hastalık yapan zulmani enerjilerin enerji boyutundaki formlarını bir hastaya odaklandığımda gözlerim kapalı iken iç gözümle görüyorum. Bu duruma ben çalışarak gelmedim. Yüce Allah’ın bir lütfu keremi ile bu özellikler bende hasıl oldu. “O”nun yazıp düzdüğü programa itiraz edebilir miyiz.

Resim 1’de çizdiğim böceğe benzeyen bu varlık dünyada türüne hiç rastlamadığım, hiçbir ansiklopedi ve belgeselde görmediğim bir tür idi. Bu varlığın ayaklarının ucundaki küçük yuvarlak tutaçlar sanki birer vantuz gibi çalışıyorlar. Her bir tırnak ucunu bir denizanası gibi düşünün. 6 ayak ve bu 6 ayağa bağlı toplam 24 ayrı vantuz ile tutunuyor. Sadece tutunmak ile kalmayıp aynı zamanda vantuzlar ile tutunduğu hücrelerden hem besleniyor hem de onlara zehir akıtarak dejenere  ediyor. Tabii bu madde alemde değil enerji boyutunda yaşanıyor. Resim birdeki varlığı temaşa ettiğim hasta bir anemi hastasıydı. Benzi solgun, sürekli yorgun ve halsiz, iştahsızdı. Yıllardır derdine çare ve ilaç arayıp duran genç biri. Hamdolsun ki bu farkındalığı bana verdi. “O” ndan gelen her şeyi sevgiyle kabul ediyorum. Bu anlattıklarımda bir hata olmaması için Sana sığınıp, yalnız senden yardım diliyorum Allah'ım.

                   Ben mi düzdüm beni?

                   Sen düzdün beni

                   Pür acaib ne getirdin a gâni

Yunus

Çalışma esnasında ellerimle çalışmaya başladıktan bir süre sonra gözlerim kapanır ve üçüncü gözümde bir ekran açılır. Bu ekran koyu siyah tünami rengi bir ekrandır. Arkasından o kişinin vücut uzayında yabancı, ona ait olmayan ne tür bir enerji varsa bir bir kendilerini görürüm. Onların bana görünmesi bir bakıma yakalanmaları anlamına geliyor. Bana görünen artık orada fazla kalamaz. Elimde oluşan bir titreme ile yerinden sökülür. Ve şoka uğramış bir şekilde sersemleşerek o vücudu terk eder. Başka türlü bu kadar güçlü vantuzla tutunan bir varlığın o vücudu terk etmesi bir hayli emek ve zaman ister (bazen bir ömür). Yani hasta kişi, sabır, özveri, tevazu, bağışlama gibi duygularını geliştirecek, geliştirdikçe olgunlaşacak, olgunlaştıkça titreşimi yükselecek, yükseldikçe titreşim bu parazitleri yapıştıkları yerden söküp atacak. Bu doğal evrim sürecidir ve bazen kişi ölünceye kadar bu halleri yaşayamaz. Hızlı evrimde ise  ilahî yardımlar söz konusudur, yardım edici ile yardım alıcı buluşturulur. Gördüğüm şekiller bu enerji varlıkların hayal ettikleri formlardır. Düşünce ve enerji aleminde onlarında bir şuuru vardır ve bunlar  madde alemde beden kazanmak, forma girmek için evrim yapmaktadırlar. Hedefleri budur. Bir insan vücudunu yere sermek. Bunu başardıkları oranda rütbe kazanarak bir sürüngen veya zararlı bir böcek formunda bedene girebilme hakkına sahip olurlar. Biz insanların nasıl hayalleri, projeleri, iyilik yaparlarsa cennete kavuşmaları gibi düşünceleri  varsa bu varlıklarda kendi hayal ve düşüncelerinde böylesi formlara kavuşmayı dilemektedirler.  Başarılı oldukları nispetde de habis karakterli böcek ve sürüngen formlarında dünyada bedenlenerek madde dünyanın evrim kulvarının negatif klasmanında yerlerini alırlar.

Devamı için tıklayınız...


Ekleyen:nadir bencan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Barok Sanatı ve Özellikleri - Ünlü Barok Sanatçıları(55706)

Uygurlarda Sanat(9423)

Resim Tarihi ve Sanat Akımlarına Genel Bakış - 20. yy. Resim Sanatı(5585)

Bahçe ve Peyzaj Sanatı Tarihi - Tanımlar(5066)

Pop Art Sanatı(5058)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!