Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:


Super Oyunlar Oyna

  
Korku Hikayeleri

                    

www.arsivbelge.com
Kan Dondurucu Korkunç HikayelerKorku Hikayeleri dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Korku Hikayeleri başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Korku Hikayeleri

Yaratıkla Aynı Odada

Saatlerdir yatağımda uzanıyorum. Saat gece 3:30 ve yapacağım hiçbir şey yok. Şuanki durumumun en kötü tarafı ise ne biliyor musunuz? Ailemle aynı odadayım. Bana bakmaya devam ediyorlar. Ve onlara geri bakmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Ağlamamak ya da çıglık atmamak için kendimi zor tutuyorum.

İkisininde gözleri bana odaklı ve ağızları sonuna kadar açık. Güclü bir kan kokusu var ve korku içimi kaplamıs durumda. Şöyle bir durum var, şu an uyanık olduğumu gösteren herhangi bir hareket yaptığım anda kelimenin gerçek anlamıyla boku yemiş olacağımı biliyorum. Öleceğim ve etrafta beni kurtaracak kimse yok. Bir kaçış yolu bulmaya çalışıyorum. Ama bulabildiğim tek yol kapıya doğru koşup dışarı çıkmak ve yardım için bağırarak birinin beni duyması için dua etmek. Riskli olduğunu biliyorum ama daha fazla burada durursam öleceğim. Benim uyumamı ve benim için bıraktıgı şaheseri görmemi bekliyor.

Muhtemelen şuan neler olduğunu merak ediyorsunuz... Yaklaşık üç saat önce evin diğer tarafında çığlık sesleri duydum. Ayağa kalktım ve gidip sesin ne olduğunu kontrol etmeden önce banyoya gitmeye ihtiyacım olduğunu farkettim. Yapılacak en mantıklı şeyi yapıp hemen gidip sesi kontrol etmek yerine banyoya gittim. Banyoda işim bittikten sonra banyonun kapısıni aralayıp dışarı baktım. Halıda kan vardı. Diğer her insanın yapacağı şeyi yapıp odama döndüm,arkama bakmadım. Ve direk yatağıma yatıp örtüleri üzerime çektim. Kendimi hemen uykuya geri dönmemi, şuan olan her şeyi garip bir rüya ya da onun gibi birşey olduğuna inandırmaya çalıştım. Yatak odamın kapısının açıldığını duydum. Ve örtülerimin arasından bakış atarak neler olduğunu görmeye çalıştım. Bir şeyin ailemin ölü bedenlerini odama sürükleyişini görebiliyordum. O şey kesinlikle insan değildi, o kadarını söyleyebilirim. Saçsız, gözsüz ve kıyafetsizdi. Sırtındaki kamburla bir mağara adamı gibi yürüyordu. Ama bu şey herhangi bir mağara adamından daha akıllıydı.

Babamı yatağın ucuna oturttu. Sonra annemi sandalyeye oturttu ve vücüdunu bana doğru döndürdü. Sonra ellerini duvara sürtmeye başladı, daireler çizerek şeytan figürleri yapıyordu. Şuan yaptığı sey muhtemelen bir şaheser denilebilirdi.

Bitirmek için duvara benim karanlıkta okuyamadığım bir mesaj yazdı. Sonra yatağımın altına girdi.

En korkunç şey ise şuan gözlerim karanlığa alıştı ve baktığım anda mesajı okuyabileceğimi biliyorum. Bakmak istemiyorum. Çünkü düşünmesi bile çok korkunç. Ama ölmeden önce duvarda yazan şeyleri görmek istiyorum.

Canavarın yazdığı şahesere göz atıyorum ve okuyorum...

"Uyanık Olduğunu Biliyorum"

 

Geceyarısı Ormanda

Bursa’nın inegöl ilçesine bağlı hasanpaşa köyünde kuzenimle beraber bir hafta tatil amaçlı ananeme ziyarete gitmiştik. kaldığımız evin çervesi tamamen ormanlık alanla çevrili bizim kaldığımız evle beraber sadece 4 ev daha var ama birbirlerinden çok uzaktalar. evin yapısı ve çervedeki ufak sesler bizi çok korkutuyordu. gece olmuş yatağa yatmıştık birden ani bir sesle birinin cama vurduğunu gördük yavaşca perdeyi açtık ve baktık mahalleden çok yakın bir arkadaşımız, kuzenle beraber bu çocuğun burda bu saatte ne işi var diye sorduk, arkadaşımız beyler artık şu camı açın dedi. bizde şasırmış bir şekilde camı açtık ve senin ne işin var orda diye sorduk o da bize hadi gelin bakın ilerde kim bekliyor bizi size sürpizim var yanımda kimi getirdim dedi. bizde şaşırmış ve tutulmuş bir şekilde dışarı çıktık ormanda üçümüz yürümeye başladık az kaldı geldik diye bizi ormanda yaklaşık 45 dakika yürüttü. iyice korkmuştuk saat gece 2 buçuk, arkadaşımız tamam durun orası dedi bizde durduk, yavaşca arkanıza bakın dedi. yavaşca arkamıza döndük bir baktım benim eski kız arkadaşım sordum senin ne işin var bu saatte burda ne yapıyorsun manyak mısın dedim. kız arkadaşım bana dediki onun ayaklarına bak dedi o dediği ise bizim en yakın arkadaşımız olan kişi, kuzenle beraber ayaklarına baktık ayakları kırıkmış gibi tersti birden kız arkadaşımla beraber gülmeye başladılar. biz kuzenle beraber şok olmuştuk hareket edemiyorduk. sonra ikisi birden gülerek kayboldular. bizde ağlaya ağlaya eve doğru koştuk. arkadaşım o kadar gerçekti ki bizle beraber yürürken ayaklarıda düzgündü. ertesi gün ananeme bu olayı anlattık oda bize burda üç harfliler çok dedi. bu olayın etkisinden bir türlü kurtulamadım.

 

Londradaki Korkunç Cinayet

Londra’da okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odayı paylaşıyorlarmış. Bir gece kızlardan biri ders çalışmak için bir arkadaşının evine gidecekmiş. Diğer kızla vedalaşıp çıkmış, daha yurttan 100 metre uzaklaşmış ki kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş ve geri dönmüş. Odanın kapısını açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüş. “Ayça yattı herhalde” diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, “Şimdi kızcağızı rahatsız etmeyeyim, nasıl olsa arkadaşımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık” deyip çıkıp gitmiş. Ertesi sabah odasına döndüğünde gördüğü manzara karşısında şok geçirmiş. Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde etrafa dağılmış.
Duvarda da kanla yazılmış bir yazı:
“Aren’t you glad, you didn’t turn on the lights?”
(Işıkları açmadığına memnun musun?)

 

Mezarlıktaki El

Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için, böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu. 

Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar, arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi ve arkadaşlarının arkasında tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi, benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı. 

Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu.

 

Rüyayla Gelen Esrarengiz Kadın

Başımdan geçen ilginç bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir gece rüyamda beyaz saçlı bir kadın, "Seni oglumla evlendirecegim." dedi ve gitti. Ben de uyandım, umursamadım; ama daha sonra bu rüyayı defalarca üst üste görünce korkmaya ve endişelenmeye başladım. Her gözümü kapattıgımda, o kadın geliyor ve "Seni oğlumla evlendireceğim." diyor ve gidiyordu. Ben, çok korkmuştum artık anneme babama anlattım. Babam da ''Benim tanıdığım bir hoca var, ona sorarım.'' dedi. Sonra babam sormuş, hoca da, ''Kızınla evlenmek istiyorlar.'' demiş. Babam, "Kim evlenmek istiyor kızımla?" diye sorunca hoca da, ''Bunların kim olduğunu sana söyleyemem. Söylersem, beni bu gece dövmeye gelirler.'' demiş. Babam, bunu bana anlatınca korkum daha da arttı. "Neler oluyor!" diye soruyordum kendime. Sonra, bir gece rüyama o kadın geldi ve yine ''Seni oğlumla evlendireceğim.'' dedi. Sonra oğlu geldi, ''Bak, oğlum budur.'' dedi. Ben, oğlunu görünce, rüyamda ağlamaya başladım ve yine uyandım. Kalktım, babama anlattım. Babam da, ''Bu böyle olmaz, ben yine hocaya sorayım.'' dedi. Sonra hocaya sormuş. Hoca da, ''Kızını yanıma getir.'' demiş. Neyse, babamla yanına gittik. Eline bir kağıt aldı ve ''Bu kagıda iyice bak; ama gözünü bir yere dik ve oraya dikkatlice bak.'' dedi. Ben de baktım ve o beyaz saçlı kadını gördüm. Hoca: ''Gördüğün kadın bu mu?'' dedi. ''Evet'' dedim. Sonra hoca kağıdı aldı ve yırttı. ''Bu kadın kim?'' dedim. Hoca, ''Zamanı gelince söyleyeceğim.'' dedi. Bir ay kadar sonra dayımın oğlu beni istemeye geldi, beni dayımın oğluyla nişanladılar. Sonra yine rüyamda o kadın geldi. Bana, ''Sen evlenemezsin, sen oğlumunsun.'' dedi ve elimdeki nişan yüzüğünü çıkarttı. Uyandığımda yüzük elimdeydi. Sakinleşmeye çalıştım. Aradan bir ay geçti ve nişan bozuldu; çünkü dayımın oğlu, yani nişanlım trafik kazasında öldü. Kazadan altı aya yakın zaman geçti, herşey düzene girmeye başlamıştı ki yine o rüyalar başladı. Ben de gece yatağıma geldiğimde rüyamda o kadının geleceğini, aynı sözleri söyleyecegini biliyordum. Yatağıma uzandım, gözümü kapattım. ''Gel oğlunla evlenmeyi kabul ediyorum.'' dedim. Daha fazla dayanamayacaktım. Sonra uyudum ve kadın geldi. Bana ''Senin göz perdeni kaldıracağım ve bizi tam olarak göreceksin.'' dedi. Elini gözlerimin üzerinde gezdirdi. Olanları babama anlattım ve tekrar hocaya gittik. Hoca bana, ''Kızım, sana cinlerin rüzgarı değmiş ve senle evlenmek istiyorlar.'' dedi. Dua etti ve bana muska verdi. ''Boynunda taşı.'' dedi. Gece yatmak için odama gittim. Tam yatağıma uzandım, tepemde bir bayan gördüm, yataktan fırlayarak kalktım. Bana, ''Korkma, ben boynunda taşıdığın muskanın için burdayım.'' dedi. Ne kadar dua etsem de gitmedi. Olanları babama anlattım, babam da hemen hocaya gitti. Hoca, olanlara şaşırmış. Benim hiçbir şey görmemem gerektiğini söylemiş. O bayanı her zaman görmeye başlamıştım ama eskisi kadar korkmuyordum. Rüyalarımda rahatım artık. Beş ay geçti ve ben bunları yazıyorum. Bunları yazarken bile o bayanı görüyorum.

 

kan

Kanlı Gömlek

Bu olay, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bir kızın başından geçmiş. Dilek bi gün okuldan çıkmış, durakta minibüs bekliyormuş. Yalnız korkunç da yağmur yağıyormuş bu arada. Kızın önüne bi araba yanaşmış. İyi giyimli, temiz yüzlü bi genç, “Yanlış anlamayın n’olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bi yere kadar bırakayım” demiş. Dilek kız, basta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve arabaya binmiş.

Yolda sohbet filan etmişler. Hoşlanmışlar birbirlerinden.Çocuk, “Lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı” demiş, Dilek kabul etmiş tabi. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmişler, bu arada telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemişler. Dilek çok etkilenmiş çocuktan. O hafta her telefon çaldığında yüreği hop etmiş, “Ay benimki mi arıyor?” diye telefona koşmuş. Ama arayan olmamış maalesef.

Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş, “Belki numaramı kaybetmiştir, ne olacak ki ben arasam” deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bir kadın sesi açmış. Meğer teyze, bizim çocuğun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamış ki, çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmış kazayı. “Keşke eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu” diyerek hemen kendini suçlamaya başlamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, “En azından başsağlığına gideyim bari” diye düşünmüş. Ziyaret ağlamaklı ve de yaslı geçmiş. Ayrılma vakti geldiğinde iyice havaya giren kız, “Bana oğlunuzdan bir hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmiştim” demiş. Bunun üzerine anne içeriye gitmiş, döndüğünde elinde çocuğun kaza günü üzerinde olan gömlek varmış. Üstelik de hala kanlar içindeymiş gömlek. Dilek çok kötü olmuş, gömleğin niye saklandığını ve niye ona verildiği anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almış kanlı gömleği. Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olmuş. Bütün gece gömleğe baka baka, zır zır ağlamış. Sürekli de, “Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm” diye tekrar ediyormuş kendi kendine. Artık ağlamaktan bitap düştüğünde gömleği yastığının altına koymuş ve yatmış.

Sabah uyandığında kendini daha iyi hissediyormuş. Ama yastığı kaldırdığında bir de görmüş, gömlek yine kanlar içinde. İnanamamış bu duruma. “Herhâlde dün o kafayla iyi yıkayamadım” diyerek yeniden yıkamış gömleği. Ama ertesi sabah da hiç bir değişiklik yokmuş gömlekte, yine kanlar içindeymiş…

Ekleyen:Yahya Polatkan
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:

Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:

     Benzer Dokümanları İnceleyin
Halk Hikayesi - Örnek(73247)

Türküler ve Hikayeleri(3343)

Bazı Deyimler ve Hikayeleri(2267)

1. Sınıflar için Harfler ve Hikayeleri(1845)

Dede Korkut Hikayeleri - Ayrıntılı(1308)

                    Sponsorlu Dokümanlar
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi


Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

derya... - 04.02.2015, 11:34
 

sıçtım lan korkudan uyuyamadım 


kerembayraktar - 30.08.2015, 16:28
 

sıçıyım ağzına altıma yaptım lan


zelal - 09.09.2015, 11:22
 

öldüreydin bu ne lann


ada su - 14.12.2015, 15:01
 

hiç korkmadım -_- daha korkuncu olsaydı keşke altıma sıçmak istiyom sdfghjhgfd


sultan - 25.12.2015, 08:33
 

bence korkunç değildi insan en azından resimleri korkunç yapar ama geliştirilebilir :)


şeyma özlem - 04.01.2016, 09:24
 

korku buysa benim gördüklerim ne


selen seven - 04.01.2016, 09:28
 

insan korkunç yazmaz. hadi geçtim resmi yapar korkunç.


bune yha - 01.04.2016, 13:48
 

hiç korkunç değildi


Ziyaretçi - 02.06.2016, 06:31
 

GÜZELDİ ASLINDA BU SAYFA GELİŞEBİLİR AMA DAHA ÇOK PAYLAŞIM YAPILMALI =)


Ziyaretçi - 30.06.2016, 07:53
 

1. hikaye yalan


ziyaretci - 23.08.2016, 08:25
 

iyi ama pek de korkunç deildi


Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!