Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:



Super Oyunlar Oyna
  
Gelişim İlkeleri ve Dönemleri - Ayrıntılı

                    

www.arsivbelge.com
Gelişim İlkeleri ve Dönemleri - Ayrıntılı dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Gelişim İlkeleri ve Dönemleri - Ayrıntılı başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

GELİŞİM İLKELERİ

Gelişim süreklilik gösterir: Döllenmeden ölüme kadar sürdüğü anlamına gelir.

Gelişim dönemler halinde betimlenebilir: Gelişim belli bölümlere ayrılmıştır. Bu aşamaların her biri önceki aşamaların birikimlerine dayalı olarak oluşan bir süreç halinde gerçekleşir.

Gelişim düzenli bir sıra izler: Gelişim sırasında yapısal ve işlevsel özellikler belirli bir sırayla ortaya çıkar.

Gelişimin hızı evrelere göre değişir: Bebek doğumdan sonraki ilk altı ayda, sonraki altı aydan daha hızlı büyür.

Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur: Doğum öncesi dönemden başlayarak önce baş sonra sırasıyla kol ve bacaklar gelişir.

Gelişim genelden özele doğrudur: Önce bedenin ana bölümleri gelişir. Daha sonra bu organları kullanmayı sağlayan parmak kasları gibi ince kaslar gelişir.

Gelişimde bireysel ayrılıklar vardır: Her bireyin gelişim süreci kendine özgüdür.

Gelişim, kalıtım ve çevreden etkilenir: Kalıtım yoluyla getirilen bir çok özellik çevresel değişkenlerin etkisiyle biçimlenir.

Gelişim bir bütündür: Gelişim özellikleri ayrılmaz bir bütünlük oluşturur. Bu sayede gelişim alanları karşılıklı olarak birbirini etkiler.

GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETMENLER

KALITIM

Bireye ana babadan genler yoluyla geçen özellikleri ifade eder

Zeka ve bedensel özellikler çevresel faktörlerden etkilenmekle birlikte büyük oranda genotiple belirlenir.

ÇEVRE

Doğum öncesi evre

Anne karnında geçen süredeki dış etkilenmeleri kapsar.

Annenin kullandığı ilaçlar, zararlı alışkanlıklar

Doğum sırası

Göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması gibi doğum sırasında yaşanan olumsuzluklar

Doğum sonrası

Beslenme düzeni, hastalık ve kazalar, aşılanma düzeni, aile düzeni, eğitim olanakları, arkadaş çevresi gibi yaşam koşullarını içeren dönemdir. 

YAŞAM DÖNEMLERİ ve GELİŞİM GÖREVLERİ

Bebeklik dönemi (0-2 yaş)

Doğum sonrasında fiziksel çevredeki değişikliklere uyum sağlama

Nefes almayı öğrenme

Katı yiyecekleri yemeyi öğrenme

Dışkı kontrolünü gerçekleştirme

Belirli zamanlarda uyumayı ve uyanık kalmayı öğrenme 

İlk çocukluk dönemi (2-6 yaş)

Yürümeyi ve konuşmayı öğrenme

Kendi kendine yemek yeme ve giyinme gibi öz bakım becerilerini yerine getirme

El göz uyumunu sağlamaya başlama

Cinsiyet farklılıklarını öğrenme ve cinsel kimliğini kazanmaya başlama

Toplumsal kurallarla ilgili olarak doğru ve yanlış davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye başlama

Okuma yazmaya hazır hale gelme 

İkinci çocukluk dönemi (6-12 yaş)

Kendine karşı olumlu tutumlar oluşturma

Yaşıtlarıyla iyi geçinmeyi öğrenme, kişiler arası ilişkilerini zenginleştirme

Okuma, yazma ve hesap yapmayla ilgili üç temel beceriyi geliştirme

Kendisi için önemli olan yetişkinleri büyük ölçüde model alarak cinsiyetine uygun rolü geliştirme

Vicdan ve değerler sistemi geliştirme

Kendi kararlarını vermesine ve sorumluluk almasına olanak sağlanırsa kişisel bağımsızlığını kazanmaya başlama 

Ergenlik dönemi (12-18 yaş)

Her iki cins yaşıtlarıyla yeni ve olgun ilişkilere erişme

Bir yetişkin erkek yada kadın rolünü edinme

Bedenini kabul etme ve etkili bir şekilde kullanma

Yetişkinlerden bağımsız, kendi duygusal özerkliğini elde etme

Bir mesleğe doğru yönelip, hazırlanmaya başlama

Evliliğe ve aile kurmaya hazırlanmaya başlama

Toplumsal sorumluluklar almaya istekli olma ve toplumsal görevlerini yerine getirebilme

Genç yetişkinlik (18-25 yaş)

Eş seçme

Bir aile kurmaya yönelme/kurma

Bir işe başlama

Yakın ilişkiler kurabileceği arkadaş ve sosyal gruplar bulma

Vatandaşlık sorumluluklarını üstlenme 

Yetişkinlik

Mesleğinde ilerleme ve başarı sağlama

Evlilik yaşantısına ve eşine uyum sağlama

Çocuklarının sorumluluğunu alabilme

Boş zaman etkinlikleri geliştirebilme 

Yaşlılık

Azalan fiziksel güç ve sağlığa uyum sağlama

Emekliliğe ve azalan gelire uyum sağlama

Eşin ölümüne uyum sağlama

 

BEDENSEL GELİŞİM

Dölüt dönemi: Döllenmeden sonraki 1-2 haftalık dönemdir.

Embriyo devri 3.haftadan 8.haftaya kadar sürer.

Ektoderm: en dış tabaka

Duyu organları, sinir sistemi, dış deri, saç tırnak ve dişlerin bir kısmı oluşur.

Mezoderm: orta tabaka

Kas, iskelet, salgı ve dolaşım sistemi oluşur

Endoderm: iç tabaka

Sindirim sistemi ile solunum sisteminin karaciğer, akciğer gibi önemli organları oluşur. 

3.aydan itibaren embriyo dönemi biter ve fetüs dönemi başlar. 

Bebeklik döneminde (0-2 yaş) bedensel ve devinsel gelişim

Bir yaşın sonunda bebeğin boyu doğumdaki boyunun yaklaşık yarısı, iki yaşında ise %75’i kadar uzamış olur.

Doğumdan sonraki iki yılda ağırlıkça artmada oldukça hızlıdır.

Bebek altı aylıkken doğumdaki kilosunun iki katına, bir yaşında ise üç katına ulaşır.

Kilo artışı iki yaşına doğru azalırken, okul çağına doğru tekrar hızlanır.

Kemiklerdeki en hızlı gelişme bu dönemde gerçekleşir.

Bebek doğduğunda baştaki sinirler, ayaktaki sinirlere göre daha fazla gelişmiştir.

Bebeklerin beyni tam olgunlaşmadığından tüm hareketleri refleks düzeyindedir. 

Bebeklikte duyusal gelişim

Yeni doğan bebeğin işitme duyusu oldukça gelişmiş durumdadır.

Bebeğin görme duyusu diğer organlara göre daha az gelişmiştir. 

İlk çocukluk döneminde (2-6 yaş) bedensel ve devinsel gelişim

İlk okul çağına doğru boy uzama hızı azalır. Daha sonra ergenlik çağında yeniden hızlanır.

Bedensel gelişim hızı 0-2 yaş dönemine oranla yavaşlar.

Kaba motor kaslar, ince motor kaslara oranla daha fazla gelişmiştir.

El göz koordinasyonu yetersizdir.

Sinir sistemi gelişimini büyük ölçüde tamamlar.

Göz ıraksaktır. 

İkinci çocukluk döneminde (6-12 yaş) bedensel ve devinsel gelişim

Çocukların okul döneminde görmeleri normale döner.

Gelişim hızı önceki dönemlere göre yavaşlar.

İnce motor kaslarda gelişme olur.

Erkeklerde ince motor kasların uyumunda sorunlar vardır. 

Ergenlik döneminde (12-18 yaş) bedensel ve devinsel gelişim

Bedensel büyüme ve gelişme hızı yeniden artar.

İskelet sisteminde meydana gelen hızlı gelişme ergenin vücut koordinasyonunda zorlanmasına neden olur. Ancak bir süre bu koordinasyon sağlanır. 

BİLİŞSEL GELİŞİM 

Bilişsel gelişim, bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevreyi, dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve etkili hale gelme sürecidir.

İki etmen kuramı: Zekanın bir genel yetenek ve bu yeteneğe bağlı olarak başka özel yeteneklerden oluştuğunu savunan kuramdır.

1920’li yıllarda Spearman ortaya koymuş.

Kurama göre bireyin her zihinsel etkinliği için, genel yeteneğin yanı sıra özel yeteneğe de ihtiyaç vardır.

Çok etmen kuramları: iki ayrı kuramdan oluşur.

1930’lu yıllarda Thorndike ortaya koymuş.

Thorndike göre zeka genel ve özel iki farklı faktörden değil, bağımsız faktörlerden oluşur.

Bu kuramda zihin güçleri;

Sözcükleri anlama

Sayılarla akıl yürütme

Kavrama

İlişkileri görsel algılama

1960’lı yıllarda Guilford’un ortaya koyduğu KÜP kavramıdır.

Bu kurama göre zekanın zihinsel işlemler, içerik ve ürün olmak üzere üç boyutu vardır.

Zihinsel işlemleri, içeriği biliş, bellek, yaratıcılık, yaşantılara dayalı olarak yapılan tepkiler ve bunların değerlendirilmesi oluşturur.

Zekanın içeriğini, algılanan duyumlar, anlamlaştırılan sözcük, kavram, sayı vb. simgeler, anlatılabilen düşünceler ve yapılan davranışlar meydana getirir.

Zekanın ürünü ise, zekanın işlevi sonucunda yapılan davranışlardır. 

Zekada uyum kuramı: bu kurama göre zeka, bireyin çevresine uyum sürecidir.

PİAGET’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Piaget’e göre zeka bireyin çevresine uyum yapabilme yeteneğidir.

            Temel Kavramlar

ŞEMA: Örgütlenmiş davranış yada düşünce örüntüsüdür. Çocuğun çevresiyle etkileştikçe geliştirdiği davranış ve düşünce kalıplarıdır.

Şema en temel zihinsel yapıdır.

Örnek: Bebeklerin eline ne verilirse verilsin onu ağızlarına götürdükleri gözlenir. 

ÖRGÜTLEME: Karşı karşıya kaldığımız kavram ve olayları birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirmek. 

UYUM SAĞLAMA (adaptasyon): Bireyin çevresi ile etkileşerek çevresine ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlamasıdır. Uyum sağlama ömür boyu devam eder. İki alt işlevi vardır.

Özümleme: Bireyin yeni karşılaştığı durum, nesne ve olayları, kendisinde önceden var olan zihinsel yapının içine yerleştirmesidir. Birey yeni bir durumla karşılaştığı zaman onu kafasındaki şemalarla açıklamaya çalışır; ancak zihindeki şemalar bu yeni durumu açıklamaya yetmezse o durumda, yeni duruma uymak için gerekenleri yapar.

Uyma- Uyumsama: Yeni şemalar yada önceden varolan şemaların kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni edinilen durumların gerektirdiklerine uygun davranmaktır.

Örnek: İlk kez zebra gören bir çocuk bunu at olarak tanımlar. Buna özümleme denir. Bir süre sonra zebranın attan farklı olduğunu fark ederse zihninde yeni bir şema oluşturur buna da uyma denir. 

DENGELEME: Bireyin özümleme ve öğrenme yoluyla çevresine uyum sağlayarak dinamik bir dengeye ulaşma sürecidir.

Piaget’e göre zihin gelişimi denge-dengesizlik ve yeniden denge kurma sürecidir.

Dengesizlik durumu kişinin zihninde var olan bilgi ile yeni edindiği bilgi arasındaki uyuşmazlıktan doğar.

Bu dengesizlik bireyi yeni bilgiyi kafasındaki şemaya uydurmaya, bunu başaramıyorsa yeni bir şema oluşturmaya zorlar.

Piaget’e göre bu etkinlik bilişsel gelişimi sağlamaktadır.  

Bilişsel Yapı: Çocuk yada yetişkinde o anda var olan zihinsel organizasyon yada zihinsel yetilerdir. 

Piaget’e göre Zihin Gelişimini Etkileyen Faktörler

Olgunlaşma zihinsel gelişimi ifade eder. Kişinin zihin gelişiminin ilerlemesi için fiziksel büyüme gereklidir.

Yaşantı, bireyin çevresi ile etkileşimi sonucu bireyde kalan izler anlamına gelir. Zihin gelişimi birey yaşantı geçirdikçe yeni çevresiyle etkileştikçe ilerler.

Kültürel aktarım, içinde yaşanılan toplumun o güne kadar edinmiş olduklarını, birikmiş bilgiyi yeni nesillere aktarmasını ifade eder.

İnsan zihni, bildiklerini birbiriyle tutarlı bütünler haline getirmeye, ilişkilendirmeye ve bütünleştirmeye çalışır. Bu başarıldığında meydana gelen dengesizlik bireyi yeni öğrenmelere yöneltir, bu sayede bireyin zihinsel gelişimi gerçekleşir.

Dengelenmede bireysel farklılıklar vardır.

 

BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ 

1) Duyusal Motor dönem (0-2 yaş)

Bebek bu dönemde dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullanır.

Görme, duyma, tat alma ve bedenin çeşitli bölgeleri

Bu dönemin başında henüz vücudunun farkında değildir, dönem sonuna doğru kendisiyle diğer nesneler arasındaki farkı ayırt edebilir.

Bu dönemin en önemli iki özelliği düşüncenin duyum ve eşgüdümü içermesi ve hareketlerin sembolik bir özellik taşımasıdır.

Fiziksel hareketleri düzenleme ve koordine etme yetisi kazanılır.

Çocuğun belirli türdeki hareketleri tekrarlaması döngüselliktir.

Nesne devamlılığı kazanılmıştır.

Olayların sonuçlarına bakarak karar verirler.

Monolog yapar gibi kendi kendilerine konuşurlar.

Bebekler doğduklarında emme, yakalama gibi reflekssel davranışlara sahiptir.

Bu dönemde deneme yanılma öğrenmesi gerçekleşir. Dönem sonuna doğru deneme yanılma, problem çözme davranışına dönüşür. 

2) İşlem Öncesi dönem (2-7 yaş)

Varlıklar ve olayları temsil etmek için semboller kullanılır.

Sınıflama tek bir özellik açısından yapılabilir.

Sembolik oyunlar oynarlar (sopa parçasının at olması gibi)

Korunum ilkesi kazanılmamıştır.

İşlemleri tersine çeviremezler.

Canlı nesnelerle cansız nesneler arasında ayrım yapamazlar.

Ben-merkezci bir düşünce yapısına sahiptirler.

Dil gelişiminde monologlar hakimdir. 

3) Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş)

Korunum ilkesi kazanılmıştır.

Bu dönem içinde işlemleri ters çevirme kazanılır. (7*6=42   6*7=42)

Çocuklar sıralama ve çoklu sınıflama yapabilirler.

Sıralama becerisi somut nesnelerle sınırlıdır.

Zihinsel işlem yapma yeteneği henüz gelişmemiştir.

Mantıklı düşünme ancak somut nesneler ve yaşantılar üzerinde gerçekleştirilir.

Ben merkezcilikten uzaklaşır.

Madde-uzunluk korunumu ve nitelik değişmezliği (6-7)

Alan ve sayıların korunumu (7)

Ağırlık korunumu (9-12)

Hacim korunumu (11-12) 

4) Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş üzeri)

Zihinden soyut işlemler yapılabilir.

Şimdi olduğu kadar geleceğe yönelik de düşünce biçimi oluşur.

Tümevarım, genelleme, akıl yürütme yollarını kullanır.

Göreli (kişiye, mekana göre değişen) kavramlar edinilir.

Ergen ben merkezciliği görülür.

Bilişsel yapıda niteliksel bir gelişme görülmez ama yaşantılarla niceliksel gelişmeler görülmesi mümkündür.

Piaget’e göre eğitimin özellikleri

Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır.

Konuların dışardan çocuğa sunulması, onun biliş yapılarını geliştirmeyecektir.

Okul yaşama hazırlayıcı değil, yaşamın kendisi olmalıdır.

Okullardaki program ve yöntemler, çocukların biliş yapılarına uygun olmalıdır.

Eğitim planlamasında, öğretmen rehberliğinde çocukların katılımı da sağlanabilir.

Eğitimde sınavları zararlı görmektedir. 

BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI (1966)

Bilişsel gelişim, tepkilerin uyarıcıdan bağımsız hale gelmesidir.

Gelişim, bilgiyi işleme sürecinin ve depolama sisteminin gelişimine bağlıdır.

Bilişsel gelişim, bireyin kendisine ve başkalarına ne yaptığını ve ne yapacağını artan bir kapasiteyle açıklamasıdır.

Bilişsel gelişim için sistemli bir öğretici-öğrenici etkileşimi gereklidir.

Bilişsel gelişimde dil önemli bir anahtardır.

Bilişsel gelişim aynı zamanda birçok seçenekle yeteneğinde artıştır. 

BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ

Eylemsel Dönem (enactive stage) (0-3 yaş)

Çocuk çevreyi eylemlerle anlar, çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır.

Çocuklar bu dönemde psiko-motor eylemlerle öğrenebilirler. Gardner’ın duyumsal zekasına denk gelir.

İmgesel Dönem

Bilgi imgelerle taşınır.

Görsel bellek gelişmiştir. Ancak çocuğun kararları dile değil, duyu organlarıyla edindiği duyusal etkilere dayalıdır.

Çocuklar bu dönemde herhangi bir nesneyi, olayı görmeden de resmedebilirler.

Piaget’in işlem öncesi dönemine, Gardner’ın uzaysal zekasına denk gelir.

Sembolik Dönem

Çocuk bu dönemde etkinlik yada algıyı açıklayan sembolleri kullanır.

Bireyin bu döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar. 

Vygotsky’nin Bilişsel Gelişime İlişkin Görüşleri                           Lev VYGOTSKY (1978)

Çocuğun sosyal çevresinin bilişsel gelişimde önemli bir rolü olduğunu ileri sürmüştür.

Vygotskynin gelişim ve eğitime getirdiği en önemli kavram gelişmeye açık alandır. Buda; çocuğun bağımsız kendi kendine sağlayabileceği gelişim düzeyi ile bir yetişkinin rehberliğinde çalıştığında göstereceği potansiyel gelişim düzeyi arasındaki farktır.  

Bruner ve Vygotsky’nin Eğitime İlişkin Görüşleri

Çocuklar yetişkinler gibi düşünemezler, bu yüzden öğretmenler, çocukların bilişsel gelişim düzeylerini tanımalıdır.

Piaget ve Bruner çocuğun öğretme-öğrenme ortamında daha çok kendi buluşlarıyla öğrenmesini önermekte, ancak Vygotsky; çocuğun öğrenmesinde yetişkinlerin rolünü vurgulamıştır.

Öğretim bilişsel süreçlerin aşamalarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Öğretimde yakından uzağa ilkesi kullanılmalıdır.

Piaget ve Bruner’e göre çocuğun kazanacağı yeni yaşantılar, eski yaşantılarına uygun olmalıdır.

Çocukların kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak verilmelidir. Bu nedenle öğretim bireyselleştirilmelidir.

Çocuğun diğer çocuklarla etkileşimi bilişsel gelişimini besler. 

DİL GELİŞİMİ 

Davranışçı görüş: İstendik sonuca götürdüğü keşfedilen seslerin tekrar edilmesi, çevrenin bunu pekiştirmesi ve taklit etme sonucu konuşma öğrenilir.

Dil gelişimini biyolojik temellere bağlı olarak açıklayan kuramlara psikolinguistik kuramlar adı verilir.

Chomsky’e göre insanlar dil öğrenebilmek için doğuştan özel bir mekanizmaya sahiptirler. 

Agulama evresi: Doğum ile 12. ayı kapsayan bu evrede çocuk çeşitli sesler çıkarır. Babıldama döneminde (2-6. ay) ba-ba ma-ma gibi sesler çıkarır.

Tek sözcük evresi: 12 ve 18. aylar arasında çocuklar ilk sözcüklerini söylemeye başlarlar. Tek sözcükle çok şey anlatmak isterler. “anne” (aşırı genelleme)

Telgrafik konuşma: 18 ve 24. aylar arasında çocuk artık sözcüklerin birbirleriyle olan ilişkilerini kavramaya ve iki sözcüğü yan yana getirerek farklı anlamlar ifade etmeye başlar. “anne su”

İlk gramer süreci: 2 ile 5 yaşlar arasındaki bu evrede, kelimeler ve gramer kuralları hızla öğrenilir. Bu evrede çocuk 3-4 sözcüğü yan yana koyarak tek bir düşünceyi ifade edebilir. 

KİŞİLİK GELİŞİMİ

İD: Her zaman “kafasına estiği” davrananlarda id baskındır.

SÜPER EGO: Sürekli olarak ahlak kurallarını ve başkalarının ne diyeceğini dikkate alan ve kurallara sıkı sıkıya bağlı kalan kişide süperego baskındır.

EGO: Sürekli olarak akılcı davranmaya çalışan kişide ego baskındır. 

FREUD’UN PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM KURAMI

Freud kişilik gelişiminde yaşamın ilk altı yılına özel bir önem verir ve kişiliğin temellerinin bu yaşlarda atıldığını; kazanılan bu özelliklerin sonraki yıllarda değişmesinin çok zor olduğunu savunur. 

ORAL DÖNEM ( DOĞUM -1,5 YAŞ )

Doğumdan sonraki ilk 1-1,5 yılı kapsayan oral dönemde ağız haz bölgesi, emme, çiğneme ve ısırma gibi davranışlar haz kaynağıdır.

Eline geçen nesneleri ağzına götürme eğilimi içindedir.

Oral dönemde bebeğin temel gereksinimlerinin zamanında karşılanmaması ve sağlıklı beslenmesi yetişkinlikteki bağımlılık ve güven düzeyini belirler. İleride sinirli ve gergin oldukların tırnak yemeleri gibi  

ANAL DÖNEM (1,5-3 YAŞ)

Anal dönemde haz bölgesi anüs ve haz kaynağı anüsle ilişkili eylemlerdir.

Çocuklar bu dönemde hem bedenlerini hem de çevrelerini kontrol etmeye başlarlar.

Bu dönemde baskıcı, katı bir disiplin anlayışı yada tümüyle başıboş bırakmak bağımsızlık duygusunun gelişmesini geciktirir.

Katı bir tuvalet eğitimi ileride cimri, inatçı, dik kafalı olmasında etkilidir. Aşırı düzenlilik veya aşırı dağınıklık 

FALLİK DÖNEM (3-6 YAŞ)

Fallik dönemde çocuklar cinsel organlarından haz aldıklarını fark ederler, cinsel organlarıyla oynamaktan hoşlanırlar.

Bu dönemde kız çocuk babaya, erkek çocuk anneye karşı cinsel bir yakınlık gösterir ve erkek çocukta odipus, kız çocukta elektra karmaşası yaşanır.

Cinsiyet farklarını fark etmeye başlar, cinsel konulara meraklıdır.

Merakı yüzünden cezalandırılan çocuklar, yetişkinlik döneminde uygun cinsel kimliği benimsemekte sorunlarla karşılaşırlar.

GİZİL (LATENS) DÖNEM (6-12 YAŞ)

Cinsel ilgiler yok olmamakla birlikte azalır.

Çocukların ilgisi ana babadan arkadaşlara yönelir.

Gizil döneme bir bağımlılık olmadığından yetişkinlikte bu döneme ait bir kişilik özelliği görülmez. 

GENİTAL DÖNEM (12-18 YAŞ)

Genital dönem ilk dört psiko-seksüel dönemin başarıyla yaşanmış olması durumunda sağlıklı bir şekilde atlatılır.

Cinsel ilgi karşı cinsten birine yönelir.

Özellikle fallik dönemde kişiliğe eklenen öğelerin niteliği, ergenlik dönemindeki gelişimin niteliğini belirler. 

Not : Fallik dönem vicdan gelişiminin temelini oluşturur.

Not : Ahlaki gelişim ile kişilik gelişimi paralellik gösterir. 

ERİKSON’UN PSİKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI  

Erikson kişiliğin oluşumunda biyolojik etkenlerin yanı sıra toplumsal etkenlerinde önemli olduğuna inanmaktadır.

Freud kişiliğin temellerinin ilk 6 yılda atıldığını savunurken Erikson, kişilik gelişiminin yaşam boyunca sürdüğünü savunmuştur.

TEMEL GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK (0-1,5 yaş) (bebeklik) (oral dönem)

Doğumdan itibaren 1,5 yaş civarına dek devam eden dönemdir.

Bebeğin bakımını yapan kişilerin, bebeğin temel gereksinimlerini düzenli olarak karşılamaları durumunda temel güven duygusunun gelişmesi sağlanmış olur.

Annenin çocuğunu sevmesi, yakından ilgilenmesi çocuğun kendini değerli hissetmesini ve olumlu bir benlik geliştirmesini sağlar.

Eğer çocuğa bakan kişi, çocuğa aşina geliyorsa, tutarlı davranıyorsa ve davranışındaki tutarlılık süreklilik gösteriyorsa çocuğun güven duygusu edinmesi kolaylaşır. 

ÖZERLİĞE KARŞI KUŞKU ve UTANÇ (1,5-3 yaş) (ilk çocukluk) (anal dönem)

Çocuk tümüyle başkalarına bağımlı olmaktan çıkıp kendi isteği doğrultusunda girişimlerde bulunmaya başlar.

Çocuk başkalarının yardımını reddederek yapmak istediklerini tek başına yapma davranışı gösterir.

Anne-babanın aşırı kontrolü ve baskısı çocuğun kendi yeteneklerinden şüphelenmesine ve yaptığı davranışlardan utanç duymasına neden olacaktır. 

GİRİŞİMCİLİĞE KARŞI SUÇLULUK (3-6 yaş) (fallik dönem)

Çocuğun bağımsız hareket edebilme becerisi daha da geliştiğinden fiziksel ve sosyal çevreyi daha fazla araştırır.

Motor ve dil gelişimindeki ilerlemeler sonucu çok hareketli ve meraklı olan çocuğun bu hareketleri engellenir ve eleştirilirse çocuk yaptıklarının yanlış olduğunu düşünerek suçluluk duyguları yaşayabilir.

Anne-baba, çocuğa yapması ve yapmaması gereken davranışları tutarlı tutumlarla öğretmeleri ve kısıtlamaların mantıklı gerekçelerini açıklamalıdır. 

BAŞARIYA KARŞI AŞAĞILIK DUYGUSU (6-12 yaş) (gizil-latens dönem)

Aşağılık duygusu dönemi okul yıllarını kapsar.

Çocuk bu dönemde kendisine ve yeteneklerine ilişkin olumlu tutumlar geliştirmelidir. Bunu başaramadığı takdirde aşağılık duygusu yaşayabilir.

Abartılı başarı beklentisine girmek, çocuğu başkalarıyla kıyaslamak, yaptıklarını beğenmeyip sürekli eleştirmek gibi davranışlar çocukta yetersizlik duygularına neden olur. 

KİMLİK KAZANMAYA KARŞI KİMLİK KARMAŞASI (12-18yaş) (genital dönem)

Bu dönemde, fizyolojik, bilişsel ve sosyal alanlarda hızlı değişme ve gelişmeler yaşanır.

Ergen kendine yakın bulduğu kişileri taklit edecektir.

Ergeni yargılamadan kabul eden, ergenin sevgi ve güven veren insanların bulunduğu bir çevrede bulunması, sağlıklı bir kimlik geliştirebilmesi açısından çok önemlidir.

Bu evrede kimlik bulma sorunu çözülmezse kimlik karmaşası bunalımı yaşar. 

YAKIN İLİŞKİLERE KARŞI YANLIZLIK (18-25 yaş)

Genç yetişkinlik yıllarında yaşanır.

Ergenlik döneminde kimliğini kazanan birey başkalarıyla ilişkiler ve dostluklar kurmak ister.

Yakınlık : Bireyin kendi bütünlüğünü koruyarak bir başkasının kişiliği içinde kendini bulmak anlamına gelir.

Bu dönemde yakın ilişkiler kurmada güçlük çekerse yalnızlık duygusu yaşayabilir. 

ÜRETKENLİĞE KARŞI DURGUNLUK

Orta yaşlarda yaşanır.

Orta yetişkinlikte bireyden aile ve iş yaşantısı ile toplumsal rollerinde verimli ve yaratıcı olması beklenmektedir.

Erikson’a göre verimlilik, yaşlıların “ihtiyaç duyulma ihtiyacını” karşılayan her şey olabilir.

Yetişkinlikte bu gelişim görevlerini başaramayan bireyler kendilerine ve çevrelerine faydalı olamazlar ve durgunluk yaşarlar. 

BENLİK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI UMUTSUZLUK

Yaşlılık yıllarını kapsar.

Birey yaşamını gözden geçirdiğinde anlamlı ve doyumlu bir hayat geçirdiğini düşünüyorsa benlik bütünlüğü gelişir.

Geçmişini başarısızlıklarla dolu gören ve pişmanlıklar yaşayanlar umutsuzluk duygularına kapılırlar. 

AHLAK GELİŞİMİ 

PİAGET’İN AHLAK GELİŞİMİ DÖNEMLERİ

Piaget ahlak gelişiminin bilişsel gelişime paralel olarak hiyerarşik bir sıra ile dönemler içinde ortaya çıktığını savunur.

Dışa bağlı dönem:

Birey ahlaki yargılar bakımından başkalarına bağlıdır.

Yetişkinler tarafından konulan kuralları sorgulamadan kabul eder.

10 yaşına kadar koyulan kurallara sorgulamadan uyarlar, fakat kuralı koyan görmediğinde kuralı ihlal ederler.

Bir davranış ahlaki olarak değerlendirilirken yapanın niyeti göz önüne alınmaz. 

Özerk dönem :

11 yaş ve sonrasındaki ahlaki değerlendirmeler içinde bulunulan koşullar dikkate alınarak yapılır.

Kuralların gereksinimler sonucu konduğu, gereksinimler değiştiğinde kurallarında değişebileceği anlaşılmaya başlanır.

Bu dönemde ahlaki yargılarda başkalarının değerlendirmelerinden çok bireyin kendi değerlendirmeleri önem kazanır.

Bir davranışın iyi yada kötü olduğuna karar verilirken davranışı yapanın niyetine de dikkat edilir. 

KOHLBERG AHLAK GELİŞİMİ 

İkilemlere verilen cevaplarda kararın doğru yada yanlışlığı üzerinde durulmamakta, verilen soruna çözüm bulunurken bireyin kullandığı dayanak noktaları incelenmektedir.

Çocukların çoğu gelenek öncesi düzeyin davranışlarını gösterir ancak bu, yetişkinlerin bu düzeyde olamayacakları anlamına gelmez. 

Gelenek öncesi düzey

Bu düzey çocuk için otoritenin koyduğu kurallar önemlidir.

Birey kendi gereksinimlerini doyurmayı ön plana alır.

Piaget’in dışa bağlı döneminin özelliklerini kapsar. 

İtaat ve ceza eğilimi

Çocuklar otoritenin koyduğu kurallara uyarlar ve ceza görecekleri davranışları yapmaktan kaçınırlar.

Kural koyan yada denetleyen ortada yoksa, kişi kuralı çiğnemekte bir sakınca görmez.

Genel olarak olayların dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne göre karar verirler. Olayın gerisindeki nedeni önemli değildir.

Saf çıkarcı eğilim    (araçsal ilişkiler eğilimi)

Ben merkezcidir.

Bireyin temel güdüsü kendi gereksinimlerini doyurmaktadır.

Bu evredeki kişi karşılığında bir iyilik görecekse başkasına iyilik yapar.

Bir davranış kişi için yararlı ise o davranışın doğru olduğu düşünülür. 

Geleneksel düzey

Gelenek öncesi düzeyden geleneksel düzeye geçişte en önemli bilişsel ayırt edici özellik rol alma yada empati kurma becerisidir.

Diğer insanların ve grupların gereksinimleri dikkate alınır.

Toplumsal değerler benimsenir.

Sosyal düzeni koruma ve destekleme eğilimi gösterilir. Bu nedenle bazen birey grubun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından daha fazla önemseyebilir. 

İyi çocuk eğilimi     (kişiler arası uyum)

Kişi için aile gibi gruplardan onaylanmak çok önemlidir.

Ahlaki değerlendirmelerde artık başkalarının duygu düşünceleri göz önüne alınır.

Kişinin temel güdüsü grup tarafından kabul edilme olduğundan, kişinin gruptan bağımsız olarak davrandığına pek rastlanmaz. 

Kanun ve düzen eğilimi

Bu evrede temel güdü toplumsal düzeni korumaktır.

Toplumsal kurallara ve yasalara uygun davranılır.

Kanunlara sorgulamadan uyulur, kanuna aykırı davranışlar hoş karşılanmaz.

Toplumsal sorumluluklar almaya önem verilir. 

Gelenek sonrası düzey

Kendine özgü ahlak ilkeleri geliştirir.

Ahlaki değerlendirmeler tüm koşullar dikkate alınarak insan hakları çerçevesinde yapılır.

Evrensel değerlere uymayan yasal düzenlemeler eleştirilir ve değiştirilmesi için uğraş verilir. 

Sosyal anlaşmalara ve yasalara uyma eğilimi

Yasaların sosyal düzeni korumak için gerekli olduğuna inanılır.

Gereksinimleri karşılamayan yasaların değiştirilebileceği ilkesi benimsenir.

Yasalar ve yasaların uygulanışı temel hak ve özgürlükler çerçevesinde eleştirel bir yaklaşımla incelenir. 

Evrensel ahlak ilkeleri

En üst ahlak gelişim evresidir.

Birey yasalardan tamamen bağımsız olarak kendi oluşturduğu ahlak ilkelerine uygun olarak davranır.

Bu ilkeler insan hakları, adalet, eşitlik gibi üst dizey evrensel değerler temel alınarak geliştirilir.

Bu evredeki birey kendi ilkeleriyle bağdaşmayan yasalara uymayabilir.

Adalet kanunun üstündedir. 

Kohlberg’in Ahlak Kuramının Sınırlılıkları

En önemli sınırlılığı, gerçek davranışı gözlemekten çok, ahlaki usavurma ile ilgilenmesi olmuştur.

Bulgularını tüm insanlara genellemiştir. Fakat sadece erkekler üzerinde araştırmıştır. 

Carol GILLIGAN’ın Ahlak Gelişimine İlişkin Görüşleri

Kohlberg’in ahlak gelişim aşamalarının kesin ve evrensel olmadığını savunur.

Kohlberg’in tersine kızların herhangi bir yetersizlik nedeniyle düşük düzeyde olmadıklarını savunur.

Üçüncü aşamadaki başkalarına iyilik ve yardım etme vb. özellikler çoğu toplumlarda kızlardan beklenen özelliklerdir. Kızların bu beklentiyi karşılama ve onay görme çabası içinde olmalarından bu dönemi aşmamış gibi görünmelerine sebep olduğunu söylemiştir.

Gilligan’a göre, ahlak gelişiminde önemli olan şey, Kohlberg’in belirttiği gibi bir sonraki gelişim düzeyine ulaşmak değil, ahlak sevgisi kazanmaktır. 

Ahlak Gelişimi Kavramalarının Eğitime Yansıması

Küçük çocukların bilişsel yapıları, kuralları ve ahlak ilkelerini anlamaya yeterli değildir. Bu nedenle kuralları birlikte uygulayarak, yaşayarak benimsetmek gerekir.

Okul öncesi dönem çocuklarındaki kural yokluğu “yaramazlık” olarak nitelendirilmemelidir. Bilişsel yapılarına uygun yollarla kuralları öğrenmelerini sağlayacak ortamlar hazırlanmalıdır. 

TOPLUMSAL (SOSYAL) GELİŞİM 

Bireyin toplumsal gelişimi, toplum bütünlüğü içindeki ilişkileri ve yaşantılarda olumlu değişmeleri ifade eder.

Toplumsallaşma, birey ve toplum arasındaki etkileşime dayalı iletişim dizgesidir.

Toplumsallaşma, kişinin içinde bulunduğu grup yada kültürün davranış kalıplarını öğrenmesiyle gerçekleşir.

Toplumsallaşma sayesinde çocukların davranışları düzene girer ve denetim altına alınır.

Toplusallaşma çevre uyumuna yardımcı bilgi ve becerileri kazandırır; kişisel gelişime katkıda bulunur.

Toplumsallaşma, toplumsal yaşantı ve düzenin sürekliliğini sağlar. 

Bilinçli Otorite

Açık ölçütler vardır ve çocukların olgun davranmasını beklerler.

Kurallara mutlaka uyulmasını isterler. Nedenini de açıklarlar.

Çocukları sözel iletişim konusunda cesaretlendirirler.

Anne baba sevgisini ılımlı bir şekilde gösterir.

Baskıcı Otorite

Anne baba daima serttir.

Sadece çocuğun itaati belenir.

Sert disiplin kuralları vardır.

Aşırı Hoşgörülü Tutum

Çocuğun her istediği yapılır.

Ceza azdır.

Uyulması gereken kural azdır.

Çocuğa karşı tutarsız tepki verilir. 

Toplumsal İlişkilerin Geliştirilmesinde Arkadaş İlişkileri

Çocuklar, fiziksel, toplumsal becerinin öğreniminde birbirlerine yardımcı olur.

Özsaygının gelişimini sağlarlar.

Saldırgan davranışları destekler yada önlemeye çalışırlar.

Oyun ve Toplumsal Becerilerin Rolü

Piaget’e göre, oyundaki etkin deneme ve yineleme, çocukların yeni durumları ve yaşantıları özümsemesine olanak sağlar.

Erikson’a göre, çocuk oyunda çevreyle baş etmeyi öğrenir. Oyunda çocuğun toplumsal yaşamı biçimlenir.


Ekleyen:Halil Kurt
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Gelişimin Temel İlkeleri ve Büyüme - Hazırbulunuşluk - Öğrenme - Olgunlaşma(19182)

Gelişim Alanları – Gelişim Dönemleri ve Özellikleri(1685)

ÇOCUKTA DİNİ GELİŞİM PSİKOLOJİSİ(1672)

İnsanda Sağlıklı Büyüme ve Gelişim(1426)

Gelişim Üniversitesi Hakkında(1412)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Tanıtım Yazılarınızı Yayınlamak İçin Tıklayın



Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın En Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!