Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:





  
Dini Danışma ve Rehberlik Ders Notları - 2
www.arsivbelge.com
Dini Danışma ve Rehberlik Ders Notları - 2 dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Dini Danışma ve Rehberlik Ders Notları - 2 başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİK Ders Notları (Tüm Notlar) - 2

Önceki Notlar: Dini Danışma ve Rehberlik Ders Notları - 1 için tıklayınız...

Yardım eden (danışman): ihtiyaç duyan insanlara psikolojik yardım konusunda gerekli bilgiye, beceriye ve tecrübeye sahip olan uzman kişidir.
2-Rehberlik belli temel varsayımlara dayanır:
Rehberliğin dayandığı felsefeyi gösteren (Tan) bu temel varsayımları maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
a) İnsan potansiyel olarak mükemmel bir varlıktır, güçlüklerle baş edebilir.
b) İnsan zaafları ve çaresizlikleri sebebiyle her zaman yardıma ihtiyaç duyabilir.
c) İnsan esas itibariyle iyidir, daha iyiye ulaşmak her insanın hakkıdır.
3- Rehberlik ilişkisi mutlaka bir ihtiyaca dayanmalıdır:
Rehberlik faaliyeti uyum sağlama, yöneltme veayarlama diye üç temel fonksiyondan birini yerine getirmelidir.
4- Rehberlikte baskı ve zorlama yoktur:
Danışmanın yardım etme istek ve arzusu danışanın üzerine bir baskı ve zorlama şeklinde yöneltecek duruma gelmemeli, yardım alan kişi rehberlik sürecinde son derece rahat olmalı, kendisini rahat hissetmelidir. 
5- Rehberliğin kendine has kuralları vardır:
Nezaket, saygı, kişilik haklarını gözetme, suçlamama, mahcup etmeme, azarlamama, aşağılamama, rehberliğin
kuralları olarak sayılır. 
6- Değer yargıları açısından rahat olmak esastır:
Herkesin düşünceleri, kanaatleri, değer yargıları kendisi için önemli olduğu için rehberlik ilişkisinde bu konuya özen gösterilmeli, danışan kişi bu konuda kendisini rahat hissetmelidir. 
7- Rehberlik ilişkisi kişisel kabul üzerine kurulur:
Bu hizmette taraflar birbirlerini bütün farklılıkları ile birlikte oldukları gibi kabul etmek, birbirlerine inanmak, güvenmek ve saygı duymak durumundadırlar. 
8- Psikolojik danışma ve rehberlik bir uzmanlık mesleğidir:
Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti çok karmaşık ruhsal ve duygusal yapıya sahip bulunan insana yönelik bir görev olduğu için onu yürütenlerin belli yeterlik ve yetkinliklere sahip olmaları gerekir. 
9- Rehberlik; tarafların doğru iletişim kurmaları ile mümkün olur:
Rehberlik ilişkileri, karşılıklı konuşma, etkin iletişim kurma ve etkileşim gerçekleştirme yoluyla yürütülür. Rehberliğin temel metodu budur. 
10- Özele saygı duymak ve sır tutmak esastır:
Rehberliğin en önemli ilkelerinden biri de tarafların birbirleri ile ilgili özel ve mahrem olanın korunmasına, ifşa edilmemesine riayet etmektir. 

2- PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK 
TEKNİKLERİ:
1- Empati (eşduyum) kurmak: 
Empati, kendini karşıdakinin yerine koyarak onun duygularını hissedebilmek ve onun nasıl bir duygusal durumda olduğunu anlayabilmektir. 
2- Etkin dinleme:
Danışmanın kendisini ve sorununu rahat bir şekilde anlatması için danışana uygun bir ortam hazırlayarak bütün ilgisini ve dikkatini danışana yönelttiğini göstermesi ve onu empatik bir yaklaşımla dinlemesidir. 
Etkin dinleme tekniğinde danışanın söylediklerini
yargılamamaya, düşüncelerini tasdik edici veya reddedici ifadeler kullanmamaya özen gösterilmesi gerekir.
3- Yansıtma:
Yansıtma, danışanın söylediklerinin arka planında bulunan açıklanmamış duygularını dile getirerek duygularının farkına varmasını, kabullenmesini sağlama tekniğidir. 
4- Yöneltme:
Yöneltme, danışanın kendisine uygun amaca veya sonuca ulaşmasında ona rehberlik etmek, yardımcı olmaktır. 
Bunun için de danışman onun farkına varamadığı imkânları ile ilgili olarak sorular sorarak onları fark etmesini ve onları nasıl değerlendireceğini anlamasını sağlar. 
5- Bilgilendirme:
Bilgilendirme, bilgisizliğe ve kararsızlığa dayanan sorunların aşılmasında öğretme ve bilgi verme esasına dayanan bir tekniktir.
6- Yapılandırma:
Danışanın yapılacak olan psikolojik danışma ilişkisinin yapısı ve seyri konusunda danışanı bilgilendirmesine ve gerektiğinde danışanın katkısıyla bir süreç belirlenmesine yapılandırma denilmektedir. 
7- Yüzleştirme:
Danışanın bilinçdışı zihinsel çatışmalarının, savunma davranışlarının bulunması durumlarında onun çelişkilerine ve saplantılarına dikkatini çekmeyi amaçlayan bir tekniktir. 
8- Susma:
Danışanın rahat anlatımı ve danışmanın olayı kesintiye uğramadan takip edebilmesi durumlarında susmak, sessiz kalmak başvurulması gereken bir yoldur. 
9- Mülakat:
Mülakat, danışman ile danışan arasında gerçekleşen amaçlı, planlı yüz yüze konuşma ve görüşmelerdir. 
Mülakat psikolojik danışma ilişkisinin temel tekniğidir. Psikolojik danışmada genellikle iki türlü mülakat uygulanır: (a) Bilgi toplama amaçlı mülakat.
(b) Teşhis amaçlı klinik mülakat.

5. HAFTA

DİNİ YÖNDEN PSİKOLOJİK DANIŞMA 
VE REHBERLİK:
1. Dini Danışma ve Rehberlik İhtiyacı:
Maneviyat,Abraham Maslow’un “kendini gerçekleştiren kişiler” isimli araştırmasına kadar ilgiye layık bir konu 
olarak görülmedi. Bu araştırma sonucunda maneviyatın karşılanması gereken nihai bir ihtiyaç ve önemli bir motivasyon alanı olduğu fark edildi. Ortaçağda iyice itibar kaybına uğramış olan Hıristiyan rahiplerin biraz humanistik daha çok da misyonerlik tutkularıyla yürüttükleri manevi rehberlik çalışmaları, yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar bilimsel bir zemin bulamamış oldu. 
Martin Luter, John Calwin, Tomas Aquinas gibi güçlü soluklar bile aydınlanmacı tutkular ve pozitivist saplantılar yüzünden yeterince derinden hissedilemedi.
Öte yandan İslam dünyasında sekizinci asırdan itibaren başlayıp gelişen tasavvuf kültürünün büyüleyici etkisi, İslam toplumlarının çöküşüyle perdelendi. Bayazid-i Bestami Ahmet Yesevi, İbni Arabî ve Mevlana gibi maneviyat dünyasının erişilmez simaları hem hayranlık uyandırıyor hem de garip bir şekilde göz ardı ediliyordu. Bu çelişkiyi daha fazla taşıyamayan insan zihni, XX. yüzyılın başından itibaren maneviyat konusuna eğilmeye başladı.
2. Dini Danışma ve Rehberliğin Ortaya Çıkışı ve Mahiyeti:Ortaçağda Hıristiyan din adamlarının insanları Hıristiyanlaştırmak üzere misyonerlik faaliyetleri
başlattıkları, Fransiskenler ve Dominikenler diye bilinen dini grupların farklı taktik ve yöntemlerle bu faaliyetleri yürüttükleri bilinmektedir. Papalığın ve kiliselerin öncülüğünde maddi ve siyasi desteklerle sürdürülen çalışmalar tamamen Hıristiyanlaştırma amaçlı faaliyetlerdi. 
XX. yüzyılda eğitim alanında rehberlik konusundaki çalışmalar başlamış ve hızlı bir şekilde gelişme gösterir. 
O zamana kadar Hıristiyanlaştırma amaçlı yürütülen misyonerlik çalışmaları ile meşgul olan ve bir ölçüde de günah çıkarma işlemi ile günaha sürüklenmiş üyelerini
rahatlatmaya çalışan kilise, rehberlik alanındaki gelişmelerden etkilenmiş, çalışmalarını bu yönde
geliştirme ihtiyacı duymuştur. Sadece suçluluk duyan kilise üyelerinin itirafa gelmelerini beklemek yerine bunun dışında dadini sorunlar yaşayanların bulundukları yerlerde yardımına gidilebilirdi. Bunun için de hastaneler, ceza ve tutuk evleri, yetiştirme yurtları, bakımevleri ideal hizmet alanlarıydı. Böylece Hıristiyan teologlar da psikolojik danışma ve rehberlik çalışmalarından hareketle papazların kiliselerdeki günah çıkarma işlemini bir dini danışma hizmeti olarak ele alıp geliştirme yoluna gitmişlerdir. 
Konunun bilimsel bir yaklaşımla ele alınması yönünde ilk çalışmayı yapan Amerikalı psikolog Anton Boisen olmuştur. 
Klinik pastoral eğitim hareketininöncüsü kabul edilen Boisen “Teolojinin Metotları ve Görevi” adlı eserinde manevi yönden insanları anlamanın yollarını göstermiş, insanlara karşı fedakarlıkta bulunma konusunda yarış içinde olunmasını, onlara bir şeyler verebilmek için de bireyin gerçek kişiliğine ve yaşamına bakılmasını önermiştir
papazların yetiştirilmesinde teoloji dışında insan bilimlerine özellikle psikolojiye ağırlık verilmeye başlanmış, bu donanımla yetişen papazların hizmet alanları oldukça genişlemiş ve hayatın çeşitli alanlarına yayılmıştır. 
Rahiplerin kilise dışında ihtiyaç duyulan ve mümkün olan hemen her ortamda yürüttükleri bu dini danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine papaz ilgisi veya vaizsel ilgi
anlamında “Pastoral Care” denilir olmuştur. 
Pastoral Care dinsel aktörlertarafından başkalarına yardımcı olmak, sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak, sorunlu insanlarıyönlendirmek, desteklemekşeklindeki faaliyetler bütünü olarak tanımlanmaktadır. 
William Arnold, “Introduction to Pastoral Care” adlı eserinde pastoral care hizmetinin çerçevesini çizerek pastoral care çalışmalarının, ilahiyatla kilisenin birlikteliği ile kurumsal bir disiplin çerçevesinde yürütülecek hizmetler bütünüdür olduğunu söyler. 
Ona göre teoloji, İncil bilimi, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, kültür bilgisi, sosyal ve ekonomik teoriler bu hizmetin yürütülmesinde önemli katkıları olan alanlardır.
Rehberlik ve danışma profesörü Lartey ise bu hizmetin üç ayrı fonksiyonunun bulunduğu anlatılır:
İyileştirme fonksiyonu; Yoğun sorun yaşayan insanlar üzerinde teskin etme, rahatlatma ve rehabilite etme şeklinde uzun süreli bir vaizsel danışma işlemidir.
Destekleme fonksiyonu; Bireyin sosyal yaşantısında, iş ve meslek hayatında karşılaştığı uyum ve intibak güçlüklerini aşma konusunda ona yardım etme şeklinde bir danışmanlık desteği olarak ortaya çıkar. 
Yönlendirme fonksiyonu;Hayatta gidilecek bir yön arama, eş ve meslek seçme, kariyer değiştirme durumlarında danışma hizmetinin etkili olmasıdır. 
Konuyu manevi arkadaşlık, dostluk, refiklik olarak ele alan Frager, dini danışma ve rehberlik hizmetine farklı 
bir boyut kazandırmaktadır. O, bu hizmet için “manevi rehberlik” kavramını kullanarak, bunun bütün dinlerde ve manevi geleneklerde çok eski zamanlardan beri mevcut
olduğunu söylemektedir. Ona göre “rehber olan kişi irfan sahibi bir arkadaş veya manevi sülûkun beraber ikmal edildiği bir refiktir.”Bu da en bariz ve mükemmel örneğini İslam tasavvufunun irşadgeleneğinde bulmuştur. 
3. Dini Danışma Psikolojisi(Pastoral Psikoloji):
Pastoral care olarak ifade edilen dini danışma ve rehberlik çalışmaları tamamen Hıristiyanlık faaliyeti olarak ortaya çıkmış olduğu için bu faaliyet alanına dair kavramlar da doğal olarak Hıristiyan kültürünün damgası taşımaktadır. 
Robert Frager, aslen musevi olup sahaflar şeyhi Muzaffer Ozak’ın sohbetlerinde tasavvufla tanışıp müslüman olmuş bir Amerikalı psikologdur. Frager, transpersonal psikolojiyle ilgilenmiş, sufi psikolojisi hakkında önemli yazılar kaleme almıştır; Muzaffer Ozak’ın Amerikada değişik zamanlarda yapmış olduğu sohbetleri derleyerek “Aşktır Asıl Şarap” adıyla kitaplaştırıp yayınlamıştır.
Farklı din ve inanışlar açısından da uygulanması mümkün olacak şekilde kapsamı genişlemiş bulunan manevi destek ve yardım hizmetlerinin teorisi ve pratiği ile ilgili bilimsel çalışma alanına dini danışma psikolojisi anlamında Pastoral Psikolojidenilmektedir. Kısaca Pastoral psikoloji, din psikolojisi yaklaşımları ile teoloji ve rehberlikyaklaşımlarını birbirine bağlayan bir çalışma alanını ifade eder. Bunun dilimizdeki en doğru ifadesi “Dini Danışma Psikolojisi”dir.
Hıristiyanlık dünyasında dini danışma ve rehberlik hizmetleri geçen yüzyılın başlarından itibaren kilise dışında yaygınlaşmış ve bir ölçüde kurumsallaşmıştır. 

 

6. HAFTA

İSLAM AÇISINDAN DİNİ DANIŞMA 
VE REHBERLİK
Kur’anda Hz. Muhammed’den bahsedilirken onun rehberlik görevine işaret eden hadi (doğru yolu gösteren, dâi(doğru yola davet eden), münir (aydınlatan), nur(ışık) gibi sıfatlar kullanılmıştır. Günümüzde dini danışmanlık ve rehberlik olayının asıl kaynağı Hz. Âdemden Hz Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin yürüttüğü elçilik görevidir. 
Ancak bugünkü dini danışma ve rehberlik hizmetinin 
amacı sapıtmış toplulukları sapıklıktan kurtarmak değil, inanmış fakat çeşitli sorunlar sebebiyle sıkıntı içinde olan, yahut bir dini konuda kararsızlık ve çözümsüzlük yaşayan insanların bu durumdan kurtulmalarını sağlamaktır.
Hıristiyan dünyasında yaklaşık bir asır önce başlayıp son çeyrek asırlık dönemde hız kazanmış olan dini danışma alanındaki çalışmalar, profesyonel anlamda ileri boyutlara taşınmıştır. Artık bu çalışmalarda danışma psikolojisi, transpersonel psikoloji, klinik psikoloji kural ve yöntemleri kullanılmakta ve bu yöntemleri başarılı bir şekilde kullanan dini danışma uzmanları yetiştirilmektedir.
Benzer çalışmaların İslam toplumlarında da profesyonel bir hizmet alanı olarak hızla geliştirilmesine ihtiyaç vardır. 
Armaner, akıl hastaları üzerinde psikopatolojide dini belirtiler konusunda yaptığı bir araştırmada; dini bilgi ve telkini doğru ölçülerde alan bir kişinin, bundan yoksun bırakılmış diğer birkişiden daha çok hayata ve çevresine karşı uyum sağladığısonucuna varmıştır.
İnsanların ölüm ve benzeri durumlarda yaşadıkları travmalarda din görevlilerinin önemli hizmetler
yapabileceğine işaret eden psikiyatrist Göka şöyle der:
Tranpersonel psikoloji, insan zihninin kutsala yönelik aşkın yönleri, dini alandaki zihinsel dönüşüm ve trans hallerini üzerinde çalışma yapan psikoloji dalıdır. Transpersonel psikoloji, modern psikoloji teorilerini mistisizmin farklı şekilleri ile ilişkilendirilen bir girişim olarak da kabul edilir.
1.DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİKLE İLGİLİ 
KAVRAMLAR:
HİDAYET:Yol gösterme, doğru yolu gösterme, birisinin doğru yola gitmesine kılavuzluk etme anlamlarına gelen bu kavram Kur’anda sıkça kullanılmaktadır. Kur’anın bizatihi kendisinin Allah’a bağlanmak isteyenler için bir hidayet rehberi olduğu bildirilmektedir. Bir ayette ise hidayet kavramının tam olarak dini rehberlik anlamında kullanıldığı görülmektedir.Yarattıklarımızdan, daima hak yola rehberlik eden (hak yola sevk eden) ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.” A’raf 181
DELALET: Yolbilmeyene yolu göstermek, kişiye bir seyahatinde veya işinde rehberlik etmek demektir. 
İRŞAD: Bir kimseyi eksiklerini gidermek ve hatalarını
düzeltmek suretiyle olgunlaştırmak, doğru yola sevk etmek, nasihat etmek anlamlarına gelir.
Peygamberimiz bir hadisinde“Adama şaşırdığı yerde irşad (rehberlik) etmen sadakadır.”buyurmuştur. 
DAVET:Davet kelimesi sözlükte, çağırmak, gelmesini ve kabul etmesini istemek, anlamlarına gelmektedir. 
Allah yoluna çağırmayı, İslam’ın hükümlerini, emir ve yasaklarını en güzel insanlara anlatmayı ifade eder.
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et, onlarla en güzel şekilde tartış." Nahl 125
MÜŞAVERE:Müşavere; danışma, bir konu üzerinde karşılıklı görüş bildirme, doğru bir karar oluşturmak için görüş alı-verişinde bulunma denektir. 
2. DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİĞİN 
DAYANAKLARI:
Ayet ve hadisler incelendiğinde dini danışma ve rehberlik hizmetinin şu beş temel gerekçeye dayanır:
1) Bilme ihtiyacı. 4) Moral (manevi takviye) ihtiyacı.
2) İkna olma ihtiyacı. 5) Uzlaşma ihtiyacı.
3) Yardım ihtiyacı.
1) BİLME iHTİYACI:
Allah insanların bilmedikleri hususları bilenlere sormalarını Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” (Nahl,43) diyerek emretmiştir. Peygamberimiz (S.A.V.) “Kim bir bilgi kendinden istenir de onugizlerse kıyamet gününde Allah onun ağzına ateşten bir gem vurur.”Buyurmuştur. Allah Teala da Kur’an-ı kerimde İsteyeni(soranı) sakın azarlama ” (Duha,10) ayeti ile soran ve bir istekte bulunan kimsenin azarlanmaması hususunda müminleri açıkça ikaz etmiştir. 
Dini Bilgi İhtiyacını Karşılamanın Yolları:
Öğretim:İnsanların günlük hayatlarında ihtiyaç duydukları kesin olan ve genel kabul görmüş bilgilerin öğrenilmesi ve öğretilmesi ömür boyu sürecek bir görevdir.
İçtihat: Konu odaklı bilgi üretme ve sorun çözme yöntemi.
Kaza: Olay odaklı karar üretme ve sorun çözme yöntemidir. İki taraf arasındaki sorunları çözmeye ihtilafları gidermeye yönelik genel geçer niteliği olmayan kararlardır. Bu yolla elde edilen bilgi ve kararlar sadece tarafları bağlar.
Fetva: Birey odaklı ve bireyin özel sorusuna veya sorununa cevap verme, çözüm üretme işidir. 
Münferit Çözüm Kararları ve Özellikleri:
Gerek kaza gerekse fetva toplumdaki ortak sorunlar genel çözümler üretmek için değil münferit sorunların çözümü için başvurulan karar üretme işlemleridir. Kaza bellibir konudaki ihtilafa üretilen çözümü ifade ederken fetva bir kişinin özel sorusuna verilen cevabı veyaözel bir sorununa getirilen çözümü ifade etmektedir. 
Her ikiside ait oldukları konu ve kişiler içingeçerli olup genellendirilemezler. Ancak insanlar dini konularda benzer sorunlarla karşılaştıkları içinbir kişilere verilen fetvalar benzer sorunla karşılaşan kişilerin sorunlarının çözümünde hep ölçü alınırolmuştur. Bu da fetvaların genel hükümler olduğu yönünde bir kanaat oluşturmuştur.
Kaza ile Fetva Arasındaki Farklarr:
1- Kaza hukuki bir karardır, fetva ibadi / diyani bir karardır.
2- Kaza resmi yetki ile karar vermedir, fetva ilmi yetkinlik ile karar vermedir.
3- Kaza uyulması gereken bağlayıcı bir karardır, fetva ise bağlayıcı değildir.
4- Kaza ihtilaflarla, fetva ise sorunlarla ilgilidir.
5- Kaza delile dayanır, fetva beyana dayanır.
2) İKNA OLMA İHTİYACI:
Kur’an-ı kerimde Allah’ın dostu (Halilullah) Hz. İbrahim’in bile ikna olmaya ihtiyaç duyduğu anlatılmaktadır. “Hani İbrahim, ‘Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster’ demişti. (Allah ona) ‘İnanmıyor musun?’ deyince, ‘Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için’ demişti.” (Bakara,260)



Allah Teala yukarıdaki ayetin devamında “Öyleyse, dört kuş tut. Onlarıkendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır.Sana uçarak gelirler.” buyurarak Hz İbrahim’e ikna olması hususunda rehberlik etmiştir.
3) YARDIM İHTİYACI:
Allah’ın en mükemmel şekilde (ahseni takvim ile) yaratmış olduğu insan üstün yaratılışına rağmen beşer olmak hasebiyle yine de zayıftır ve yaşayabilmek için başkalarının yardım ve desteğine ihtiyacı vardır. Bu durum kur’anda 
“Allah sizden yükünüzühafifletmek ister, çünkü insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisa, 28) ayeti ile teyit edilmiştir.
4) MORAL (MANEVİ TAKVİYE) İHTİYACI:
Peygamberimizin yürüttüğü mukaddes risalet görevi ile ilgili olarak bazen üzüntüye kapıldığı, moral bozukluğu içine düştüğü görülmüş ve Allah Teala vahiy yoluyla onu teselli etmiştir. 
Bir ara vahiy gelmesi gecikince müşrikler “rabbi ona darıldı, onu terk etti” şeklindeki dedikodulara karşı Peygamberin derin bir üzüntüye kapılması üzerine Duha suresi nazil olmuştur. “Kuşluğa ve sükuna erdiğinde geceye yemin olsun ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı da. Muhakkak ki ahret senin için dünyadan daha hayırlıdır. Şüphesiz Rabbin sana verecek sen de hoşnut olacaksın. Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Sakin isteyeni azarlama! Rabinin nimetine gelince sen onu anlat.”(Duha,1-3)
5) UZLAŞMA İHTİYACI:
1) Birebir kişiler arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar:
“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltiniz!”(Hucrat,1)
2) Ailede eşler arasında meydana gelen anlaşmazlıklar:
“Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır.” (Nisa,35)
3) İki insan grubu arasında meydana gelen anlaşmazlıklar: 
Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin.” (Hucurat,8)
Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız onu Allah ve Resulüne arz götürün. Bu, sonuç alma bakımından daha hayırlı ve daha güzeldir.” (Nisa,59)
Yukarıdaki ayetin devamında: Eğer onlardan bir taraf anlaşmaya razı olmayıp saldırıya devam ederse Allah’ın emrine dönünceye kadar onunla savaşınız. Eğer yola gelirse aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın, şüphesiz Allah adaletli davrananları sever.” buyurulmuştur. Bu ayet iki önemli hususa dikkat çekmektedir: Biri mutlak surette anlaşmazlığın giderilerek tarafların barıştırılması ikincisi de bulunacak uzlaştırma çözümünün adil olmasıdır.
Cuma ve bayram namazlarının cemaatle kılınmasının zorunlu olması İslam dininin barış stratejisi açısından oldukça anlamlıdır. İbadet ortamları kin ve düşmanlıkların bertaraf edileceği en ideal ortamlardır. 

7. HAFTA

1- DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİĞİN KONUSU:
1- Dini bilgisizlik.
2- Yanlış dini bilgiler, batıl inanç ve hurafeler.
3- İnançsızlık ve ahlaksızlıklar.
4- Kötü alışkanlıklar (Alkol, uyuşturucu, kumar vb.).
5- Sapkın gelenekler (Kan davası, namus cinayeti vb.).
6- Kaza, bela ve felaketler.
7- Hastalık ve mahkûmiyet halleri.
8- Yaşlılık, güçsüzlük ve çaresizlikler.
9- Yakın çevrede meydana gelen anlaşmazlıklar, zıtlaşma ve çatışmalar.
10- Her türlü manevi sıkıntı (umutsuzluk, çözümsüzlük, kaygısızlık).
11- Derin duygusal etki yapan gelişmeler (evlenme, boşanma, doğum, ölüm vb.).
2. DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİĞİN ÇEŞİTLERİ:
İnsanlara yardım ve destek verilecek konularda uygun hareket tarzını belirleyebilmek için dini danışma ve rehberlik hizmetleri;danışanaçısından, danışılan açısından ve hizmetinin etkinliği açısından olmak üzere üç gruba ayrılır. Konuyu danışan açısından ‘dini danışma’, danışılan açısından da ‘dini rehberlik’ olarak ele almak da mümkün.
Dini Danışma ve Rehberlik Çeşitleri 3 Grupta İncelenir:
(1) Dini danışma çeşitleri.
(2) Dini rehberlik çeşitleri.
(3) Etki yönünden dini danışma ve rehberlik çeşitleri.
(1) Dini Danışma Çeşitleri (Danışan Açısından):
1- Bilgi İsteme:Bilgi almak maksadıyla danışan kişi ya bilmediği bir konuyu samimi olarak öğrenmek ister ya da
bir konudaki bilgisinin doğruluğunu test etmek ister. Her iki halde de açık ve samimi bir bilgi alma talebi mevcuttur. Bu talebin doğru ve yararlı bir şekilde karşılanması bir rehberlik hizmetidir. 
2- Görüş İsteme:Danışılan konuyu etraflı bir şekilde dinleyip danışanın sorununu iyice anladıktan sonra onun doğru ve sağlıklı bir karara varmasına katkıda bulunacak bir yardım süreci yürütür.
3- Hüküm İsteme:Bireyselkararsızlık durumlarında, dini yönden şüphe ve tereddüt halleri ortaya çıktığında en tabii yol bu durumuyetkili olanlara sorup onlardan alınacak hükümlere göre rahat hareket etmektir.Bu durumda danışmanın iki şekilde davranma imkânı vardır: Ya sorunun kişiye özel olduğunakanaat getirerek onun şartlarına göre ve tamamen ona has olmak ve onun sorunun çözmek üzere
hüküm verir ki buna “fetva” denir. Yahut da problemin herkesi aynı şekilde ilgilendiren genel ve müşterek bir problem olduğuna kanaat getirerek genel geçer bir hüküm verir ki bu bir fetva değildir.
Birincisinde danışmanın kendi yetkinliğine dayanarak hüküm vermesi mümkün iken ikincisinde müçtehitlerine içtihatlarına dayanan ilim camiasında genel kabul görmüş hüküm muhataba bildirilecektir.
Hüküm istemeyi gerektiren ve hayatta sıkça karşılaşılan bir durum da insanların bir konuda anlaşamayıp ihtilafa düşmeleri, bilgili ve yetkin olduğuna inandıkları kişinin hakemliğine başvurmalarıdır. Bun hususta verilecek hüküm yukarıda da geçtiği üzere fetva veya içtihat değil “kaza” olarak ifade edilir. 

Her ne kadar kaza mahkeme ve yargı sistematiği içinde verilen hüküm ise de mahkemeye gitmeden çözülebilecek ihtilaflar konusunda uzman ve yetkin kişilerin hakemliği bir
danışmanlık ve rehberlik hizmeti olarak değerlendirilir. 
4- Delil İsteme:Bir konuda delil isteme ihtiyacı, bilgi eksikliğinden veya bilginin doğruluğuna inanmamaktan
değil, o konuda akıl ve mantık yönünden ikna olma ve tatmin olma arzusundan kaynaklanır.
İkna olma ve kanıtlama ihtiyacı hissederek delil isteyen kişiler konuyla ilgili bilgiye sahip demektir. Onlara bilgi vermeye kalkışmak, bilgisiz yerine konulmuş olmak hissi ile tepkilerini çekebileceğinden doğrudan delillere yönelmek gerekir. Ancak eğer sorunun yanlış veya eksik bilgiden
kaynaklandığına dair ciddi belirtiler olur o taktirde muhatabın konuyu nasıl bildiğinin onun anlatımı ile
tespit edilmesi yoluna gidilir. 
(2) Dini Rehberlik Çeşitleri (Danışılan Açısından):
1- Kişiye rehberlik (Danışmanlık):Rehberliğe konu olan problemin bir kişi ile sınırlı olması, diğer bir ifadeyle rehberlik hizmetinebaşvuran yahut rehberlik yardımı almak isteyenin tek kişi olması halinde verilecek hizmet kişiyerehberlik kategorisine girer. Bu durumda birebir ilişki ve iletişimle söz konusu olduğundan problemin çözümünde hareket serbestliği ve geniş bir hareket alanı vardır. 
2- Gruba rehberlik (Liderlik):Grubun tamamına yönelik rehberlik hizmetleri; grubun ortak gelişim şartlarını
düzenlemeyi, sevk ve idare etmeyi, grubun uyum ve huzurunu temin etmeyi, grup bireylerine örnek oluşturmayı da kapsamaktadır. Bu sebeple grup rehberliğinin liderlik olarak da anlaşılması ve ifade edilmesi mümkündür.
Eğitim ortamları dışında belli ortak özelliklerin bir araya getirdiği gruplar da vardır. Bu gruplarda bir araya gelmeyi sağlayan ortak özellikler ve ortak amaçlar, kaynaşma ve dayanışma güdülerini kuvvetlendirdiği için grupta yönlendirme ve iyileştirme daha kolay olmaktadır. 
Grup rehberliğinin can damarını müşterek sorunlara birlikte çözümü arama çabaları oluşturur. Ancak bireylerin özel sorunları, grubun müşterek sorunu imiş gibi gruba genellenemez. Yahut bireysel bir sorun birebir ilişkilerle değil de grup ilişkisi içinde ele alınıp çözümü yönünde grup rehberliği anlayışı ile rehberlik çalışması yapılamaz. 
Grup rehberliğinde şu hususlara dikkat edilmesi gerekir:
1- Grup uyumu, huzuru ve bütünlüğü esas alınır.
2- Grubun ortak idealleri gözetilir.
3- Grup üyelerinin bireysel sorunları gruba genellendirilmez
4- Grup rehberliğinde ilişki ve iletişimler kişiselleştirilmez.
5- İma yoluyla da olsa kişilerin hedef alınmamasına (ayıplama, utandırma) dikkat edilir.
Grup rehberliğinin avantajları şöyle sıralanır:
1- Aynı anda birden fazla kişiye uygulama imkânı sağlar.
2- Grup dinamiğinin bireyi etkilemesi söz konusudur.
3- Grup içerisinde birey kendisini yalnız hissetmez.
4- Grup içerisinde farklı bakış açıları kazanabilir
5- Kendiside bir başka üye için fikir beyan edebilir 
böylece önem verildiğini hissedebilir.
3- Topluma rehberlik (Önderlik):Genel rehberlik alanında bir tür olarak toplum rehberliğinden bahsedilemez ise de şiddet,madde bağımlılığı, yaygın suçlar, yanlış geleneksel saplantılar türünden sosyal sorunlar da rehberlik etkisi üzerinde durulur.
Din söz konusu olunca dinikişilerin etki gücüne göre rehberlik alanının genişlediği dini şahsiyetlerin topluma rehberlik veönderlik ettikleri bir gerçektir.Toplum lideri veya kanaat önderi denilen bu kişiler bulundukları toplumun birer rehberidirler. Ayrıca dini görevlerde hizmet verenlerin hem görevleri hem de kişi olarak toplum nezdindeki konumları itibariyle liderlikleri söz konusudur. 
(3) Etki Yönünden Dini Danışma ve Rehberlik Çeşitleri:
1- İyileştirici rehberlik:Eğer rehberliğe konu olan olay rahatsız edici ise diğer bir ifadeyle rehberlik hizmetine muhatapolan kişi bir konuda rahatsızlık ve huzursuzluk duyuyor, bir konuda sıkıntı çekiyorsa ona götürülecek
rehberlik hizmetinin türü iyileştirici rehberliktir.
Bu tür rehberlik hizmetinin yürütülmesinde 8 basamaklı bir sürecin takip edilmesi önerilmektedir:
1- Bir sorunun bulunduğunun anlaşılıp ortaya konulması.
2- Rehberlik ilişkisinin başlatılması.
3- Soruna ilişkin bir bilinç oluşturulması.
4- Duygular, değerler ve bilinç dışı öğeler ele alınmalıdır.
5- Bilinçaltı tepkimelerin, simgesel anlamların açıklığa kavuşturulması (yüzleşme).
6- Duygularla çalışarak benliğe ve başkalarına karşı sabit tutumları değiştirme iradesinin ortaya konulması.
7- İçgörü (itiraf- kabul) geliştirerek eylem planlamak ve sürdürmek.
8- Danışanın duygularının çevreyle ilişkilendirilip iyileştirmenin sonlandırılması.
2- Destekleyici rehberlik:Bir güçlüğü aşmakta sıkıntı 
çeken, yılgınlığa ve çaresizliğe düşen yahut belli durumları
kavramada ve kabullenmede zorlanarak uyum ve intibak güçlüğü çeken kişiler manevi yönden desteğe ihtiyaç duyarlar. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Peygamberin bile bu durumları yaşadığı ve Allah Teala tarafından kendisine manevi destek sağlanıp moral verildiği bilinmektedir. Nitekim Duha ve İnşirah sureleri suresi Hz.
Peygambere manevi destek sadedinde nazil olmuştur.
Destekleyici rehberlik kişiye hem özgüvenini sağlamalı, hem de yalnız olmadığı her an yardım ve destek alabileceği inancını güçlendirmelidir.
3- Yönlendirici rehberlik:Yöneltici rehberlik; danışmanın muhatabını planlanan uygun bir yöne doğrusistematik bir şekilde sevk etmesine dair çalışmaları ifade etmektedir. 
Bu tür rehberlik hizmetinde eldeki bilimsel verilerden hareketle birey hakkında en doğru kararhedef alınarak ona ulaşma istikametinde çalışma yapılır. Rehberin yönlendirici rolü kadaraktif ve güçlü bir model oluşu da önem kazanır. 
4- Uzlaştırıcı rehberlik:Uzlaştırma, anlaşmazlığa düşen 
iki tarafın kabullenebileceği adil bir ortak nokta bulup taraflarınbu noktada anlaşmalarını sağlamaktır. Konunun dini danışmanlığı gerektiren yönü,anlaşmazlıklarda maneviyat olgusunu öne çıkararak daha kabul edilebilir, barışçıl gönül rahatlığınadayalı çözümler üretme imkanının bulunmasıdır. Zira insanlar anlaşmazlığa düştüklerinde herkeskendisinin haklı olduğuna inanır ve karşı tarafın da haklı olabileceğine ikna edilmesi güç olur. 
Kur’anı Kerimde Allah Teâlâ “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resulüne götürün. Bu hem hayırlı hem de sonuç itibariyle daha güzeldir.” (Nisa,59) buyurmuştur. 

 

8. HAFTA

DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİĞİN İLKE VE TEKNİKLERİ 
1. DİNİ DANIŞME VE REHBERLİĞİN İLKELERİ: 
Genel anlamda rehberliğin ilkeleri, kavramsal, tutumsal ve sosyal olmak üzere üç temel boyutta incelenir. 
1- Kavramsal boyut; bir insani hizmet alanı olarak rehberlik etkinliğinin bütününe dair bilgileri kapsar. 
2- Tutumsal boyut; içinde bulunduğumuz topluma 
ve onun bireylerine karşı görev ve sorumluluklara dair temel yaklaşımları içerir. 
3- Sosyal boyut; ise rehberlik hizmeti yürüten ile 
bu hizmeti alan arasındaki ilişki ve iletişimleri ifade etmektedir. 
Aynı boyutlara İslam Dini açısından baktığımızda bunların birer emir mesabesinde müslümanların 
dikkatine sunulduğunu görmekteyiz: 
1- Her şeyi bilgi ile yapmak (kavramsal boyut): 
Bilmediğin bir şeyin ardına düşme göz, kuşlak ve kalp hepsi ondan sorumludur.” (İsra,36,37). 
2- Her işi ehil olanların yapması (tutumsal boyut): 
Allah size işi ehline vermenizi emreder.” (Nisa,58).
3- Herkesin başkalarına karşı sorumluluğunun bulunması (sosyal boyut): Hepiniz çobansınız ve maiyetinizdekilerden mesulsünüz”,(Tirmizi). Kardeşinin yardımında olanın Allah da yardımındadır” (Tirmizi)
Dini danışma ve rehberlik anlayışının ve takip edilecek çalışma ilkelerinin bu boyutlarla bağlantılı olması, bunlara bir şekilde hizmet ediyor olması veya en azından bunlara ters düşmemesi önemlidir. Bunun dışında İslam dinin insana yönelik hakkını gözetme, yardım etme, ayıplamama, utandırmama vb emir ve tavsiyeleri dini danışma ve rehberlik hizmetlerinde gözetilecek ilkelerdir. 
2. DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİĞİN KURALLARI: 
Kısa adı APA (American Psychological Association) 
olan Amerika Psikoloji Derneği “APA’nın Etik İlkeleri” 
başlığı kapsamlı bir sıralama yapmıştır. 
Şüphesiz PDR konusunda yapılan tespitler dini danışma ve rehberlik konusunda da geçerli olmakla birlikte bunların dışında dinin kendi özelliğinden kaynaklanan birtakım sınırlıkların da bulunması tabiidir. 
Psikolojik Danışma ve Rehberlik konusunda 
geliştirilen kurallar ile bu hususta Kur’an ve sünnetten çıkarılabilecek kuralları birleştirerek dini danışma ve rehberlik çalışmalarında da ölçü alınması gereken 
temel kurallar olarak şöyle sıralayabiliriz
1) Muhatabı dinlemek, anlamak ve saygı göstermek.
2) Muhatabın kendini tam olarak ifade etmesini sağlamak 
3) Baskı ve zorlama yapmamak. 
4) Sorunlara ve tavırlara saygı göstermek. 
5) Fikirlerini en uygun zamanda ve tarzda söylemek. 
6) Muhatabın anlayışına uygun üslup kullanmak. 
7) Konuyla ve sorunla sınırlı kalmak. 
8) Mütevazi, nazik ve anlayışlı davranmak. 
9) Özele ve mahremiyete saygı göstermek. 
3. DİNİ DANIŞMA VE REHBERLİK TEKNİKLERİ: 
Genel rehberlik alanında kullanılan teknikler genellikle; bireyi tanıma teknikleri ve hizmet sunma teknikleri olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Bireyi tanıma tekniklerine psikoanaliz teknikleri, hizmet sunma tekniklerine de terapötik beceriler de denilmektedir. 
Bireyi tanımada kullanılan teknikler; test teknikleri, gözlem, olay kaydı, anekdot, otobiyografi, sosyometri, kimdir bu tekniği vb. şeklinde sıralanmaktadır. 
Terapötik beceriler ise şöyle sıralanmaktadır: 
—Konuşmaya açık davet. —Kişiselleştirme. —Özetleme.
—İçeriğin yansıtılması. —Paylaştırma. —Sessizlik. 
—Duyguların yansıtılması —Yapılama —Bağlama.
—Asgari düzeyde teşvik. —Yakından ilgilenme. 
Dini danışmanlık ve rehberlik hizmeti yürütenlerin öncelikle bu alanlardaki temel bilgilere sahip olmaları gerekir. Sonra da bunlara ilaveten dinin özelliğinden kaynaklanan ve dinin temel öğretilerinden çıkarılan 
bazı özel tekniklerin de bilinmesi gerekir. Dini danışma 
ve rehberlik çalışmalarında dikkate alınması gereken ve 
İslami açıdan Dini Danışma ve Rehberlik tekniği olarak 
da ifade edilen dört temel etkinlik şunlardır:
1. Zikir: “Dikkat edin Allah’ı anmakla kalpler rahata kavuşur” (Ra’d,28) Zikir, Allah’ı anarak O’nun yakınlığını, desteğini, şefkatini, yüceliğini yüreğinde hissetmektir. İnsanın Allah ile olan en içten, en sıcak, en duyarlı ilişkisi 
ve bu ilişkinin berrak bir şekildeki farkındalığı zikirdir. Allah’ı anarken minnet ve şükran duygusuyla dolduğumuz ancak O’nu gerçek manada zikretmiş oluruz. Allah’ı bu şekilde anmakla huzura kavuşan kalpte korku, endişe, umutsuzluk, çaresizlik duygularının verdiği sıkıntılar kalmaz. 
İşte bu anlamdaki zikir dini danışma ve rehberlik hizmetlerinde çok önemli bir rahatlatıcı etken olur. Kişi Allah’ın kendisine şah damarından daha yakın oluşunun idrak ve bilincine sahip olur ve bu bilince sahip olmanın deruni hazzına ulaşırsa, ilahi lütfe mazhar olduğunu bu lütfe layık görüldüğünü hissederek içini derin bir şükran duygusu kaplar. Dini danışma ve rehberlikte teskin edici, rahatlatıcı, huzura kavuşturucu olan bu şükran duygusudur. 
Allah’ı anma işinin dini danışma ve rehberlik çalışmalarında bir etkili bir teknik olarak değerlendirilip sonuç alınabilmesi sıradan bir iş olmayıp bilgili, bilinçli ve dikkatli bir çabayı gerektirir. Bunun için bir ön hazırlık yapılması, namaz sonrası gibi uygun bir zamanı gözetilmesi, manevi bir ortamın ve atmosferin hazırlanması yerinde olur. 
2. Tefekkür: Allah insan üç temel kuvve vermiştir. 
Bunlar; akıl, duygu ve iradedir. Akıl düşünmeyi, değerlendirmeyi, muhakeme etmeyi ve tefekkürü sağlayan güçtürDuygu (nefis), arzu ve eğilimleri temsil eden ve bilinç dışı çalışan sürükleyici güçtürİrade ise duyguların sürükleyiciliğine karşı aklın gösterdiği yönde kararlılığı sağlayan güçtür. Psikanalizin kurucusu olan ünlü psikolog Freud bu kuvveleri id (duygu), ego (irade) ve süper ego (akıl) diye ifade eder. Ona göre insanın bütün duygu, düşünce ve davranışları, birbirine bağımlı olarak çalışan bu üç kuvvenin aralarındaki etkileşiminin sonucu olarak ortaya çıkar. İnsanın ruh gücünü oluşturan bu üç unsurdan biri baskın çıkar da egemenlik kurmayı başarırsa insanın ruhsal tepkimeleri o yönde kendini gösterir. 
Akıl doğruları ve değerleri ortaya koyarken nefis 
bunlara ters yönlere sürükleme görevi yapar. Kur’an-ı Kerimde “Şüphesiz ki nefis daima kötülüğe sürükler” (Yusuf,53) buyurularak nefsin görevine dikkat çekilirken sıkça aklın kullanılması öğütlenmek suretiyle de aklı doğruya götüreceğine işaret edilmektedir. 


İnsan aklını kullanıp nefsin dürtülerini dizginlemeyi, onları düzene sokmayı, yani duygularını kabul edilebilir meşruiyet sınırları içinde tutmayı başarma iradesini gösterdiğinde huzurlu ve dengeli bir ruh haline ulaşır. 
Duyguların engellenmesi veya yok edilmeye çalışılması insanın doğasına yani fıtrata aykırıdır. Duygular her zaman var olacaktır ama aklın kontrolünde hep olması gerektiği şekilde olacaklardır. Akıl (süper ego) ile nefis (id) arasında çatışmaya düşmüş, kararsızlık ve çözümsüzlük yaşayanlar normal dışına çıkmış olur, ruhsal sıkıntı ve rahatsızlık yaşarlar. “Bina hasarlı yerinden onarılır” sözünde olduğu gibi bu rahatsızlığı başladığı yerden düzeltmek gerekir. 
Bu da akıl ile duygular arasındaki çatışmayı giderecek iradenin ortaya çıkarılmasıdır. İşte aklı kullanmanın en 
etkin biçimi olan tefekkür iradeyi kuvvetlendirmedir. 
İnsan iradesini güçlendirdikçe de sevgi, haz, elem, öfke, nefret vb, duygularını akıl, mantık ve meşruiyet sınırları içinde tutmayı başaracak, böylece duygusal dinginliği ve ruhsal dengeyi sağlamış olacaktır. 
Sahabenin ileri gelenlerinden Ebuzerr’il-ğifari şöyle demiştir: “Dostum (Resulullah) durumu benden iyi olanlara değil, durumu benden kötü olanlara bakmamı tavsiye etti” 
Peygamberin bu tavsiyesi herkes için bir reçetedir. 

 

Dokümanın Devamı için Dini Danışma ve Rehberlik Ders Notları - 3 Tıklayınız..

 

kaynak: forum.medineweb.net

 


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
BİYOKİMYA DERS NOTLARI(44090)

Siyaset Bilimi Ders Notları(26126)

Sınıf Yönetimi Ders Notları(23561)

Maliye Ders Notu ve Maliye Teorisi Notları(19896)

İklimlendirme ve Soğutma Bölümü ve Ders Notları(14610)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!