Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:



Super Oyunlar Oyna

  
Uygurlarda Sanat

                    

www.arsivbelge.com
Uygurlarda Sanat AnlayışıUygurlarda Sanat dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Uygurlarda Sanat başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.


Uygurlar ve Uygurlarda Sanat Faaliyetleri

Göktürk'lere bağlı olarak yaşıyan Uygurlar Selenga nehrinin doğu kıyısında 745 de Göktürklerin yerine geçerek, Uygur devletini kurmuşlardır. Kurucusu Alp Kutlug Bilge Kağan, merkezleri ötügen yaylasında Karabalgasun şehridir. Ondan sonra gelen Mayunçur adına bugünkü Moğolistanın kuzeyinde Şine-Usu köyü kıyısında bir kitabe dikilmiş, bu uzun kitabede Uygur devletinin kuruluşu, genişlemesi, kendisi ve babası Kutlug Bilge'nin zaferleri yazılmıştır. Uygurlarda en çok sevilen din Budizm'di. 630 da Uygurlar daha bugünkü Moğolistan'ın kuzeyinde yaşarken bile, Budizm rağbette idi. Göktürk alfabesiyle Uygurca aynı zamanda Çince ve Soğd'ca olarak yazılmış olan 832 tarihli Karabalgasun kitabesinde, imparatorluk devrinde Uygurların Mani dinine girdiği ve eski dini tasvirleri yaktığı, 762 de Bögü Kağan'ın bunu devlet dini haline getirdiği belirtilir. (Burada Göktürk alfabesi ile yazılan kitabe silinmiş olduğundan onun pek az kısmı okunabilmektedir. Çince ve Soğd'ca olanlar daha iyi durumdadır. 840 da başkentleri Karabalgasun, Kırgızların eline geçtiğinden Uygurların büyük kısmı Tarım bölgesine geçip Hoço'da yeniden devlet kurmuşlardır. Burada Uygurların tekrar Budizme döndüğü anlaşılıyor.

Turfan resimlerinde ve sonraki Uygurca yazmalarda pek az Maniheist metin vardır. Buda dini Uygurlarda edebiyatı da geliştirmiştir. Sanskritçe, Toharca, Soğd'ca ve Çince'den metinler tercüme edilmiştir. Tercüme için bir tek orijinal metinle yetinilmeyip Budizmin klasik dillerindeki çeşitli versiyonlar karşılaştırılıyordu. Mani dini metinlerini aynı derecede etraflıca ve aynı hakimiyetle Türkleştirmek mümkün olmamıştır. Göktürk yazısından sonra Uygur yazısı kullanılmış Budist metinler bu yazı ile yazılmıştır. Uygur yazısı iyice geliştirilmiş halde bütün Türk boyları tarafından kullanılmıştır. Moğollar ve ilhanlılar zamanında da aynı yazı kullanılmıştır. Moğollar Uygurlara son vermekle beraber onların kuvvetli kültürlerine tâbi olarak Uygur yazısını almışlar, Uygur kâtipleri ve devlet adamları bütün sivil idareyi ellerine geçirmişlerdir. Moğollar Türkleşmeye başlamış ve kısa zamanda tamamen Türkleşmişlerdir. Timur'un tüzüğü ve Altın Ordu yarlıkları hep Uygur yazısıyla yazılmış, onbeşinci yüzyıl sonuna kadar resmî ve devletlerarası yazışmalarda, paralar üzerinde Uygur yazısı devam etmiştir. Uygurların kitapları kâğıt üzerine yazılıp basılıyordu. Bu Çin kâğıdından farklıdır.

Uygurların kendi kâğıt imalâtları olduğu bir gerçektir. Yazı aleti, kamış kalemdi. Daha önemsiz yazılar Çin fırçası ile yazılırdı. Budist metinlere ihtiyaç fazla olduğundan, baskı da kullanılırdı. Uygurlar IX. ve X. yüzyıllarda Çinlilerin, blok baskı ile çoğaltma tekniğinden farklı bir baskı sanatı bulmuşlar, sert ağaçtan tek tek, hareketli Uygur harfleriyle kitap basmayı ilk olarak gerçekleştirmişlerdir. Kazılar sonunda torbalar içinde böyle harfler ele geçirilmiştir. Uygurlarda pandomim, bale, şan, orkestra ve iptidaî şekilde tiyatro da vardı ki, o zaman için Cinlilere çok tipik ve cazip görünmüştür. Hikâye anlatma sanalı da çok ileri idi. Yazılmış şekillerden anlaşıldığına göre, bunların Türkçe versiyonları dramatik bakımdan Çıncelerden çok daha üstündür. XIX uncu yüzyıl sonlarına doğru, Turfan, Hotan, vb. eski Türk şehirleri dolaylarında elyazmaları ve sırlı çömlekler gibi, eski eserlerin, bu arada da Kaşgar Rus konsolosunun koleksiyonunun satılması, birkaç arkeologun dikkatini çekti. Grümvedel tarafından başlanıp 23, Von Le Coq tarafından devam edilen kazılar büyük sanat değeri olan bir takım eserleri meydana çıkardı. Yer altında, Buda tapınakları harabeleri, hayran olunacak tazelikte fresklerle süslü duvarlar, sanatçı hüneri ile islenmiş vazolar, yazmalar ve minyatürler keşfedildi.

Bütün bu eserler Berlin Müzesine taşındı, ve burada «Turfan salonu» adı verilen bir salona yerleştirilip sıralandı ve düzenlendi. Tabiî büyüklükten biraz daha büyük ve kırmızı zemin üstüne renkli olarak yapılmış figürler ince bir sanat zevki ile işlenmiştir. Budizm ile Manıheizmle ilgili dinî sahneleri tasvir etmektedir. Eller, ayaklar ve elbiselerin kıvrımları harikulade bir şekilde işlenmiştir. Bu freskler Altıncı Yüzyıla kadar çıkar, ama. Buda figürleri daha sonraki bir devre (Dokuzuncu Yüzyıla) aittir.

Çinliler gibi, Uygurlar da kitap basmasını bilirlerdi. Uygurların memleketi büyük bir kültür merkeziydi; Türk sanatı öteki bölgelere buradan yayıldı Bu .sanat Bulgar Türkleri tarafından ta Avrupa'ya götürüldü. Macaristan'daki Nagy Szent Mikleeh’ta bulunup. Atillâ hazinesine ait diye gösterilen sanat eşyaları, buraların Macar istilâsına uğraması üzerine, Bulgar Türkleri tarafından bırakılmış eşyalardan başka bir şey değildir. Bu eşya madenden ve altından yapılmış sürahilerden ibriklerden, tepsilerden ibarettir. Bu eşya üzerinde Orhon harfleriyle yazılmış yazıtlar vardır. Viyamı Üniversitesi eski profesörlerinden Heınrieh Glück bu eserle Orta Asya Türk sanatı eserleri arasında karakter birliği görmektedir. Osmanlıların. Macaristan'da bulunan ibriklere biçim bakımından benziyen ibrikler yaptıklarını görüyoruz. Topkapı müzesinde Osmanlı devrine ait bu biçimde ibrikler vardır.

Türk kabileleri Çin'e sık sık hücum ederler, sonra, bir takım Çin sanat eserlerini alıp ülkelerine götürürlerdi. Bazan de Türkler Cin krallığının ücretli askerleri olarak başka bir kırallığa karsı dövüşürler, bu yolla Çin'e girerlerdi. Onun için, bu memleketin sanatını tanımışlardı. Bu Türkler, ülkelerine dönerken, bir takım sanat görüşleri ve süsleme örnekler: de getirmişlerdi. Bulutun, ejderin. Taoti'nin. Anka kuşunun ve daha başka sembolik hayvanların üslûplaştırılmasından gelen süsleme motifleri her iki ülkede adeta birbirinin aynı idi. Öte yandan. Çinden ticarî mübadele yolu ile ithal edilen kumaşlar, seramikler, minyatürler- ve sanat eşyaları, bu ülkenin sanat geleneklerini Türkler arasında yaymıştı. Zaten. Çin sanatı da Türklerin yabancısı oldukları bir sanat değildi. Ağaç islerinde kullanılan bambuların bir araya getirilmesini hatırlatan düz çizgili süsleme Çin'de ve Orta Asya'da bol bol rastlanan bir takım motiflerdi. Çin sanatı ile Türk sanatı arasındaki bu benzerliği Turfan'da bulunan minyatürlerde de açıkça görüyoruz.

Uygurlarda Mimari

Uygurlar, yerleşik yaşama geçtikleri için değişik türde birçok mimari yapıt ortaya koymuşlardır. Dinlerinin etkisiyle tapınaklar yapmışlardır. Uygur tapınaklarında genellikle bir iç avlu etrafında düzenlenmiş bölümler bulunur. Avlunun ortasında tapınağın adandığı ilahın heykeli ve bu ilahla ilgili resimlerin bulunduğu kutsal bölüm yer alır.

Uygur tapınaklarının en önemlileri arasında Hoço Beta Tapınağı, Murtuk A Mabedi, Yar Hoto’da-ki Ana Tapınak, Hoço’daki A ve P tapınakları sayılabilir.

Uygurlar zamanında, açıkta yapılan tapınaklardan başka kayalara oyulmuş mağara tapınakları da yapılmıştır. Bu mağaralardan Bezeklik mağara tapınakları, Murtuk Vadisi’nde, Kızıl Dağ’da kayalara oyulmuş kırk tapınaktan  oluşmaktadır. Bunlar yan yana yapılmış, dikdörtgen veya kare biçiminde, çoğu tonozlu, bazıları kubbeli Budist tapınaklarıdır.

Uygurlar Dönemi, kentçilik açısından önemli bir dönemdir. Doğu Türkistan’ın Uygurlar Dönemindeki en önemli kentleri ve sanat merkezleri şunlardır: Barkal, Beş Balık, Koço, Turfan, Karabalgasun, Ka-raşar, Yar Hoto, Hoço, Murtuk, Toyuk, Bezeklik, Sorçuk, Kızıl, Niya, Ordu Balık.

Uygur kentlerinde sivil ve askerî mimari iç içe girmiştir. Bu kentler, surlar ve kulelerle çevrili yaşama alanlarından oluşmuştur. Dörtgen plandaki kentte dört yönden gelen yollar, genellikle hükümdarın köşk veya çadırının bulunduğu yerde kesişmiştir.

Uygur yapılarında kubbe ve tonoz, üst örtü olarak görülmektedir. Kubbe; yuvarlak, kare, sekiz ya da altı köşeli boşlukların üzerine gelen yarım küre biçiminde içi boş yapı örtüsüdür. Tonoz ise bir kemer gözünün kesiksiz olarak derinliğine devam etmesiyle oluşan mekânın üzerini kapatan kavisli üst örtü sistemidir.

Yapılarda balçık, tuğla, az da olsa taş; süslemelerde ahşap ve alçı malzeme kullanılmıştır. Stupalar, kubbeli Uygur tapınaklarıdır. Bu kubbeli tapınaklarda, duvar ile kubbe arasında bağlantıyı sağlamak için bazen tromp bazen de üçgenler kullanılmıştır. Üçgenler, daha sonra Anadolu Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde Türk üçgeni olarak adlandırılan geçiş sisteminin ilk örnekleridir.

Hoço kentinin surları dışında, kuzeydoğu tarafında bulunan Koş Gumbaz olarak adlandırılan yapılar, Uygur kubbeli mezar anıtlarının en güzel örnekleridir.

Uygurlarda sivil mimarinin en önemli ürünleri saraylar ve evlerdir.

Hoço’da ortaya çıkarılmış hükümdar sarayı aynı zamanda çift sıra surla çevrili bir kaledir. Saraydaki mekânların bazıları kubbe, bazıları ise düz çatı ile örtülmüştür.

Yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılan Uygur evleri, genellikle etrafı duvarla çevrili bir avlu içinde yer alır ve tek katlıdır. Evler, yerden yarım metre yüksekte, tuğladan bir kaide üzerine yapılmıştır. Evlere uzun kenarlarının ortasındaki yuvarlak kemerli, merdivenli bir kapıdan girilir. Pencerelerde kemerler ve kahverengi renkli perdeler bulunan Uygur evlerinin üzeri kiremit çatı ile örtülüdür. Odalarda ise renkli döşemeler ve halı vardır.

Kemer, iki duvar ya da ayağı birbirine bağlayan ve üstteki ağırlığı yanlara dağıtan kavisli, taşıyıcı ögelere verilen addır. Yuvarlak veya sivri kemer gibi türleri vardır.

Uygurlarda Heykel Sanatı

Uygur heykel sanatının kökeni balballarda aranmalıdır.

Heykeller; mermer, alçı, taş, toprak, ahşap gibi malzemelerden yontularak ya da kalıba dökülerek yapılmıştır. Uygur heykellerinden günümüze çok az örnek gelmiştir. Ele geçen örnekler, o zamana değin görülmeyen realist (gerçekçi) anlayışla yapılan özgün bir heykel sanatını ortaya koyar.

Kızıl’da bulunan, pişmiş topraktan diz çökmüş adam heykeli en tanınmış heykellerden biridir. Sırtında yük taşıyan oturan adam heykelinde son derece realist bir yüz ifadesi vardır. Heykelin boyalı oluşu da o güne değin görülmeyen ayrı bir özelliktir; vücut esmer – beyaz karışımı, saçlar siyah olup çıplak vücudu kahverengi bir peştemal örtmektedir.

Sorçuk’ta bulunan at başı heykeli de Uygur heykel sanatının önemli bir örneğidir. Bu heykelin kalıptan alçıya alınmış kabarmış yeleleri ile şiddet ifade eden bir görünümü vardır. Yelesi ile perçemlerindeki kalın çizgilerle at başı heykeli, değişik ve özgün bir örnektir.

Uygurlarda Resim Sanatı

Orta Asya Türk resminin en önemli temsilcileri Uygur Türkleridir.

Uygurlar, tapınakları süslemek için duvar resimleri (fresko); Manihaist kitapları süslemek için minyatürler yapmışlardır.

Fresko, yaş sıva üzerine boyalarla yapılan duvar resmidir. Minyatür ise çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan, renkli resim sanatıdır.

Uygur fresko ve minyatürlerinde konu olarak Buda ve Mani’nin yaşamıyla ilgili sahnelerin yanı sıra vakıf yapanlar, müzisyenler, kâtipler, dindarlar da işlenmiştir.

Uygur resim ve minyatürlerindeki kompozisyonların en büyük özelliği, figürlerin simetrik bir düzen içerisinde sıralanmış olmasıdır. Bunlarda çoğunlukla koyu mavi ve kırmızı başta olmak üzere parlak renklere yer verilmiştir. Ayrıca heykel ve resimdeki realist anlayış, minyatürlerdeki figürlerin portre özelliğini kazanmalarına neden olmuştur.

Uygurların en önemli freskoları Bezeklik, Sorçuk, Hoço ve Turfan’da bulunmuştur.

Hoço’da bulunan koşan at freskosu realist bir resimdir. At üzerindeki süvarinin belden aşağı kısmı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir.

Uygurlar zamanından kalan minyatürler Maniha-ist kitap sayfalarında yer alır. Bu minyatürlerde dinsel konuların yanı sıra günlük yaşamla ilgili sahneler de canlandırılmıştır.

Hoço’da bulunmuş bir minyatürde dindarlar (seçkinler, yüksek rahipler) betimlenmiştir. Minyatür lacivert renkli fon üzerine yapılmıştır. Yazılar resmi iki kısma ayırmıştır. Dindarlar sağda iki sıra hâlinde tören giysileri ile oturmuşlardır. Saçları aynı, sakalları farklıdır. Rahiplerin önünde yazı çantası ve bir demet boş kâğıt vardır. Yazının sol yanında yırtılmış kısımda, iki yanında büyük birer ağaçla diğer dindar bir yazıcı vardır. İki büyük kara üzüm salkımı yazının üst kenarındadır.

Uygur resimleri, Türk-İslam minyatür sanatının kaynağını oluşturmuştur.

Uygur sanatına ait yapıtların büyük bir çoğunluğu bugün Berlin Dahlem Müzesi Turfan Odası, Yeni Delhi Müzesi Bezeklik Odası ve Leningrad Hermitage (Ermitaj) Müzesi’nde sergilenmektedir.

kaynaklar: forumtr.com, kulturelbellek.com


Ekleyen:Yahya Polatkan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Çağdaş Sanat Akımları ve örnekleri(9347)

Gotik Dönem Sanatı(5662)

Osmanlıda Sanat ve Nakkaş Hakkında Bilgiler(3514)

Çağdaş Türk Resim Sanatında Yönelişler ve Çağdaş Türk Resim Sanat Tarihi(3190)

Minimalizm(1823)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Tanıtım Yazılarınızı Yayınlamak İçin Tıklayın



Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

rabbbabey - 29.03.2016, 18:10
 

Çok uzun işime yaramaz....😕😕😕😕


ATİLA - 28.12.2016, 13:34
 

GÖRSELLERLE DESTEKLENEN YAZI ARAŞTIMA OLUR MU


Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!